Deutsche Bank: Altın onsu 5 yılda 8 bin doları görebilir
Deutsche Bank, gelişen ülkelerin altın alımlarının sürmesi ve rezerv dengelerinin değişmesi halinde altının ons fiyatının 8 bin dolara çıkabileceğini açıkladı.
Ankara’da yatırımcıların da yakından izlediği piyasa gündeminde, Deutsche Bank’ın altına ilişkin dikkat çeken değerlendirmesi öne çıktı. Banka, küresel finans sisteminde altının yeniden daha güçlü bir konuma geldiğini belirtirken, gelişmekte olan ülkelerin merkez bankası alımları ve rezerv kompozisyonundaki değişimlerin sürmesi halinde önümüzdeki 5 yıl içinde ons altının 8 bin dolara ulaşabileceği öngörüsünü paylaştı.
DEUTSCHE BANK ALTIN İÇİN NEDEN 8 BİN DOLAR TAHMİNİ YAPTI?
Deutsche Bank’ın değerlendirmesinde, altının yalnızca geleneksel bir yatırım aracı olarak değil, aynı zamanda küresel rezerv yapısında yeniden öne çıkan bir varlık olarak konumlandığı vurgulandı. Raporda, merkez bankalarının rezerv tercihlerindeki değişimin altın fiyatları üzerinde uzun vadeli etkiler oluşturabileceği belirtildi.
Banka, özellikle son yıllarda doların merkez bankası rezervlerindeki ağırlığının azalmasına karşılık altının payının artmasının, yeni dönemde fiyatlamaları etkileyen temel başlıklardan biri haline geldiğini ifade etti. Bu çerçevede altının, finansal sistem içinde daha güçlü bir denge unsuru olarak öne çıkabileceği değerlendirmesi yapıldı.
ALTIN FİYATLARI 5 YIL İÇİNDE 8 BİN DOLARA ÇIKAR MI?
Rapora göre, gelişmekte olan ülkelerde döviz rezervlerinin 5 trilyon dolara gerilemesi ve altının toplam rezervler içindeki payının yüzde 40 seviyesine yükselmesi halinde ons altın fiyatı önümüzdeki 5 yıl içinde 8 bin dolara ulaşabilir. Deutsche Bank, bu senaryonun özellikle merkez bankalarının altın talebinin sürmesiyle güç kazanabileceğini bildirdi.

Bu tahmin, kesinleşmiş bir fiyat seviyesi değil; belirli makroekonomik koşulların oluşmasına bağlı bir senaryo olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle altın piyasasında yön tayin edilirken küresel rezerv verileri, faiz politikaları, jeopolitik riskler ve merkez bankası alımları birlikte izleniyor.
DOLARIN REZERVLERDEKİ PAYI AZALIRKEN ALTININ ETKİSİ ARTIYOR
Deutsche Bank, uzun vadeli görünümde doların merkez bankası rezervlerindeki payında gerileme yaşandığını, buna karşılık altının ağırlığının arttığını belirtti. Bankanın değerlendirmesine göre doların rezervlerdeki payı yüzde 60’lı seviyelerden yüzde 40 bandına doğru gerilerken, altının payı ise yaklaşık üç kat artışla yüzde 30 düzeyine ulaştı.
Söz konusu değişimin arkasında yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik gelişmelerin de bulunduğu ifade edildi. Özellikle küresel kırılganlıkların arttığı dönemlerde merkez bankalarının güvenli liman niteliği taşıyan varlıklara yönelmesi, altını daha stratejik hale getiriyor.
ALTININ REZERVLERDEKİ PAYINI BELİRLEYEN 3 TEMEL FAKTÖR
Deutsche Bank’a göre altının merkez bankası rezervlerindeki payını şekillendiren üç ana unsur bulunuyor. Bunların ilki merkez bankalarının portföylerinde tuttukları toplam altın miktarı olarak öne çıkıyor.

İkinci unsur altın fiyatlarının seviyesi, üçüncü unsur ise küresel döviz rezervlerinin toplam büyüklüğü olarak sıralanıyor. Bu üç başlıktaki değişimin birlikte ele alınması gerektiğini belirten banka, özellikle gelişen ülkelerin altın alımlarının fiyatları yukarı taşıyabilecek önemli bir etken olduğunu vurguladı.
GELİŞEN ÜLKELERİN ALTIN ALIMI PİYASAYI NASIL ETKİLİYOR?
Raporda, gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarının son yıllarda altın alımlarını artırdığına dikkat çekildi. Bu eğilimin devam etmesi halinde altının rezervlerdeki ağırlığının daha da yükselebileceği ve fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskının sürebileceği ifade edildi.
Altın talebindeki bu artış, rezerv çeşitlendirme stratejileriyle de ilişkilendiriliyor. Özellikle dış şoklara karşı daha dayanıklı bir rezerv yapısı kurmak isteyen ülkelerin altına yönelmesi, piyasada yapısal talep oluşturuyor.
KÜRESEL DÖVİZ REZERVLERİNDE GERİLEME ALTINI DESTEKLEYEBİLİR
Deutsche Bank, küresel döviz rezervlerinde yapısal bir gerileme eğiliminin başlayabileceğini de öngördü. Böyle bir senaryoda altının toplam rezervler içindeki oranının daha hızlı artabileceği kaydedildi.
Uzmanlara göre bu tablo, altın fiyatlamasında sadece kısa vadeli yatırımcı hareketlerinden değil, merkez bankalarının stratejik tercihlerinden kaynaklanan daha kalıcı etkiler yaratabilir. Bu nedenle önümüzdeki dönemde altın piyasasında merkez bankası verileri daha fazla önem kazanabilir.