Arılara fısıldayan adam!
Ankara’da beş yıldır arıcılık yapan Murat Atalay, koruyucu kıyafet kullanmadan temas ettiği arılarıyla görenleri şaşırtıyor.
Ankara’da mini çiftlik tarzındaki alanında farklı hayvanlara bakan Murat Atalay, yaklaşık beş yıldır sürdürdüğü arıcılıkla çevresinde tanınan bir isim hâline geldi. Arılara koruyucu ekipman kullanmadan yaklaşan Atalay, bu yakın temasın tecrübe, doğru arı ırkı seçimi ve özgüvenle mümkün olduğunu söylüyor.
ANKARA’DA ARILARLA KURDUĞU BAĞ İLGİ GÖRÜYOR
Ankara’da yaşayan Murat Atalay, hayvan sevgisini günlük yaşamının merkezine alan isimlerden biri oldu. Mini çiftlik tarzındaki alanında farklı hayvanlara bakan Atalay, arıcılığa duyduğu özel ilgiyle de tanınıyor. Yaklaşık beş yıldır arılarla ilgilenen Atalay, kovanların başında sergilediği sakin tavırla çevresindekilerin ilgisini çekiyor.
Arıcılıkta çoğu kişinin tercih ettiği özel kıyafet, eldiven ve koruyucu ekipmanı kullanmayan Atalay, arılara çıplak elleriyle temas ediyor. Kovan çevresinde korkmadan hareket eden ve arıları eline alabilen Atalay’ın bu görüntüsü, onu izleyenlerde şaşkınlık oluşturuyor.
Hayvanları severek beslediğini belirten Atalay, arılara karşı ilgisinin diğer hayvanlardan biraz daha farklı olduğunu ifade ediyor. Atalay, “Mini çiftlik tarzı yerim var. Hayvanların hepsini çok seviyorum, severek besliyorum. Arıya farklı bir ilgim var. Ortalama beş yıldır arıcılık yapıyorum” dedi.
ARILAR KORKUYU HİSSEDEBİLİYOR
Murat Atalay’a göre arılarla güvenli temas kurmanın ilk şartı sakin kalmak ve korkuya kapılmamak. Arıların insan davranışlarına duyarlı olduğunu söyleyen Atalay, özellikle tedirgin hareketlerin arılar tarafından tehdit olarak algılanabileceğini belirtiyor.
Atalay, arıların koku alma duyularının gelişmiş olduğunu ve çevredeki değişikliklere hızlı tepki verebildiklerini dile getiriyor. Ona göre arı, kendisini tehlikede hissetmediği sürece saldırgan bir canlı değil. Ancak ani hareketler, korku ve panik, kovan çevresinde istenmeyen tepkilere yol açabiliyor.
Arılardan korkmadığını anlatan Atalay, “Arıları beslerken korkmuyorum. Arıdan korkan insan arıyı besleyemez çünkü arı korkan insanı biliyor. Köpek gibi hissediyor. Köpeklerin de hisleri çok kuvvetlidir, aynı şekilde arıların da özellikle koku alma duyuları çok gelişmiştir. Görme yetileri çok yüksektir. Bir tehlike hissettikleri zaman saldırıya geçerler. Onun dışında zarar verecek bir canlı değildir” diye konuştu.
KORUYUCU KIYAFET KULLANMADAN ARILARA YAKLAŞIYOR
Arıcılıkta deneyimin büyük önem taşıdığını vurgulayan Atalay, arılara çıplak elle dokunmasının bilinçsiz bir cesaretten kaynaklanmadığını söylüyor. Kovan davranışlarını tanımanın, arıların ruh hâlini okuyabilmenin ve doğru zamanda müdahale etmenin bu işin temel unsurları arasında yer aldığını belirtiyor.
Atalay, arılarla temas ederken kendisine duyduğu güvenin yanı sıra yıllar içinde edindiği pratiğin de etkili olduğunu ifade ediyor. Kovan başında sakin kalmanın, arılara yaklaşırken sert ve hızlı hareketlerden kaçınmanın önemli olduğunu dile getiriyor.
Arıları çıplak elle almasının özgüven ve tecrübeyle bağlantılı olduğunu anlatan Atalay, “Arıları çıplak elle almamın sebebi kendime güvenmemle alakalı, biraz da işi bilmekle alakalı. İşi bilir, biraz da güvenirseniz kendinize korkmazsanız arı bir şey yapmaz. Kaliteli bir ırksa zaten zarar vermez” ifadelerini kullandı.
UYSAL ARI IRKIYLA ÇALIŞIYOR
Murat Atalay, arıcılıkta arı ırkı seçiminin de belirleyici olduğunu söylüyor. Her arı kolonisinin aynı karaktere sahip olmadığını anlatan Atalay, bazı arıların daha hırçın, bazılarının ise daha uysal davranış gösterebildiğini belirtiyor.
Atalay’a göre doğru ırkla çalışmak, hem arıcının güvenliği hem de verimli üretim açısından önem taşıyor. Kovanların bulunduğu bölgeye uyum sağlamış arıların daha dengeli davranabildiğini söyleyen Atalay, kendi tercihinin bulunduğu çevreye adapte olmuş uysal bir ırktan yana olduğunu aktarıyor.
Arıların farklı özelliklere sahip olduğunu dile getiren Atalay, “Arılar farklı farklı. Bunun doğru düzgün bal yapmayanı da var, çok hırçın olanı da var. Kovanın kapağını kesinlikle açtırmayan da var, kovanın önünden geçirtmeyeni var. Bazıları da çok uysal. Ben uysal bir ırkla çalışıyorum. Eko tip bir ırk benimki. Buraya uyum sağlamış bir arı ırkıyla çalışıyorum, o yüzden bir problem yaşamıyorum” dedi.
“ARILARA FISILDAYAN ADAM” DİYE TANINIYOR
Arılarla kurduğu yakın ilişki, Murat Atalay’a çevresinde farklı lakaplar kazandırdı. Koruyucu kıyafet kullanmadan kovanlara yaklaşması ve arılarla sakin biçimde temas kurması nedeniyle bazı kişiler ona “Arılara fısıldayan adam” diyor.
Atalay, çevresindekilerin kendisine “korkusuz” ve “arıkeoloji” gibi ifadelerle de seslendiğini belirtiyor. Ancak kendisini en çok hayvansever olarak tanımlayanların olduğunu söyleyen Atalay, yaptığı işin temelinde hayvanlara duyduğu sevginin bulunduğunu ifade ediyor.
Arıcılığın sabır, gözlem ve dikkat isteyen bir uğraş olduğunu dile getiren Atalay, arılarla sağlıklı bir bağ kurmak için doğayı tanımanın ve canlıların davranışlarına saygı göstermenin gerektiğini belirtiyor.