Ankara'daki NATO Zirvesi dönüm noktası olacak
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi’nin ittifakın geleceğini şekillendirecek kritik bir dönüm noktası olacağını söyledi.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, NATO Savunma Bakanları Toplantısı nedeniyle bulunduğu Brüksel’de Türk gazetecilerle bir araya gelerek gündeme ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. NATO Karargâhı’nda gerçekleştirilen temaslarda Ukrayna Savunma Temas Grubu toplantıları ile NATO Savunma Bakanları oturumlarına katıldıklarını belirten Güler, ittifakın savunma ve caydırıcılık politikalarının yanı sıra Ukrayna’ya yönelik destek mekanizmalarının ve güncel güvenlik başlıklarının ele alındığını söyledi. Türkiye’nin NATO’ya kuvvet katkısı sağlayan ülkeler arasında her zaman ilk sıralarda yer aldığını vurgulayan Güler, toplantılarda Türkiye’nin savunma harcamaları alanındaki hedeflerine yönelik kararlı ilerleyişini, Ukrayna’ya verilen destekleri ve diplomatik çözüm girişimlerine sağlanan katkıları müttefik ülkelere aktardıklarını ifade etti.

HÜRMÜZ BOĞAZI MESAJI
Bakan Güler, bölgesel barış ve istikrarın korunması kapsamında İran ile ABD arasındaki gerilimin sona erdirilmesine yönelik sağlanan mutabakatı memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, ihtiyaç duyulması halinde Hürmüz Boğazı’nda yürütülebilecek mayın temizleme faaliyetlerine destek vermeye hazır olduklarını dile getirdi. Brüksel’deki temasları sırasında birçok ülkenin savunma bakanıyla görüşmeler gerçekleştirdiğini kaydeden Güler, hem ikili ilişkilerin geliştirilmesi hem de savunma ve güvenlik alanındaki iş birliği fırsatlarının değerlendirilmesi konusunda görüş alışverişinde bulunduklarını söyledi.
TÜRKİYE NATO'NUN STRATEJİK AKLININ PARÇASI
Güler, günümüzde NATO’nun konvansiyonel tehditlerin yanı sıra hibrit saldırılar, siber riskler, terörizm, enerji güvenliği sorunları ve bölgesel istikrarsızlıklar gibi çok boyutlu tehditlerle karşı karşıya bulunduğunu ifade etti. Türkiye’nin yalnızca coğrafi konumu nedeniyle değil, sahip olduğu askeri kapasite ve operasyonel tecrübe sayesinde de NATO’nun stratejik yapısının önemli bir unsuru olduğunu belirten Güler, Ankara’da düzenlenecek zirvenin ittifakın değişen güvenlik ortamına uyum sağlama iradesini ortaya koyacağını söyledi. Bakan Güler, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı zirvenin NATO’nun gelecekte izleyeceği stratejik yönelimlerin şekillenmesinde belirleyici rol oynayacağını belirterek, bu organizasyonun Türkiye’nin ittifak içerisindeki ağırlığının doğal bir sonucu olduğunu ifade etti.
AVRUPA GÜVENLİĞİNDE YENİ DÖNEM
ABD’nin Avrupa’dan tamamen çekilmediğini ancak askeri varlığını azaltma yönünde adımlar attığını belirten Güler, Avrupa ülkelerinin oluşabilecek boşluğu doldurmak amacıyla savunma harcamalarını artırdığını ve bazı ülkelerin yeniden zorunlu askerlik uygulamalarına yöneldiğini söyledi. Avrupa devletlerinin güvenlik sorumluluğunu daha fazla üstlenmeye başladığını ifade eden Güler, kıtanın güvenliğinin büyük ölçüde Avrupalılar tarafından sağlanması gerektiği anlayışının güçlendiğini kaydetti.
SAVUNMA SANAYİSİNDE TÜRKİYE ETKİSİ
Türkiye’nin savunma sanayisinde elde ettiği gelişmelerin yalnızca ulusal güvenliği değil, NATO’nun ortak savunma kapasitesini de güçlendirdiğini vurgulayan Güler, yerli ve milli sistemlerin müttefikler arasındaki birlikte çalışabilirlik seviyesine önemli katkılar sunduğunu belirtti. Güçlü bir savunma sanayisinin güçlü caydırıcılık anlamına geldiğini ifade eden Güler, Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi kapsamında düzenlenecek Savunma Sanayi Forumu’nun da müttefik ülkeler arasında yeni iş birliklerinin önünü açacağını söyledi. Toplantılar sırasında bazı NATO üyesi ülkelerin savunma bakanlarının Türk savunma sanayisinin ulaştığı seviyeyi takdirle karşıladığını ve Türkiye ile iş birliğinin geliştirilmesinin önemine dikkat çektiğini de aktardı.
TÜRKİYE'NİN NATO VİZYONU
Türkiye’nin hedefinin dayanıklı, güçlü, birlik ruhunu koruyan ve tüm müttefiklerinin güvenlik kaygılarına eşit hassasiyet gösteren bir NATO olduğunu belirten Güler, Ankara Zirvesi’nde öncelikli beklentilerden birinin kolektif savunma anlayışının ve NATO’nun 5’inci maddesine bağlılığın güçlü şekilde teyit edilmesi olduğunu ifade etti. Savunma harcamaları ve kabiliyet hedefleri konusunda somut adımların önemine dikkat çeken Güler, üretim kapasitesinin artırılması ve caydırıcılığın güçlendirilmesi için ortak iradenin ortaya konulması gerektiğini söyledi.
TÜRKİYE'NİN İTTİFAK İÇİNDEKİ ROLÜ
Türkiye’nin NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip ülkesi olduğunu hatırlatan Güler, eğitim faaliyetlerinden tatbikatlara, operasyonlardan komuta-kontrol görevlerine kadar ittifakın tüm temel faaliyetlerinde etkin rol üstlenmeye devam ettiklerini belirtti. Steadfast Dart-26 Tatbikatı’na geniş katılım sağladıklarını ifade eden Güler, binlerce personel ve Anadolu Deniz Görev Grubu ile NATO’nun savunma ve caydırıcılık kapasitesine güçlü destek verdiklerini söyledi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terörle mücadele ve sınır ötesi operasyonlardan elde ettiği tecrübeler sayesinde NATO’nun en hazırlıklı kuvvetleri arasında yer aldığını kaydeden Güler, önümüzdeki dönemde Müttefik Reaksiyon Kuvveti’nin komutasının Türkiye tarafından üstlenilecek olmasının da ülkenin ittifak içindeki stratejik önemini ortaya koyduğunu ifade etti.
KARADENİZ VE UKRAYNA SAVAŞI
Rusya-Ukrayna savaşının yalnızca iki ülke arasındaki bir çatışma olmadığını belirten Güler, savaşın Avrupa güvenliği, enerji arzı, küresel ticaret ve NATO’nun güvenlik gündemi üzerinde doğrudan etkileri bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin savaşın başından bu yana dengeli ve ilkeli bir politika izlediğini ifade eden Güler, hem Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklediklerini hem de diplomasi kanallarının açık tutulmasına katkı sunduklarını belirtti. Montrö Sözleşmesi’nin kararlılıkla uygulanmaya devam ettiğini vurgulayan Güler, Karadeniz’in istikrarının Avrupa-Atlantik güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu dile getirdi.
ORTA DOĞU VE DOĞU AKDENİZ VURGUSU
Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin yalnızca bölgeyi değil küresel güvenliği de etkilediğini belirten Güler, Türkiye’nin çatışmaların büyümesini değil diplomasi ve diyalog yoluyla çözülmesini savunduğunu söyledi. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin yakından takip edildiğini kaydeden Güler, enerji arz güvenliği ve deniz ticaretinin kesintisiz sürdürülmesinin uluslararası istikrar açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelere de değinen Güler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğinin Türkiye açısından hayati önemde olduğunu belirterek, bölgesel dengeleri bozabilecek girişimlerin dikkatle izlendiğini söyledi. Türkiye’nin bölgede barış ve istikrardan yana olduğunu vurgulayan Güler, KKTC’nin güvenliğini tehdit edecek herhangi bir gelişme karşısında gerekli adımların atılacağı mesajını verdi.