Ankara’daki kullanılmayan krematoryum kemik deposu oldu
Cebeci Asri Mezarlığı’ndaki krematoryum, İslami şartlara uygun olmadığı için hiç kullanılmadı; yapı bugün kemik deposu olarak değerlendiriliyor.
Okunma Süresi: 4 dakika 26 saniye
Ankara’daki Cebeci Asri Mezarlığı’nda yer alan krematoryum, cenaze yakma uygulamasının İslamiyet’te uygun görülmemesi nedeniyle hiçbir zaman amacına uygun kullanılmadı. Cumhuriyet’in erken döneminde inşa edilen yapı, günümüzde sahipsiz mezarlardan çıkarılan kemiklerin muhafaza edildiği ossuarium, yani kemik deposu olarak varlığını sürdürüyor.
ANKARA’NIN TARİHİ MEZARLIKLARINDAN BİRİ
Cebeci Asri Mezarlığı, Ankara’nın Cumhuriyet dönemiyle birlikte şekillenen en önemli mezarlık alanlarından biri olarak biliniyor. Başkentte artan nüfus, eski mezarlık alanlarının yetersiz kalması ve modern şehir planlaması ihtiyacı, yeni bir mezarlık projesini gündeme getirdi.
Mezarlık araştırmacısı Zeliha Demirci Aktaş, Cebeci Asri Mezarlığı’nın yalnızca Ankara için değil, Türkiye mezarlık tarihi açısından da önemli bir yer tuttuğunu belirtti.
CUMHURİYET SONRASI MEZARLIK İHTİYACI ARTTI
Aktaş, Cumhuriyet’in ilanından sonra Ankara’da hızlı bir nüfus artışı yaşandığını, kentin başkent kimliğiyle birlikte büyümeye başladığını söyledi.
Bu süreçte mahalle aralarındaki eski mezarlıklar, cami hazireleri ve küçük defin alanları hem ihtiyacı karşılamamaya başladı hem de dönemin şehircilik anlayışına uygun görülmedi. Bu nedenle 1932 yılında Ankara İmar Planı ile birlikte eski mezarlıkların kaldırılması gündeme geldi.
CEBECİ ASRİ MEZARLIĞI PROJESİ BÖYLE DOĞDU
Zeliha Demirci Aktaş, başkentte acil bir mezarlık ihtiyacının ortaya çıkması üzerine Cebeci Asri Mezarlığı Projesi’nin hazırlandığını ifade etti.
Aktaş, “Cebeci Asri Mezarlığı sadece Ankara için değil, Türkiye için de çok önemli bir yer. Cumhuriyet’in ilanından sonra başkent Ankara’da yoğun bir nüfus artışı oluyor, çünkü şehir hızla gelişmeye başlıyor. Bununla beraber eski mezarlıklar, mahalle aralarındaki mezarlıklar ve cami hazireleri işlev görmemeye başlıyor.” dedi.

“ANKARA İMAR PLANI İLE ESKİ MEZARLIKLAR KALDIRILIYOR”
Aktaş, dönemin şehir planlama yaklaşımının yeni ve düzenli mezarlık alanlarını zorunlu hale getirdiğini belirtti.
“Zaten plancılık anlayışına da uymuyor. Bu yüzden de 1932 yılında Ankara İmar Planı ile beraber eski mezarlıkları kaldırıyorlar. Artık acil bir mezarlığa ihtiyaç oluyor. Bu yüzden de Cebeci Asri Mezarlığı Projesi doğuyor.” ifadelerini kullandı.
PROJEDEKİ EN İLGİNÇ YAPI KREMATORYUM OLDU
Cebeci Asri Mezarlığı’nı diğer mezarlıklardan ayıran en dikkat çekici unsur, proje içinde bir krematoryum yapısının yer alması oldu.
Krematoryum, ölü yakma tesisi anlamına geliyor. Ancak bu yapı, Türkiye’deki dini ve kültürel defin anlayışı nedeniyle hiçbir zaman cenaze yakma amacıyla kullanılmadı.
ORTA AVRUPA ETKİSİYLE PROJEYE EKLENDİ
Aktaş, krematoryumun projeye dönemin Avrupa’daki uygulamalarından etkilenilerek eklendiğini söyledi.
“O dönem Orta Avrupa’da kremasyon çok yaygın olduğu için bu projeye de bir krematoryum ekleniyor.” diyen Aktaş, yapının proje içindeki modernleşme ve dönemsel şehircilik anlayışının izlerini taşıdığını ifade etti.
İSLAM’DA CENAZE YAKILMASI UYGUN GÖRÜLMEDİ
Krematoryumun hiç kullanılmamasının temel nedeni, İslamiyet’te cenazenin yakılmasının uygun görülmemesi oldu.
Aktaş, “İslam’da cenaze yakılması uygun görülmediği için bu krematoryum hiçbir zaman amacına uygun kullanılmadı.” dedi. Böylece yapı, inşa edilmesine rağmen cenaze yakma tesisi olarak hizmet vermedi.
KREMATORYUM OSSUARIUM OLARAK KULLANILDI
Amacına uygun kullanılmayan krematoryum yapısı, zaman içinde farklı bir işleve kavuştu. Bina, ossuarium yani kemik deposu olarak kullanılmaya başlandı.
Mezarlıkta definlerin artması ve bazı mezarların sahipsiz kalması üzerine, mezarlardan çıkarılan kemikler bu yapıda muhafaza edildi. Nakil işlemleri veya çeşitli nedenlerle ortaya çıkan insan kemikleri de burada saklandı.

SAHİPSİZ KEMİKLER SAYGIYLA MUHAFAZA EDİLİYOR
Zeliha Demirci Aktaş, yapının bugün sahipsiz kalan kemiklerin saygıyla korunduğu bir alan olarak varlığını sürdürdüğünü belirtti.
Aktaş, “Buraya definler arttıkça ve zaman içerisinde sahipsiz kalan mezarlardaki kemikler alınıp bu binanın içerisine konuluyor. Bunun yanı sıra nakil işlemlerinde ya da belirli sebeplerden ortaya çıkan insan kemikleri de alıp burada saklanıyor. Aslında burası sahipsiz kalan kemiklerin saygıyla saklandığı bir yer olarak varlığını sürdürüyor.” diye konuştu.
TÜRKİYE’DE BU ÖZELLİĞİYLE TEK ÖRNEK
Cebeci Asri Mezarlığı, hem krematoryum yapısına sahip olması hem de bu yapının ossuarium olarak kullanılması nedeniyle Türkiye’de özel bir konuma sahip bulunuyor.
Aktaş, Cebeci Asri Mezarlığı’nın bu yönüyle Türkiye’de tek örnek sayıldığını söyledi. Yapı, kullanılmayan bir krematoryumun zaman içinde kemik deposuna dönüşmesi açısından mezarlık mimarisi ve kültürel tarih bakımından dikkat çekiyor.
ZİNCİRLİKUYU’DAKİ KREMATORYUM YIKILDI
Aktaş, İstanbul’daki Zincirlikuyu Asri Mezarlığı’nda da benzer bir krematoryum yapıldığını ancak bu binanın daha sonra yıkıldığını aktardı.
“1930 yılında Zincirlikuyu Asri Mezarlığı’na da bir krematoryum yapılıyor ama yine İslamiyet’te uygun görülmediği için o bina yıkılıyor. Ama buradaki bina yıkılmayıp Ossuarium olarak kullanılmaya devam ediyor.” dedi.
ANKARA TAŞINDAN İNŞA EDİLDİ
Cebeci Asri Mezarlığı’ndaki krematoryum yapısı, kentin mimari dokusuna uyum sağlaması amacıyla Ankara taşından inşa edildi.
Bu özellik, yapının yalnızca işlevsel değil, aynı zamanda mimari açıdan da Cumhuriyet dönemi Ankara’sının şehircilik anlayışını yansıtmasını sağladı. Yapı, sade ve dönemin mimari diliyle uyumlu görünümüyle mezarlık içinde dikkat çekiyor.

MEZARLIĞIN TASARIMI HAKKINDA RİVAYET
Cebeci Asri Mezarlığı’nın planlamasına ilişkin halk arasında anlatılan bir rivayet de bulunuyor. Aktaş, bu bilginin tarihi belgeyle doğrulanmadığını özellikle vurguladı.
Rivayete göre mezarlığın mimarı, alanı tepeden bakıldığında fil ayağı şeklinde tasarladı. Bu anlatıya göre filin ölülerini hatırlayan, yas tutan ve kemiklerini bulan bir hayvan olarak bilinmesi bu tasarımda ilham kaynağı oldu.
“BU SEBEPLE MEZARLAR KIBLEYE BAKMIYOR”
Aktaş, mezarlığın belirli bir geometrik plana göre düzenlendiğini, bu nedenle bazı mezarların kıble yönüne bakmadığını söyledi.
“Mezarlıkla ilgili bir rivayet var. Rivayet diyorum çünkü bununla ilgili tarihi bir bulgu yok. Mezarlığın mimarı, bu mezarlığı tepeden bakıldığında fil ayağı şeklinde tasarlamış.” diyen Aktaş, mezarların geometrik plana oturtulduğunu belirtti.
BAZI MEZARLAR KIBLE YÖNÜNE UYGUN DEĞİL
Aktaş, mezarların yönüyle ilgili olarak bazı mezarların kıbleye baktığını, bazılarının ise bakmadığını ifade etti.
“Böylelikle mezarlar belirli bir geometrik şekilde oturtulmuş. Bu sebeple de mezarlar kıbleye bakmıyor. Bazıları bakabilirken, bazıları bakmıyor. Çünkü bu mezarlığın belirli bir tasarımı var.” şeklinde konuştu.
CEBECİ ASRİ MEZARLIĞI TARİHİ VE KÜLTÜREL BELLEK TAŞIYOR
Cebeci Asri Mezarlığı, Ankara’nın başkent oluşundan sonra kent kimliğinin şekillendiği dönemin önemli izlerini barındırıyor. Mezarlık, yalnızca defin alanı değil; şehir planlaması, mimari, inanç, kültür ve modernleşme tartışmalarının da somut bir parçası olarak öne çıkıyor.
Kullanılmayan krematoryumun kemik deposuna dönüşmesi, Türkiye’de defin gelenekleri ile erken Cumhuriyet dönemi planlama anlayışı arasındaki dikkat çekici örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.