Anadolu’nun yaşayan hafızalarından Büyükocak Cemevi

Malatya’nın Arapgir ilçesindeki yaklaşık 800 yıllık Büyükocak Cemevi, sosyal medyada yapılan bir paylaşımla yeniden gündeme geldi.

Okunma Süresi: 1 dakika 25 saniye
ABÖ
Ayşe Beyza Özcan Muhabir
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Anadolu’nun yaşayan hafızalarından Büyükocak Cemevi
ABÖ
Ayşe Beyza Özcan Muhabir

Malatya’nın Arapgir ilçesine bağlı Onar Köyü’nde bulunan Büyükocak Cemevi, paylaşılan tarihî bilgilerle yeniden kamuoyunun gündemine taşındı. 1224 yılında inşa edilen ve Anadolu’nun en eski cemevlerinden biri olarak kabul edilen yapı, Alevi-Bektaşi geleneği, Oğuz kültürü ve Türk tasavvuf tarihindeki yeriyle öne çıkıyor. Yapılan paylaşımda, Anadolu Aleviliği ve Bektaşiliğinin tarihsel kökleri ile Oğuz kültürü arasındaki bağa dikkat çekilirken, Büyükocak Cemevi’nin yalnızca bir ibadet mekânı değil aynı zamanda Türk kültür tarihinin önemli miraslarından biri olduğu vurgulandı.

OĞUZ MİRASININ ÖNEMLİ SİMGELERİNDEN

Türk soyu Oğuzların, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde toplumsal ve askerî yapının şekillenmesinde önemli rol oynadığı paylaşımda belirtilirken, Alevilik ve Sünniliğin de bu ortak tarihî ve kültürel mirasın iki temel damarı olduğu ifade edildi. Ayrıca Alevi-Bektaşi kültürünün tarih boyunca yeterince tanınmadığı ve bu nedenle Anadolu’nun önemli kültürel miraslarından bazılarının geniş kitleler tarafından yeterince bilinmediği değerlendirmesine yer verildi.

TARİHİ CEMEVİNİ ŞEYH HASAN ONAR KURMUŞTU

Paylaşımda aktarılan bir diğer bilgiye göre Büyükocak Cemevi, 1224 yılında Şeyh Hasan Onar, diğer adıyla Sultan Onar tarafından kuruldu.

Vakıf kayıtları ve tarihî kaynaklarda yapının Selçuklu dönemine uzanan köklü bir geçmişe sahip olduğu belirtilirken, Şeyh Hasan Onar’ın Oğuzların Bayat Boyu’na mensup olduğu, cemevinde yer alan Bayat damgasının da bu tarihî bağı yansıttığı ifade edildi.

ANADOLU İRFANININ YAŞAYAN HAFIZASI…

Büyükocak Cemevi’nin yalnızca ibadet amacıyla kullanılan bir yapı olmadığına dikkat çekilirken, yapının Türk tasavvufu, Oğuz geleneği ve Anadolu irfanının yaşayan hafızası niteliği taşıdığı vurgulandı.

Dört Kapı Kırk Makam anlayışını yaşatan önemli merkezlerden biri olarak gösterilen cemevinin, çivisiz ahşap mimarisi, tarihî damgaları ve sembolleriyle Türk mimarlık tarihi ile kültürel miras açısından da önemli bir yere sahip olduğu kaydedildi.

Uzmanlar ise Selçuklu döneminden günümüze ulaşan tarihî yapıların yalnızca inanç tarihi açısından değil, Türk kültürü, mimarisi ve toplumsal hafızası bakımından da korunması gereken önemli değerler arasında yer aldığına dikkat çekiyor.

Haber Hakkında Ne Düşünüyorsun?

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa