Ankara'da uzmanından fazla tuz tüketimine yönelik uyarı

Uzman Diyetisyen Sena Nur Doğan, fazla tuzun yalnızca tansiyonu değil, uzun vadede kalp-damar, böbrek ve kemik sağlığını da etkileyebileceğini söyledi.

Okunma Süresi: 2 dakika 41 saniye
HA
Kaynak İHA
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara'da uzmanından fazla tuz tüketimine yönelik uyarı
HA
Kaynak İHA

Günlük beslenmenin temel unsurlarından biri olan tuz, vücudun bazı yaşamsal işlevlerini yerine getirebilmesi açısından önem taşıyor. Tuzun içerdiği sodyum; sinirlerin iletilmesi, kasların çalışması ve vücuttaki sıvı dengesinin korunması gibi süreçlerde rol oynuyor. Ancak uzmanlara göre sağlık açısından belirleyici olan, sodyumun tüketilip tüketilmemesinden çok ne kadar alındığı.

Medicana International Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, yüksek miktarda sodyum tüketiminin uzun vadede çeşitli organ ve sistemler üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirtti. Doğan, fazla tuz tüketiminin yalnızca hipertansiyonla ilişkilendirilmesinin doğru olmadığını ifade ederek, tansiyon değeri normal olan kişilerin de uzun süreli yüksek tuz tüketimine karşı dikkatli olması gerektiğini söyledi.

Medicana International Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan

GÜNLÜK SINIR YAKLAŞIK BİR SİLME ÇAY KAŞIĞI

Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinlerin günlük tuz tüketimini 5 gramın altında tutmasını tavsiye ediyor. Bu miktarın yaklaşık olarak bir silme çay kaşığı tuza karşılık geldiği belirtilirken, söz konusu sınırın yalnızca yemeklere eklenen tuzu değil, gün boyunca tüketilen bütün yiyeceklerden alınan toplam tuzu kapsadığına dikkat çekildi.

Türkiye’de tuz tüketiminin tavsiye edilen miktarların üzerinde olduğunu belirten Doğan, günlük tüketimde gizli tuz kaynaklarına karşı da dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Ekmek, peynir, zeytin ve şarküteri ürünlerinin yanı sıra hazır çorbalar, konserveler, turşular, hazır soslar, cips, kraker ve fast food ürünleri de yüksek miktarda tuz içerebilen besinler arasında gösterildi. Bu nedenle tüketicilerin yalnızca sofradaki tuzluğu kontrol etmesinin yeterli olmayacağı, satın alınan ürünlerin etiket bilgilerinin de dikkatle incelenmesi gerektiği ifade edildi.

TUZ SADECE TANSİYONU ETKİLEMİYOR

Uzun süre boyunca yüksek miktarda sodyum alınmasının kalp-damar sistemi açısından da göz ardı edilmemesi gereken bir risk oluşturabileceğini belirten Doğan, bu konunun yalnızca hipertansiyon hastalarının gündeminde olmaması gerektiğini söyledi. Uzmanın değerlendirmesine göre, fazla tuz tüketimi idrar yoluyla kalsiyum kaybının artmasına da neden olabiliyor. Özellikle yeterli miktarda kalsiyum almayan, D vitamini eksikliği bulunan veya menopoz sonrası dönemdeki bireylerde bu durumun kemik sağlığı bakımından dikkate alınması gerekiyor.

Bununla birlikte osteoporozun yalnızca yüksek tuz tüketiminden kaynaklanan bir hastalık olmadığı da vurgulandı. Hormonal değişiklikler, genetik özellikler, fiziksel aktivite düzeyi ve genel beslenme düzeni gibi birçok faktörün kemik sağlığı üzerinde birlikte etkili olduğu belirtildi. Tuz tüketiminin azaltılmasının ise mide sağlığını desteklemeye yönelik genel yaşam tarzı değişikliklerinin bir parçası olabileceği ifade edildi.

SABAH GÖRÜLEN ŞİŞLİKLERDE TUZUN DA PAYI OLABİLİR

Sabahları özellikle ellerde, yüzde veya ayaklarda ortaya çıkan şişliklerin nedeninin her zaman fazla su tüketimi olmadığı belirtildi. Yüksek miktarda sodyum alınmasının vücutta su tutulmasını artırabileceğini söyleyen Doğan, bunun ödem ve şişlik hissine yol açabileceğini aktardı.

Ancak tekrarlayan veya belirgin şekilde ortaya çıkan ödemin yalnızca tuz tüketimine bağlanmaması gerektiği konusunda da uyarıda bulunuldu. Bu tür şikâyetleri bulunan kişilerin, altta yatan farklı bir neden olup olmadığının belirlenmesi için hekim değerlendirmesinden geçmesinin önemli olduğu ifade edildi.

TUZLUĞU SOFRADAN KALDIRMAK TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL

Günlük tuz tüketimini azaltmak isteyen kişilerin ilk olarak yemeklerine sofrada ilave tuz eklemeyi bırakması faydalı olsa da bunun tek başına yeterli olmadığı belirtildi. Çünkü günlük sodyum alımının önemli bir kısmı, kişinin farkında olmadan tükettiği paketli ve işlenmiş ürünlerden gelebiliyor.

Doğan, tuz tüketimini azaltmak isteyenlerin işlenmiş gıdaları sınırlandırmasını ve ürün etiketlerini incelemeyi alışkanlık haline getirmesini önerdi. Taze ve doğal besinlerin daha fazla tercih edilmesinin de bu süreçte önemli olduğu belirtildi. Yemeklerin lezzetini artırmak için tuz yerine kekik, biberiye, fesleğen, kimyon, sumak, sarımsak, limon suyu ve sirke gibi farklı doğal aromalardan yararlanılabileceği ifade edildi. Tuz miktarı azaltıldığında yemeklerin başlangıçta daha tatsız gelebileceği ancak damak tadının zaman içinde daha düşük tuz seviyesine uyum sağlayabileceği aktarıldı.

Haber Hakkında Ne Düşünüyorsun?

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa