Ankara Sanayi Odası'nda gündem 'nükleer'
ASO Başkanı Seyit Ardıç, nükleer tedarik zincirine katılımın Türk sanayisi için üst lige çıkmak anlamına geldiğini belirterek küresel hedefi açıkladı.
Okunma Süresi: 3 dakika 37 saniye
Ankara Sanayi Odası’nın ev sahipliğinde “Sanayide Dönüşüm, Yetkinlik ve Rekabetçilik: İkiz Dönüşümden Nükleer Tedarik Zincirine” başlıklı etkinlik düzenlendi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ankara Kalkınma Ajansı ve Türkiye Nükleer Enerji A.Ş.’nin katkılarıyla gerçekleştirilen programda kamu, üniversite ve iş dünyasından temsilciler bir araya geldi. Programda ASO Başkanı Seyit Ardıç, Ar-Ge Teşvikleri Genel Müdürü Dr. Damla Turan ve Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Av. Doç. Dr. Duhan Kalkan açılış konuşmalarını yaptı. Etkinlikte NÜKSAK üyesi firmaların nükleer tedarik zincirindeki deneyimleri ile ikiz dönüşüm projesi kapsamında elde edilen sonuçlar ele alındı.

ARDIÇ: VERİMLİLİK SANAYİCİNİN GÖRÜNMEYEN SERMAYESİ
ASO Başkanı Seyit Ardıç, sanayide rekabet koşullarının değiştiğini belirterek teknoloji, verimlilik, enerji güvenliği, karbon yoğunluğu, veri ve tedarik zinciri dayanıklılığının giderek daha önemli hale geldiğini ifade etti. Sanayide sınıf atlamanın yatırım, verimlilik ve teknolojiyle bağlantılı olduğunu belirten Ardıç, üretim miktarının yanı sıra kullanılan enerji, emek ve sermaye başına oluşturulan katma değerin de rekabet açısından belirleyici olduğunu söyledi. Ardıç, 2026 yılının ikinci çeyreğinde sanayide çalışan kişi başına üretimin yıllık yüzde 3,7, imalat sanayisinde ise yüzde 4,3 arttığını belirterek bu kazanımların kalıcı hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.
YÜKSEK TEKNOLOJİDEKİ AÇIK REKABET GÜCÜNÜ ETKİLİYOR
Seyit Ardıç, 2026 yılının ilk yedi ayında yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayisi ihracatındaki payının yüzde 3,7, ithalatındaki payının ise yüzde 12,1 olduğunu aktardı. Ankara’da ise yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayisi ihracatındaki payının yüzde 13’ü aştığını, ithalattaki oranın yüzde 21 seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Bu verilerin teknoloji açığının rekabet gücü ve dış ticaret dengesi üzerinde etkili olduğunu ifade eden Ardıç, üretim kapasitesi artırılırken teknoloji düzeyinin ve katma değerin de yükseltilmesi gerektiğini kaydetti.

HEDEF KARBON AZALTIMI VE KATMA DEĞERİ ARTIRMAK
Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın 1 Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülük dönemine girdiğini hatırlatan Ardıç, Türkiye’de İklim Kanunu ve Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği ile yeni bir dönemin başladığını söyledi. ASO tarafından hazırlanan Türkiye ve Ankara analizine de değinen Ardıç, 2023 itibarıyla SKDM kapsamındaki ürünlerin Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 8’ini, Ankara’nın ihracatının ise yaklaşık yüzde 7’sini oluşturduğunu aktardı. Ardıç, yeşil dönüşümün yalnızca bir uyum maliyeti olarak görülmemesi gerektiğini belirterek enerji verimliliği, dijitalleşme, veri yönetimi ve düşük karbonlu üretimin firmalara rekabet avantajı sağlayabileceğini ifade etti.
ANKARA’DA İKİZ DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
Ankara Kalkınma Ajansı’nın teknik desteğiyle yürütülen ikiz dönüşüm projesi kapsamında 10 ASO üyesiyle doğrudan çalışma gerçekleştirildiği belirtildi. Çalışmalarda yerli yazılım altyapısı kullanılarak karbon ve su ayak izi ile SKDM raporlamasına yönelik eğitim ve danışmanlık faaliyetleri yürütüldü. ASO’nun önceliğinin yalnızca mevzuata uyum sağlamak olmadığını belirten Ardıç, firmaların kendi verisini üreten, verimlilik kayıplarını tespit eden ve dönüşümünü ölçebilen bir yapıya ulaşmasını hedeflediklerini söyledi.

NÜKLEER TEDARİK ZİNCİRİ SANAYİ İÇİN YENİ BİR ALAN
Nükleer enerjinin enerji ve sanayi politikalarının kesiştiği stratejik alanlardan biri olduğunu belirten Ardıç, bu alanın yalnızca elektrik üretimi açısından değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Nükleer sektörün mühendislik, özel çelik, vana, pompa, kaynak teknolojileri, yazılım, kalite sistemleri, test ve belgelendirme gibi geniş bir üretim ekosistemi oluşturduğunu belirten Ardıç, nükleer tedarik zincirine dahil olmanın sanayi açısından önemli bir yetkinlik göstergesi olduğunu söyledi. Ardıç, nükleer alanda gerekli kalite, izlenebilirlik, belgelendirme, insan kaynağı ve üretim disiplinine sahip firmaların savunma, havacılık, enerji ve ileri makine sanayilerindeki küresel tedarik zincirlerine girme kapasitesinin de artacağını belirtti.
NÜKSAK’IN HEDEFİ KÜRESEL TEDARİK ZİNCİRİ
ASO’nun nükleer sanayideki potansiyeli 2017 yılında değerlendirdiğini ve Türkiye’nin ilk ve tek nükleer sanayi kümelenmesi NÜKSAK’ı kurduğunu hatırlatan Ardıç, kümelenme aracılığıyla firmaların uluslararası kalite ve belgelendirme standartlarına ulaşmalarının ve küresel tedarik zincirlerine erişmelerinin amaçlandığını aktardı. NÜKSAK’ın Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ikinci kez desteklenmeye hak kazanmasının firmaların nükleer tedarik zincirinde daha ileri bir seviyeye taşınması açısından önemli olduğunu belirten Ardıç, Türk sanayisinin yalnızca Türkiye’de kurulacak nükleer santrallere mal ve hizmet sunmasını değil, küresel nükleer tedarik zincirinde kalıcı bir konuma ulaşmasını hedeflediklerini söyledi.
KÜMELENME DESTEKLERİNDE BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM VURGUSU
Ardıç, NÜKSAK deneyiminin kümelenme politikalarının sanayinin dönüşümündeki önemini ortaya koyduğunu belirtti. Kümelenmelerin gücünün farklı destek kanallarından çok firmaların ortak hedefler etrafında bütünleşmesinden kaynaklandığını ifade eden Ardıç, Ar-Ge’den uluslararasılaşmaya kadar temel faaliyetlerin kümenin öncelikleri doğrultusunda planlanabildiği bütüncül ve esnek bir destek yapısının korunması gerektiğini söyledi. Teknoparkların da bu yaklaşımın örneklerinden biri olduğunu belirten Ardıç, firmalar, üniversiteler, araştırmacılar ve nitelikli insan kaynağının sürekli etkileşiminin bilgi ve teknoloji transferini hızlandırdığını kaydetti.
SAVUNMA SANAYİSİNDEKİ DENEYİM NÜKLEERE TAŞINACAK
Savunma ve havacılık sanayisinde yerli teknoloji geliştirme alanında elde edilen başarının nükleer enerji teknolojilerine aktarılmasını önemli bulduğunu belirten Ardıç, TMRS Energy tarafından küçük modüler reaktör teknolojilerine yönelik yürütülen çalışmalara dikkat çekti. Ardıç, bu çalışmaların özel sektörün nükleer alanda yalnızca tedarikçi değil, teknoloji geliştiren ve özgün ürünler tasarlayıp üreten bir aktör olabileceğini gösterdiğini ifade etti.