Burhaneddin Duran: Erdoğan-Trump diyaloğu yeni hareket alanı açtı

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Erdoğan-Trump diyaloğunun Türk-Amerikan ilişkilerinde çözümsüz kalan başlıklara alan açtığını söyledi.

Okunma Süresi: 6 dakika 44 saniye
HA
Kaynak İHA
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Burhaneddin Duran: Erdoğan-Trump diyaloğu yeni hareket alanı açtı
HA
Kaynak İHA

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Ankara’nın dış politika gündeminde de yakından izlenen Türk-Amerikan ilişkilerine ilişkin değerlendirmelerini ABD’nin New York kentinde yaptı. BM 81. Genel Kurulu yüksek düzeyli haftası kapsamında düzenlenen panelde konuşan Duran, Türkiye-ABD ilişkilerinin 100. yılına stratejik bir dönüm noktasında girildiğini belirtti.

TÜRK-AMERİKAN İLİŞKİLERİ PANELİ NEW YORK’TA DÜZENLENDİ

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu yüksek düzeyli haftası marjında ABD’nin New York kentinde düzenlenen “100. Yıla Girerken Türk-Amerikan İlişkileri” başlıklı panelde konuştu.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından organize edilen panelde, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki diplomatik ilişkilerin geçmişi, bugünü ve gelecek dönem stratejik başlıkları ele alındı.

Duran, konuşmasında iki ülkenin 100. yıla yalnızca tarihsel bir yıldönümü olarak değil, uluslararası sistemin yeniden şekillendiği kritik bir dönem içinde yaklaştığını vurguladı.

“100. YIL STRATEJİK BİR DÖNÜM NOKTASIDIR”

Burhanettin Duran, Türkiye ve ABD’nin diplomatik ilişkilerinin 100. yılına girerken küresel ölçekte önemli bir dönüşüm yaşandığını söyledi.

Duran, 2027 yılının her iki ülkenin de uluslararası sistemdeki rolünü yeniden tanımlayacağı bir dönem olacağını belirterek, “Bu 100. yıl, açıkça her iki ülke için de stratejik bir dönüm noktasıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye-ABD ilişkilerinin 1927’de farklı bir uluslararası sistem içinde başladığını hatırlatan Duran, bugün de dünya düzeninin yeni bir yapılanma sürecinden geçtiğine dikkat çekti. Bu nedenle iki ülke arasındaki ilişkinin geleceğe dönük biçimde yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti.

ULUSLARARASI SİSTEMDE YENİ GEÇİŞ DÖNEMİ VURGUSU

Duran, konuşmasında 1927’deki dünya düzeni ile günümüz uluslararası sistemi arasında karşılaştırma yaptı.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında yeni bir devletler sisteminin oluştuğunu, ABD’nin de bu sistem içinde gücünü istikrarlı biçimde artırdığını belirten Duran, o dönemde imparatorlukların çöktüğünü ve yeni uluslararası düzenin henüz tam anlamıyla kurumsallaşmadığını söyledi.

Bugün de benzer biçimde uluslararası düzende yeni bir geçiş döneminin yaşandığını ifade eden Duran, gücün artık birden fazla merkez arasında daha yaygın biçimde dağıldığını, bölgesel aktörlerin stratejik özerklik kazandığını ve jeopolitik rekabetin derinleştiğini kaydetti.

“GÜÇ BİRDEN FAZLA MERKEZ ARASINDA DAĞILIYOR”

İletişim Başkanı Duran, yeni uluslararası ortamda güç dengelerinin daha çok merkezli hale geldiğini belirtti.

Duran’a göre bu süreçte bölgesel aktörler daha fazla hareket alanı kazanırken, ekonomik bağımlılık tamamen ortadan kalkmıyor. Teknolojik gelişmeler ise yeni güç politikalarının ve rekabet alanlarının ortaya çıkmasına neden oluyor.

Duran, Türkiye ve ABD’nin yalnızca geleneksel güvenlik başlıklarını değil; sistemik dönüşümü, bölgesel krizleri, teknoloji temelli güç mücadelelerini ve ekonomik karşılıklı bağımlılıkları aynı anda yönetmek zorunda olduğunu ifade etti.

TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİ DÜNYA TARİHİNİN ÖZETİ OLARAK DEĞERLENDİRİLDİ

Burhanettin Duran, Türkiye-ABD ilişkilerinin tarihini, son yüzyıldaki dünya tarihinin önemli bir özeti olarak nitelendirdi.

İki ülke arasındaki ilişkinin gücünün kesintisiz ve doğrusal bir ilerlemeden kaynaklanmadığını söyleyen Duran, esas dayanıklılığın değişen şartlara uyum sağlama kapasitesinden geldiğini belirtti.

Duran, ilişkilerin farklı dönemlerde farklı işlevler üstlendiğini; şartlar değiştikçe Türkiye-ABD hattının diplomatik, askeri, ekonomik ve güvenlik boyutlarında yeni anlamlar kazandığını ifade etti.

SAVAŞ SONRASI DÖNEM İLİŞKİLERİ KÖKTEN DEĞİŞTİRDİ

Duran, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde temel önceliğin diplomatik normalleşme ve egemenliğin tanınması olduğunu hatırlattı.

Bu ilk aşamada askeri ittifakın gündemde olmadığını belirten Duran, Türkiye ile ABD arasındaki gerçek stratejik dönüşümün İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşandığını söyledi.

Savaş sonrası dönemde ilişkinin diplomatik temastan stratejik entegrasyona doğru kaydığını belirten Duran, Türkiye’nin bu süreçte Avrupa ve Akdeniz güvenlik mimarisinin önemli bir parçası haline geldiğini ifade etti.

KORE SAVAŞI VE NATO ÜYELİĞİ DÖNÜM NOKTASI OLDU

Burhanettin Duran, Türkiye’nin Kore Savaşı’na asker gönderme kararının ve 1952 yılında NATO’ya katılımının, Türkiye-ABD ilişkilerindeki stratejik dönüşümün en görünür aşamaları arasında yer aldığını söyledi.

Duran, Türkiye’nin askeri kabiliyetlerinin NATO’nun kendi tarihi belgelerinde de ittifakın geleceği açısından temel unsur olarak tanımlandığını aktardı.

Bu dönemle birlikte Türkiye’nin yalnızca bölgesel bir ülke olarak değil, transatlantik güvenlik sisteminin kritik üyelerinden biri olarak konumlandığını belirten Duran, Türk-Amerikan ilişkilerinin de bu güvenlik mimarisi içinde yeni bir boyut kazandığını kaydetti.

“İTTİFAKLAR HER ZAMAN TAM UZLAŞI ÜZERİNE KURULMAZ”

Duran, Soğuk Savaş döneminde Türkiye ile ABD’nin ortak stratejik tehditlerle karşı karşıya kaldığını, ancak ortak tehdidin her konuda aynı çıkar anlamına gelmediğini söyledi.

Kıbrıs meselesi ve savunma ilişkilerinde yaşanan krizlerin iki ülke arasında ciddi görüş ayrılıklarına yol açtığını hatırlatan Duran, buna rağmen ittifakların her zaman tam bir uzlaşı üzerine kurulmadığını vurguladı.

Başarılı ittifakların farklılıkları yönetebilecek mekanizmalara sahip olduğunu belirten Duran, bu mekanizmaların anlaşmazlıkların tüm ilişkiyi tüketmesini engellediğini ifade etti.

SOĞUK SAVAŞ SONRASI İLİŞKİ YENİ İŞLEVLER KAZANDI

Burhanettin Duran, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Türkiye-ABD ilişkilerinin önemini kaybedebileceğini, ancak bunun yerine yeni işlevler kazandığını söyledi.

Duran, Soğuk Savaş sonrasında Balkanlar, Körfez, Irak, Afganistan, Karadeniz, terörle mücadele ve enerji güvenliği gibi başlıkların iki ülke gündeminin parçası haline geldiğini belirtti.

Bu süreçte Türkiye-ABD ilişkilerinin tek boyutlu bir güvenlik denkleminden çıkarak bölgesel kriz yönetimi, enerji hatları, savunma iş birliği ve diplomatik koordinasyon gibi daha geniş bir alana yayıldığını ifade etti.

ERDOĞAN-TRUMP DİYALOĞU İÇİN “HAREKET ALANI” MESAJI

İletişim Başkanı Duran, konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki doğrudan diyaloğa özel vurgu yaptı.

Duran, son yüz yılın en dikkat çekici özelliklerinden birinin Türkiye ile ABD’nin en zor dönemlerde dahi birbirleriyle konuşmaya devam etmesi olduğunu belirtti. Bu durumun Türk-Amerikan ilişkilerinin stratejik dayanıklılığının önemli parçalarından biri olduğunu söyledi.

Duran, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump arasındaki doğrudan diyalog, yıllardır çözümsüz kalan konularda hareket alanı oluşturmuştur” ifadelerini kullanarak, liderler arası temasın ilişkilerde daha yapıcı bir atmosferin oluşmasına katkı sağladığını belirtti.

ÜST DÜZEY SİYASİ LİDERLİĞİN ÖNEMİ VURGULANDI

Burhanettin Duran, Türkiye-ABD ilişkilerinde güçlü siyasi iradenin ve liderler arasındaki diyaloğun belirleyici rol oynadığını söyledi.

Duran’a göre liderler düzeyindeki doğrudan temas, ülkelerin birbirlerinin önceliklerini daha iyi anlamasını kolaylaştırıyor. Bu durum, uzun süredir çözülemeyen bazı konuların ele alınmasında da yeni bir diplomatik zemin oluşturuyor.

Duran, Erdoğan-Trump diyaloğunun Türk-Amerikan ilişkilerinde üst düzey siyasi liderliğin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti.

“STRATEJİK İLİŞKİLER FIRSATLAR ÜRETMELİDİR”

İletişim Başkanı Duran, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde Suriye, terörle mücadele ve savunma konularının önemini koruyacağını belirtti.

Ancak stratejik ortaklığın yalnızca sorunları yönetmekle sınırlı kalmaması gerektiğini söyleyen Duran, yeni iş birliği alanlarının da oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Duran, “Stratejik ilişkiler yalnızca anlaşmazlıkları sınırlandırmamalı, fırsatlar üretmelidir” diyerek savunma sanayii, enerji, ticaret, yatırım, ileri teknoloji, yapay zekâ, akademi, bilim, tedarik zincirleri ve kritik minerallerin ikinci yüzyılın öne çıkan sektörleri olması gerektiğini söyledi.

SAVUNMA SANAYİİ VE TEKNOLOJİ İŞ BİRLİĞİ ÖNE ÇIKTI

Duran’ın konuşmasında, Türkiye-ABD ilişkilerinin ikinci yüzyılı için savunma sanayii ve ileri teknoloji başlıkları dikkat çekti.

Modern ittifakların bağımlılık üzerine kurulamayacağını vurgulayan Duran, Türkiye’nin savunma üretimi, askeri kabiliyetleri, diplomatik erişimi, enerji ve ulaştırma bağlantıları ile kriz yönetimi kapasitesinin birer kazanım olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

Duran, Ankara NATO Zirvesi’nin daha güçlü savunma üretimine yaptığı vurguyla bu yaklaşımı pekiştirdiğini belirterek, müttefiklerin daha fazla sorumluluk alması ve daha derin sanayi iş birliği geliştirmesi gerektiğini ifade etti.

TÜRK TOPLUMU KALICI KÖPRÜ OLARAK TANIMLANDI

Burhanettin Duran, Türkiye-ABD ilişkilerinin ikinci yüzyılının yalnızca hükümetler tarafından inşa edilemeyeceğini, bunun aynı zamanda toplumlar arası bir ilişki olduğunu söyledi.

ABD’de yaşayan Türk toplumunun iki ülke arasında kalıcı bir köprü görevi gördüğünü belirten Duran, Atlantic Records’un kurucusu Ahmet Ertegün’den Nobel ödüllü bilim insanı Aziz Sancar’a kadar çok sayıda ismin Amerikan bilimine, kültürüne ve sanatına önemli katkılar sunduğunu ifade etti.

Duran, üniversiteler, işletmeler, öğrenciler, bilim insanları, diasporalar, kültür kurumları, medya ve araştırma merkezlerinin stratejik ilişkileri dayanıklı kılan toplumsal zemini oluşturduğunu kaydetti.

FULBRIGHT PROGRAMI VE AKADEMİK BAĞLAR HATIRLATILDI

İletişim Başkanı Duran, 1949 yılında imzalanan anlaşmayla kurulan Fulbright Programı’nın Türkiye ile ABD arasındaki akademik ilişkiler açısından önemli bir yere sahip olduğunu belirtti.

Duran, programın 70 yılı aşkın süredir binlerce Türk ve Amerikalı öğrenci ile akademisyeni bir araya getirdiğini söyledi.

Bu tür eğitim ve bilim odaklı programların yalnızca akademik değişim sağlamadığını, aynı zamanda iki toplum arasında kalıcı güven, karşılıklı anlayış ve uzun vadeli iş birliği zemini oluşturduğunu ifade etti.

2027 İÇİN KÜLTÜREL VE DİPLOMATİK ETKİNLİKLER PLANLANIYOR

Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının 2027 yılı boyunca geniş bir kültürel ve diplomatik etkinlik takvimi hazırladığını açıkladı.

Duran’ın aktardığına göre bu etkinlikler arasında her iki ülkeden katılımcıları bir araya getirecek paneller, üst düzey katılımlı 100. yıl galası, dostluk konserleri, fotoğraf sergileri, dijital arşiv çalışmaları, gezici sergiler ve belgeseller yer alacak.

Ayrıca Türkiye-ABD dostluk maçları, akademik sempozyumlar, yayın faaliyetleri ve Amerikalı gazeteciler için Türkiye’de düzenlenecek basın turları da planlanan etkinlikler arasında bulunuyor.

“TÜRKİYE-ABD DOSTLUĞUNU KUTLAMAYI UMUYORUZ”

Duran, 2027 yılı boyunca gerçekleştirilecek etkinliklerle Türkiye ile ABD arasındaki dostluk ve iş birliğini kutlamayı hedeflediklerini söyledi.

100. yıl programının üç temel amaca hizmet etmesi gerektiğini belirten Duran, bunları geçmişin hafızasını korumak, bugün toplumları birbirine bağlamak ve ilişkiyi önümüzdeki yüz yıla taşıyacak nesli hazırlamak olarak sıraladı.

Duran, Türk-Amerikan ilişkilerinin ikinci yüzyılında stratejik dayanıklılığın, toplumsal bağların ve yeni iş birliği alanlarının birlikte güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Haber Hakkında Ne Düşünüyorsun?

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa