9 yıl sonra ortaya çıktı: Denizolgun'un telefonu nerede?
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un dosyasında muhafaza altına altına alınan cep telefonuna 9 yıl sonra ulaşılamadı.
Okunma Süresi: 2 dakika 42 saniye
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016’da Beykoz’daki çiftliğinde ölü bulunmasının ardından muhafaza altına alınan cep telefonunun akıbeti, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı iddianameyle yeniden gündeme geldi. Savcılık, telefonun kaybolmasına ilişkin Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ile Hilmi Tuna Kuriş hakkında TCK 281/1 kapsamında kamu davası açtı.
DENİZOLGUN’UN TELEFONU BULUNAMADI
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünün ardından olay yerinden alınan cep telefonu, soruşturma kapsamında incelemeye alındı. İddianamede yer alan bilgilere göre cihaz üzerinde öncelikle parmak izi incelemesi gerçekleştirildi.
Telefon daha sonra Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/6477 sayılı soruşturma dosyasına gönderildi. Tereke işlemleri kapsamında İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesine teslim edilen telefonun da aralarında bulunduğu eşyalar hakkında 4 Mayıs 2017 tarihinde karar verildi.
Mahkeme, tereke kapsamındaki eşyaların Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş’e teslim edilmesine hükmetti.
TEREKE EŞYALARI KISIKLI’DAKİ EVE GÖTÜRÜLDÜ
Dosyadaki tanık anlatımlarından biri de tereke eşyalarının daha sonraki akıbetine ilişkin oldu. İddianamede tanık olarak ifadesine yer verilen avukat Abdurrahim Çelik, eşyaları çuval içerisinde teslim aldığını ve çuvalın içindekileri tek tek kontrol etmediğini belirtti.
Çelik, eşyaların bir listesinin bulunduğunu ifade etti. Tanığın anlatımına göre daha sonra Hilmi Tuna Kuriş ile görüşen Çelik, Kuriş’in yönlendirmesi üzerine çuvalı Kısıklı’daki eve götürdü ve burada çalışan bir kişiye teslim etti.
Telefonun bu aşamadan sonraki akıbeti ise soruşturmanın temel konularından biri haline geldi.

ANKARA’DAKİ ARAMADA TELEFONA ULAŞILAMADI
Denizolgun’a ait cep telefonunun nerede olduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen başka bir soruşturma kapsamında Hilmi Tuna Kuriş’in ikametinde yapılan arama sırasında yeniden gündeme geldi.
Arama tutanaklarında telefona rastlanmaması üzerine cihazın IMEI bilgileri ile fotoğrafları Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne gönderildi.
30 Eylül 2026 tarihli tutanakta ise Denizolgun’a ait telefonun ele geçirilemediği kayda geçirildi.
SAVCILIKTAN TELEFONUN AKIBETİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesinde, mahkeme kararı ve teslim tutanaklarının yanı sıra tanık anlatımları ile şüphelilerin savunmaları birlikte değerlendirildi.
Savcılığın değerlendirmesine göre telefonun Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş’e teslim edilmesine karar verildi ve cihaz tereke eşyalarıyla birlikte vekil tarafından teslim alındı. İddianamede, daha sonra Hilmi Tuna Kuriş’in yönlendirmesiyle eşyaların Kısıklı’daki eve götürüldüğü belirtildi.
Savcılık, Hilmi Tuna Kuriş’in telefonu kendisinin aldığını beyan ettiğini aktardı. Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ise tereke eşyalarıyla kendisinin ilgilenmediğini savundu.
Başsavcılık ise kendisine teslim edilmesine karar verilen telefonun muhafazasından Kuriş’in sorumlu olduğu yönünde değerlendirme yaptı.
TELEFONDAKİ MESAJ VE FOTOĞRAFLAR DELİL SAYILABİLİRDİ
İddianamede telefonun yalnızca fiziksel varlığı değil, içerisinde bulunabilecek veriler de soruşturma açısından değerlendirildi.
Başsavcılık, Denizolgun’un ölümünün ardından telefonda teknik inceleme veya bilirkişi incelemesi yapılmadığını belirtti. Savcılığa göre cihazda bulunabilecek mesajlar, fotoğraflar ve notlar, ölümle ilgili soruşturmanın aydınlatılması bakımından delil niteliği taşıyabilecek unsurlar arasında yer alıyordu.
Bu nedenle telefonun bulunamaması, iddianamede Denizolgun’un ölümüyle ilgili soruşturma açısından ayrıca değerlendirildi.
SAVCILIK TELEFONUN YOK EDİLDİĞİ SONUCUNA VARDI
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyada bulunan mahkeme kararları, teslim ve arama tutanakları, tanık ifadeleri ile şüpheli savunmalarını birlikte değerlendirdi.
İddianamede, telefonun teslim alınmasına rağmen daha sonra bulunamamasından hareketle cihazın yok edildiği değerlendirmesine yer verildi. Savcılık, söz konusu eylemin TCK 281/1'de düzenlenen “Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme” suçu kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti.
Başsavcılık, kasten öldürme suçuna ilişkin soruşturma bakımından delil niteliği taşıyabileceği değerlendirilen telefonun yok edilmesine ilişkin kamu davası açılması için yeterli şüphe bulunduğu kanaatine vardı.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2 Ekim 2026 tarihli iddianamesinde Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ile Hilmi Tuna Kuriş’in yargılanarak cezalandırılması talep edildi.
Burada belirtilen hususlar iddianamede savcılık tarafından ileri sürülen değerlendirmelerdir; sanıkların suçluluğu mahkeme tarafından verilecek kesin hükümle belirlenir.