Büyük Birlik Partisi, Ankara'da Siyasi Vizyon Toplantısı yapıyor

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin Genel İstişare ve Siyasi Vizyon Toplantısında konuştu.

Okunma Süresi: 15 dakika 33 saniye
AY
Arif Yücel Muhabir
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Büyük Birlik Partisi, Ankara'da Siyasi Vizyon Toplantısı yapıyor
AY
Arif Yücel Muhabir

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’nin Genel İstişare ve Siyasi Vizyon Toplantısında yaptığı konuşma şu şekilde:

Kıymetli dava arkadaşlarım,

Değerli il ve ilçe başkanlarımız, belediye başkanlarımız, teşkilatlarımızın fedakâr mensupları,

hanımefendiler, beyefendiler, sevgili Alperenler,

Basınımızın değerli temsilcileri;

Hepinizi sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Genel İstişare Toplantımıza hoş geldiniz, şeref verdiniz.

Anadolu’nun dört bir yanından Ankara’ya gelirken beraberinizde memleketinizin meselelerini, vatandaşlarımızın beklentilerini ve dava arkadaşlarımızın selamlarını getirdiniz. Yolunuz, emeğiniz, gayretiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

İstişare, bizim siyaset ahlakımızın temelidir. Bu salonda her samimi sözün bir kıymeti vardır. 

Bir ilçe başkanımızın haklı itirazı, bir köyümüzde gördüğünüz ihtiyaç, Türkiye için hazırladığımız programın eksik kalan bir tarafını tamamlayabilir. Bugün birbirimizi dikkatle dinleyeceğiz. Buradan, ne yapacağını daha iyi bilen, sorumluluğunu daha güçlü hisseden bir teşkilat olarak ayrılacağız inşallah.

Sözlerimin başında, bu toprakları bize vatan kılan tüm şehitlerimizi, Kurucu Genel Başkanımız şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmet ve minnetle anıyorum. Hayatta olan gazilerimize sağlık ve huzur diliyorum.

Kıymetli dava arkadaşlarım; 

Muhsin Başkan’ın bize bıraktığı miras, her gün yeniden taşınması gereken bir sorumluluktur. Haksızlık karşısında susmamak, emanete el uzatmamak, güç karşısında eğilmemek… İşte bu ahlakı hayatın içinde yaşatacağız. Onun adını anarken, bir yetimin hakkını koruyacak; onun yolundan yürürken, memleketin derdine çözümler üreteceğiz.

Bugün önümüze koyduğumuz “Türkiye’nin Birliği” adlı vizyon belgesinin anlamı budur: İnandığımız değerleri, milletimizin hayatını iyileştiren bir yönetim iradesine dönüştürmek.

Bu kürsüden hedefimizi açıkça ilan ediyorum: Büyük Birlik Partisi, Türkiye’yi yönetmeye hazır ve taliptir. Milletimizin vereceği yetkiyi taşıyacak ciddiyetle hazırlanacağız. İddiamız büyük; çünkü bu ülkenin insanına, imkânlarına ve birlikte başarabileceklerimize inanıyoruz. Sizlerden de her çalışmanıza bu inançla başlamanızı istiyorum. Türkiye’nin geleceğinde üstleneceğimiz sorumluluğu bugünden düşünerek çalışacağız.

Bugün adını Neşet Ertaş’tan alan bu salondayız. Anadolu’nun bir türküsünde, bir duasında, bir sofrasında insanı insana bağlayan derin bir yakınlık vardır. Siyasette de o yakınlığı korumak zorundayız. Vatandaşımız kapımızı çaldığında kendisini dinleyen, sözünü anlayan, derdini önemseyen insanlarla karşılaşmalıdır. Büyük Birlik’in ahlakı, en önce o karşılaşmada görülecektir.

Değerli arkadaşlarım,

Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni yasama yılına başladı. Yeni dönemin ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Milletimizin Meclisten beklentisi açıktır. Evindeki geçim sıkıntısı duyulsun, adalet arayışı karşılık bulsun, geleceği güvence altına alınsın istiyor.

Önümüzdeki bütçe görüşmelerinde de ölçümüz bu olacaktır. Kamu kaynağı milletin emanetidir. Her harcamanın, her önceliğin vatandaşın hayatında bir karşılığı bulunmalıdır. Emeklimizin pazar çantasına, çocuğumuzun eğitimine, üreticimizin işine yansımayan bir başarı anlatımı eksik kalır.

Biz ülkemiz için yapılan doğru işlerin yanında dururuz. Yanlış gördüğümüzü açıkça söyler, çözümümüzü ortaya koyarız. Millî meselelerde sorumluluk almak, vatandaşımızın sıkıntılarını daha büyük bir kararlılıkla dile getirmeyi de gerektirir.

Vizyon belgemizin önsözünde ifade ettiğimiz üzere; vatan sevgisinin, vatanın her köşesinde insanımızın hayatını iyileştiren bir karşılığı bulunmalıdır. Bayrağımızın altında yaşayan her vatandaşımız, bu ülkenin kendisine adaletle sahip çıktığını hissetmelidir.

Şimdi Türkiye’yi hangi anlayışla yöneteceğimizi, önceliklerimizin neler olacağını on üç başlıkta sizlerle paylaşacağım. Çünkü okulda başlayan bir eksiklik fabrikada karşımıza çıkıyor; tarladaki kayıp sofraya yansıyor; geçim sıkıntısı aile kurmayı zorlaştırıyor. Biz, Türkiye’nin meselelerini bu bütünlük içinde ele alıyoruz.

Bu programda devletin görevi de açıktır. Vatandaşının hakkını koruyacak, milletinin üretme gücünü artıracak, ülkesinin bağımsızlığını güvence altında tutacaktır. Bizim devlet anlayışımızda makam, vatandaşa üstünlük taslama yeri olamaz. Devlet kapısına gelen insanımız, kendisini bir yük gibi hissedemez. Bir işini yaptırmak için tanıdık aramak zorunda kalamaz. Devletin büyüklüğü, sıradan bir vatandaşın hakkını ne kadar güçlü koruduğunda da görülecektir. Büyük Türkiye ülkümüz, işte bu güvenin üzerinde yükselecektir.

Kıymetli vatandaşlarım; 

İlk meselemiz, ailemiz ve nesillerimizin devamıdır.

Bir ülkenin geleceği, çocuklarının sesinde hayat bulur. Gençlerimizin aile kurma arzusuyla geçim ve barınma kaygıları arasına sıkışmasına razı olamayız. Evlat sahibi olmak isteyen anne babaların kendilerini yalnız hissetmediği bir düzen kurmak zorundayız.

Yönetme sorumluluğunu üstlendiğimizde evlilik desteklerini güçlendirecek, üniversiteli evli çiftlerin burs ve barınma imkânlarını geliştirecek, ücretsiz ve nitelikli kreş hizmetlerini yaygınlaştıracağız. Çalışma hayatını da bu anlayışla ele alacağız. Annenin yükünü hafifleten, çocuğun bakımını güvenceye alan düzenlemeler yapacağız.

Aileye verdiğimiz destek, sağlık hizmetlerinde de hissedilmelidir. Anne ve bebeğin sağlığını esas alan, anne adayının doğru bilgilendirildiği, ihtiyacı olan hizmete güvenle ulaştığı bir yaklaşımı savunuyoruz. Ailenin güçlenmesi için eğitimden konuta kadar bütün politikaların birbirini tamamlaması gerekir.

Bir gencimiz “Yuva kurmak istiyorum ama gücüm yetmiyor” dediğinde, siyaset kendi sorumluluğunu duymalıdır.

Biz bu sesi duyuyoruz. Aile kurmanın önündeki engelleri azaltmayı, Türkiye’nin geleceğine yapılacak en değerli yatırımlardan biri sayıyoruz.

Bir anne, çocuğunu güvenle bırakabileceği bir kreş bulamıyorsa; bir baba, aldığı ücretle evinin temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa, aileye destek sözümüzü orada sınamalıyız. Ailenin içinde sevgi kadar güvene, hayatın içinde de somut imkânlara ihtiyaç vardır. Gençlerimiz yarına güvenerek yuva kursun. Çocuklarımız kendilerine zaman ayırabilen, gelecek endişesi altında ezilmeyen anne babalarla büyüsün. Bu hedefe ulaşmak, devletin bütün ilgili kurumlarının birlikte çalışmasını gerektirir. 

Kıymetli kardeşlerim; 

 Ailenin yetiştirdiği evladımızı hayata hazırlayan ikinci büyük kurum okuldur.

Eğitimde hedefimiz; Türkçeyi güçlü kullanan, tarihini ve kültürünü bilen, araştıran, sorgulayan, bilim ve teknoloji üreten nesiller yetiştirmektir. Bir çocuğumuzun kabiliyeti, ailesinin maddi imkânsızlıkları yüzünden körelmemelidir. Nitelikli eğitime erişim, ülkenin her köşesinde güvence altında olmalıdır.

Mesleki ve teknik eğitimi güçlendireceğiz. Yazılımdan tarım teknolojilerine kadar geleceğin çalışma alanlarıyla okullarımız arasında canlı bağlar kuracağız. Üniversitelerimiz, bulundukları şehrin çiftçisiyle ve sanayicisiyle birlikte çalışacak. Ortak laboratuvarlar ve uygulama imkânlarıyla bilgi, hayatta karşılığını bulacak.

Yeni eğitim öğretim döneminde ailelerimizin taşıdığı masraf yükünü, öğrencilerimizin barınma endişesini, öğretmenlerimizin beklentilerini bu yüzden önemsiyoruz. Öğretmenin itibarını ve çalışma şartlarını güçlendirmek, eğitim hamlemizin vazgeçilmez parçası olacaktır. 

Kıymetli kardeşlerim,

Bu hedefler bizi milliyetçi iktisat siyasetimize getiriyor. Ekonomide temel ölçümüz, milletimizin üretme gücünü ve refahını birlikte artırmaktır.

Türkiye kendi teknolojisini geliştirmeli, kendi markalarını büyütmeli, girişimcisiyle dünya pazarlarında daha güçlü yer almalıdır. Devletin stratejik alanlarda öncülük ettiği, özel teşebbüsün önünün açıldığı, küçük üreticinin ayakta kalabildiği bir kalkınma anlayışını savunuyoruz.

Türkiye’nin savunma sanayisinde geliştirdiği kabiliyetleri başka sektörlere de taşıyacağız. Elektronikte, enerji ekipmanlarında, tarım makinelerinde ve yüksek teknolojide daha güçlü bir üretim yapısına ihtiyacımız var. Kamu yatırımlarını, araştırmayı ve sanayiyi bu hedef etrafında buluşturacağız. 

Türkiye’nin üreten gücüne güveniyoruz; görevimiz, bu gücün önündeki engelleri kaldırmaktır.

Esnafımız da bu yapının vazgeçilmez unsurudur. Mahallenin dükkânı kapandığında bir ailenin geliriyle birlikte mahallenin dayanışması da zayıflar. Küçük işletmelerimizin finansmana ve pazara erişimini kolaylaştıracağız. Esnafımızın dijital ticarette de rekabet edebilmesi için gerekli desteği sağlayacağız. 

Dış ticarette de üreticimizin hakkını koruyacağız. Yerli işletmelerimizi haksız rekabet karşısında yalnız bırakamayız. İhracatta markalaşmayı, teknoloji geliştirmeyi ve yeni pazarlara ulaşmayı destekleyeceğiz. 

Küçük işletmelerimizin ortak lojistik ve satış imkânlarından yararlanmasını sağlayacak modelleri geliştireceğiz. 

Anadolu’da üretilen kaliteli bir ürünün dünyaya ulaşmasının önündeki engelleri azaltmak, devletin doğrudan sorumluluk alması gereken alanlardan biridir.

Hayat pahalılığı karşısında vatandaşımızın yaşadığı sıkıntının farkındayız. Enflasyonla mücadele, üretimin güçlenmesi ve gelir dağılımının iyileşmesiyle birlikte yürütülmelidir. Dar gelirli ailelerimiz bu mücadelenin yükü altında ezilemez.

Millî ekonominin başarısı, milletin sofrasında görülecektir.

Biz büyümenin kazancını işçimizin ücretinde, çiftçimizin gelirinde, emeklimizin huzurunda görmek istiyoruz. Milletimizin emeğiyle oluşan zenginlik, milletimizin hayatını yükseltecektir.

Emekli kardeşlerimizin geçim meselesini de bu anlayışla ele alıyoruz. 

Ömrünü çalışarak geçirmiş insanımız, temel ihtiyaçları için evladına el açmak zorunda kalmamalıdır. Emeklinin geliri, insan onuruna yakışır bir hayatı karşılamalıdır. Ücretliyi, emekliyi, küçük esnafı her yeni yükün ilk muhatabı hâline getiren kolaycı anlayıştan uzak durulmalıdır. Vergide adalet sağlanmalı, kamuda israfla kararlılıkla mücadele edilmelidir. Milletimiz fedakârlık yaparken kamu kaynaklarını kullananların da aynı sorumluluğu göstermesini bekler. Bu beklenti sonuna kadar haklıdır.

İşçiler ve çalışma hayatı

Üretimin merkezinde insanımızın emeği vardır.

Sabahın erken saatinde işe giden, vardiyasını tamamlayan, atölyede ve fabrikada çalışan kardeşlerimiz, Türkiye’nin kalkınmasının asli sahipleridir.

 Onların emeğinin karşılığını almasını sağlamak, milliyetçilik anlayışımızın gereğidir.

Ücretlerin satın alma gücünü korumayı, ücretliler üzerindeki vergi yükünü azaltmayı, asgari ücret belirlenirken refah payını gözetmeyi yönetim sorumluluğumuzun gereği sayıyoruz. Kamuda aynı işi yapanlar arasında statüden kaynaklanan ücret adaletsizliklerini gidereceğiz.

Sendikaların temsil gücü artmalı, işçi hakkını ararken kendisini güvende hissetmelidir. Kayıt dışı ve güvencesiz çalışmayla mücadele edeceğiz. Üreten işletmenin güçlenmesi ile çalışanın hakkının korunmasını birlikte ele alıyoruz.

İş güvenliği konusunda da ölçümüz kesindir: Hiçbir ekonomik kazanç, bir işçimizin hayatından daha değerli değildir.

Denetim görevini yerine getirmeyen de gerekli tedbiri almayan da hukuk önünde hesap vermelidir. Ailesine ekmek götürmek için evinden çıkan insanımızın evine sağ salim dönmesi, devletin ve işverenin ortak sorumluluğudur.

Kıymetli vatandaşlarım;

Üretim davamız, çiftçimizin alın teriyle vatan toprağında kök salacaktır.

Çiftçimizin tarlasında kalabilmesi, yaptığı işten kazanmasına bağlıdır. Ektiğinin karşılığını alamayan üreticimize yalnızca sabretmesini söyleyemeyiz. Üretim maliyetini, sulamayı, depolamayı ve pazara erişimi birlikte çözmek zorundayız.

Vizyon belgemizde arazi kullanımından ortak makine imkânlarına, üniversite desteğinden üretici birliklerine kadar birbirini tamamlayan teklifler bulunuyor. Çiftçimizi bilgiyle ve teknolojiyle buluşturacağız. Ürününü işleyerek, markalaştırarak daha yüksek gelir elde etmesini sağlayacak imkânları geliştireceğiz. Hayvancılıkta yem maliyetini ve mera ihtiyacını çözümün merkezine koyacağız.

Çiftçimiz kazanırken vatandaşımız da sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmalıdır. Toprağımızı ve suyumuzu koruyarak üretmek, evlatlarımıza karşı borcumuzdur. Ormanlarımızı korumak ve geliştirmek, kırsal hayatın devamını sağlamak bu sorumluluktan ayrı düşünülemez.

Vatan toprağı, üzerinde üreten insanıyla birlikte korunur.

Çiftçimizin kazandığı, gençlerin köyünde gelecek kurabildiği, ürettiğimiz değerin dünya pazarlarına ulaştığı bir Türkiye için çalışacağız. Tarlayla sofranın arasındaki her aşamada hakkaniyeti gözeteceğiz.

Küçük üreticimizin gücünü büyütmenin önemli yollarından biri, kooperatifler ve birliklerdir.

Tek başına soğuk hava deposu kuramayan çiftçi, ortaklıkla bunu başarabilir. Tek başına ihracat pazarına ulaşamayan üretici, ortak markayla dünyaya açılabilir. Girdi alımında, üretimde ve satışta birlikte hareket etmek, küçük birikimlere büyük imkânlar kazandırır.

Kooperatifleri güçlendirerek milletimizin ekonomideki sözünü ve kazançtan aldığı payı büyüteceğiz. 

Değerli arkadaşlar; 

Üretim iyi bir fikirle başlar; emek ve sermayeyle büyür. Finans sistemimiz, bu buluşmayı mümkün kılmalıdır.

Esnafımızın işini büyütecek projesi var, uygun krediye ulaşamıyor. Sanayicimiz yatırımını erteliyor. Genç girişimcimizin fikri hazır, teminatı yetmiyor. İşte bizim finans siyasetimiz, bu insanların önünü açacaktır.

Sanayi, tarım, teknoloji ve ihracatta uzmanlaşmış kalkınma ve ihtisas bankacılığını güçlendireceğiz. Küçük işletmelerin, üretici birliklerinin ve kooperatiflerin finansmana erişimi için kredi garanti ve ortak finansman imkânlarını geliştireceğiz.

Milletimizin tasarrufu kıymetlidir. Bu tasarrufun üretken yatırımlara yönelmesini, ülkemizde yeni iş ve yeni gelir oluşturmasını hedefliyoruz. Tasarruf sahibinin hakkı korunmalı, paranın nasıl kullanıldığı denetlenebilmelidir.

Milletin birikimi, milletin geleceğini büyütmelidir.

Finansın üretime hizmet ettiği, iyi projenin destek bulduğu bir düzen kurmadan kalıcı kalkınmayı gerçekleştiremeyiz. Biz finansı bu kalkınma hedefinin hizmetine vereceğiz.

Değerli arkadaşlarım,

Enerji, hem vatandaşımızın faturası hem sanayicimizin maliyeti hem de ülkemizin güvenliği demektir. Bu sebeple hedefimizi enerjide stratejik egemenlik olarak tarif ediyoruz.

Kaynaklarımızı verimli değerlendirecek, tedarikimizi çeşitlendirecek, kendi teknolojimizi geliştireceğiz. Güneşten ve rüzgârdan yararlanırken bunların ekipmanını üretme kabiliyetimizi de büyütmeliyiz. Depolama ve iletim altyapısını, araştırmayı ve nitelikli insan kaynağını birlikte güçlendirmeliyiz.

Millî enerji şirketlerimizin uluslararası yatırımlarda ve ortaklıklarda daha etkili olmasını savunuyoruz. Türk dünyasıyla enerji iş birliğini, ortak üretim ve teknoloji geliştirme alanlarına taşımayı hedefliyoruz.

Kendi teknolojisini geliştirmek isteyen ülke, yetişmiş insanına da sahip çıkar. Enerji alanında çalışan mühendisimizin, laboratuvarda araştırma yapan bilim insanımızın önünü açmalıyız. Üniversitede geliştirilen bir buluşun üretime geçmesini sağlayacak desteği kurmalıyız. 

Vizyon belgemizde araştırmadan patente, patentten üretime uzanan bu süreci birlikte ele alıyoruz. Bir teknolojiyi satın almakla yetindiğimizde, onu üretene ihtiyaç duymaya devam ederiz. O teknolojiyi geliştirebildiğimizde ise önümüze yeni imkânlar açılır. Enerjide bağımsızlık irademiz, bu sabırlı ve kararlı çalışmayı gerektirir.

Stratejik madenlerimiz ülkemizde işlenmeli, ileri teknoloji ürünlerine dönüşmelidir. Cevheri çıkaran da onu işleyecek teknolojiyi geliştiren de katma değerini kazanan da kendi insanımız olmalıdır.

Türkiye’nin fabrikasının çalışması, başka bir ülkenin siyasi tercihine mahkûm olmamalıdır.

Enerjide çeşitlilik, yerli teknoloji ve verimlilik için ortaya koyduğumuz programın temelinde bu bağımsızlık iradesi vardır. 

Vatandaşımızın güvenli ve erişilebilir enerjiye ulaşması da aynı hedefin içindedir.

Milliyetçi şehircilik

Bu üretim ve refah anlayışı, yaşadığımız şehirlere de yansıyacaktır.

Şehir, insanın hayatını geçirdiği yerdir. Çocuk sokakta güvenle oynayabilmeli, yaşlılarımız rahatça yürüyebilmeli, aileler komşusuyla bağ kurabilmelidir. Şehirlerimiz kendi tarihini ve mimari kimliğini yaşatmalıdır.

Konut meselesini bu anlayışla ele alıyoruz. Gençlerimizin erişebileceği, ailelerin huzurla yaşayacağı konutlar; yeterli yeşil alan ve sosyal imkânlarla birlikte planlanmalıdır. Vizyon belgemizdeki “Mahalle Gençlik ve Yetenek Merkezleri”, çocuklarımızın sporla, sanatla ve bilimle buluşacağı yerler olacaktır.

Deprem güvenliği ve kentsel dönüşümde de insan hayatını esas almak zorundayız. Her uygulama denetlenebilir olmalı, vatandaşımızın hakkı korunmalıdır. Bir aile, oturduğu evin güvenliğiyle geçim imkânları arasında çaresiz bırakılmamalıdır.

Bir şehrin değerini, o şehirde yaşayan insanın huzuruyla ölçeceğiz.

Anadolu’nun her yerinde iş ve hayat imkânlarını güçlendirmek, insanımızın kendi memleketinde gelecek kurabilmesini sağlamak, şehircilik vizyonumuzun temelidir.

Spor kültürü ve millî kalkınma

Şehrin ve okulun tamamlayıcılarından biri de spordur.

Spor, çocuğumuza birlikte hareket etmeyi, kurala uymayı ve emeğine güvenmeyi öğretir. Başarı için çalışmanın, rakibine saygı göstermenin, yenilgiden sonra yeniden ayağa kalkmanın değerini hissettirir.

Vizyon belgemizde bunun çok güzel bir ifadesi var: Kronometreye torpil işlemez!

Biz hayatın her alanında emeğin ve liyakatin karşılık bulmasını istiyoruz. Gençlerimiz tanıdığı olduğu için değil, çalıştığı ve başardığı için yükselebilsin.

Mahallelerden başlayarak spor imkânlarını yaygınlaştıracağız. Yetenekli çocuklarımızı erken yaşta fark edecek, onları iyi yetişmiş antrenörlerle buluşturacağız.

 Bir çocuğun spora katılabilmesi, ailesinin ödeyebileceği ücretle sınırlanmamalıdır.

Sporu sağlıklı hayatın ve toplumsal dayanışmanın bir parçası olarak görüyoruz. Gençlerimizin enerjisini geliştirebileceği alanlar açmak; onları yalnızlıktan ve zararlı alışkanlıklardan korumak için de sorumluluk almaktır.

Dış siyaset ve Türk dünyası

Aziz dava arkadaşlarım,

İçeride üreten, adaleti ve refahı güçlendiren Türkiye’nin dünyadaki sözü de güçlenecektir. Dış siyasetimizin esası, millî menfaatlerimizi bağımsız irademizle belirlemektir.

Bugün, 3 Ekim Türk Devletleri İşbirliği Günü’nü de kutluyoruz. Bu anlamlı günde bütün kardeşlerimize Ankara’dan selamlarımızı gönderiyorum.

Türk Birliği ülkümüzü, ortak yatırımlarla ve güçlü kurumlarla ilerleteceğiz. Türk Devletleri Teşkilatının kapasitesinin geliştirilmesini; ticaretin, ulaştırmanın, enerji ve teknoloji ortaklıklarının güçlenmesini savunuyoruz. Gençlerimiz birbirini tanımalı, kardeş ülkelerde eğitim görebilmeli, ortak kültürümüzü birlikte yaşatmalıdır. Vizyon belgemizde yer alan TÜRKKAN ve TÜRKSOY vatandaşlık tekliflerimizle de soydaşlarımızla beşerî bağlarımızı geliştirmeyi hedefliyoruz.

Kıbrıs Türkü’nün haklarını, Batı Trakya’daki kardeşlerimizin kimliğini, Doğu Türkistan’daki soydaşlarımızın temel hak ve hürriyetlerini savunmayı sürdüreceğiz. Millî vicdanımızın sesini ekonomik hesapların gölgesinde bırakamayız.

Gazze’de yaşanan insani yıkım karşısında da sorumluluğumuz devam ediyor. Sivillerin korunması, insani yardımın engelsiz ulaştırılması, insanların yurtlarında güvenle yaşayabilmesi için etkili uluslararası adımlar atılmalıdır. İşlenen suçların hesabının hukuk önünde sorulmasını savunuyoruz. Filistin halkının başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız devletine kavuşması yönündeki desteğimiz kararlıdır.

Buradan haykırıyoruz ki; 

Bir çocuğun yaşama hakkı, hiçbir devletin çıkar hesabından daha küçük değildir.

Türkiye’nin barışa katkı sunan, komşularıyla karşılıklı saygı temelinde ilişkiler geliştiren, mazlumun hakkını cesaretle savunan gücünü büyüteceğiz. Milletimizin bize vereceği emaneti, dünyada sözü dinlenen bir Türkiye için taşıyacağız.

İç siyaset ve güvenli toplum

İç siyasette en büyük sorumluluğumuz, milletimizin birliğini ve vatandaşımızın huzurunu korumaktır.

Kökeni, mezhebi, yöresi veya siyasi tercihi ne olursa olsun her vatandaşımız bu ülkenin eşit haklara sahip, onurlu bir ferdidir. Büyük Birlik adını taşımak, bu kardeşliği koruma görevini üstlenmektir.

Adaletin herkese aynı ölçüyle uygulandığı, kamu görevinde liyakatin esas alındığı, yönetenlerin hesap verdiği bir düzeni savunuyoruz. Bir makamda oturan herkes bilmelidir ki elindeki yetki, milletin kendisine verdiği emanettir.

Vatandaşımızın sokak güvenliği konusundaki kaygılarını duyuyoruz. Kadınlarımız da çocuklarımız da yaşlılarımız da kendi şehirlerinde korkmadan yaşayabilmelidir. Uyuşturucu ticaretine, çetelere ve şiddete karşı etkin mücadele; güçlü soruşturma, zamanında işleyen yargı ve caydırıcı yaptırımlarla yürütülmelidir. Suçtan elde edilen gelirin izi sürülmeli, örgütlü yapıların finansmanı kesilmelidir.

Gençlerimizi korumak için eğitim ve sosyal imkânları da güçlendirmek zorundayız. Göç yönetiminde ise sınır güvenliğini, toplumsal huzuru, insan onurunu ve hukuku birlikte gözeten bir devlet ciddiyetine ihtiyaç vardır.

Vatandaşımız kendi sokağında tedirgin yaşarken, devlet görevini tamamlamış sayılamaz.

Huzuru hayatın her alanında hissedilen bir Türkiye için çalışacağız.

Terörle mücadele ve Terörsüz Türkiye stratejisi

Kıymetli kardeşlerim,

Vizyonumuzun güvenlik alanındaki temel hedefi, terörün bütün unsurlarıyla ortadan kalktığı bir Türkiye’dir. Evlatlarımızın hayatına kasteden bu tehdidin sona ermesini istiyoruz. Şehit ailelerimizin ve gazilerimizin taşıdığı emaneti her şart altında koruyacağız.

Terörsüz Türkiye konusundaki ölçümüzü bugün bir kez daha açıkça ifade ediyorum. PKK bütün unsurlarıyla silah bırakmalı, yurt içindeki ve yurt dışındaki uzantılarıyla birlikte kendisini feshetmeli, devletin hukukuna teslim olmalıdır. 

Silah bırakma ve fesih gerçekleşmeden af veya buna bağlı anayasal ve yasal düzenlemeler gündeme dahi getirilmemelidir.

Türk milleti ifadesinden, Türkçeden, üniter devlet yapımızdan ve millî egemenliğimizden taviz verilmesini asla kabul etmeyiz. Terörün sona ermesi, milletimizin ortak geleceğini ve devletimizin bütünlüğünü güçlendirmelidir.

Bu hedefe ulaşmak için vizyon belgemizde kapsamlı bir strateji ortaya koyuyoruz. Güvenlik ve istihbarat kapasitemiz güçlendirilmeli; örgütün finansmanı, silah ve insan kaynağına erişimi kesilmelidir. Sınır ötesindeki yapılanmalara karşı diplomasi ve uluslararası iş birliği kararlılıkla yürütülmelidir.

Terörle mücadelenin kalıcı başarısı için adaleti, eğitimi, istihdamı ve bölgesel kalkınmayı da güçlendireceğiz. 

Terörün istismar ettiği alanları daraltacak; vatandaşımızın devletine güvenini büyüteceğiz. Devlet, bu mücadelede de somut delille hareket edecek, hukuka bağlı kalacak, etkili yargı denetimini işletecektir.

Kürt kardeşlerimiz bu vatanın asli sahipleridir. Hiçbir terör örgütü onların iradesine el koyamaz. Ortak geleceğimizi milletimizin hür iradesiyle kuracağız.

Bu konuda devletimizin yürüttüğü çalışmaların sonucunu, verilen sözlerin sahadaki karşılığını dikkatle takip edeceğiz. Silahların gerçekten bırakıldığının, örgüt yapılarının gerçekten dağıldığının görülmesi gerekir. Milletimizin güvenini korumak, açık ve doğrulanabilir sonuçlarla mümkündür. Kimse bizden şehitlerimizin hatırasını, gazilerimizin fedakârlığını, milletimizin hassasiyetini unutmamızı beklemesin. Biz evlatlarımızın güven içinde yaşayacağı bir gelecek istiyoruz. Bunun yolu, terörün bütün imkânlarını ortadan kaldıran ve devletin hukukunu hâkim kılan kararlı bir mücadeleden geçer.

Şehitlerimizin emanetini koruyacak, kardeşliğimizi güçlendirecek, terörün yeniden filizlenemeyeceği bir Türkiye için mücadele edeceğiz.

Teşkilata çağrı ve kapanış

Değerli dava arkadaşlarım,

Aileden eğitime, üretimden güvenliğe kadar anlattığımız bu on üç başlık, Türkiye’yi yönetme iddiamızın birbirini tamamlayan parçalarıdır. Hedefimiz, Türkiye’yi dünyanın en güçlü ve müreffeh ilk beş ülkesinden biri hâline getirmektir. Bu büyük ülküye giden yolda her alandaki ilerlemeyi ölçülebilir hedeflerle takip edeceğiz. Gereken bilgiyi, emeği ve kararlılığı ortaya koyacağız.

Şimdi sizlerden, bulunduğunuz her yerde iktidar sorumluluğuna hazırlanan bir kadronun özgüveniyle çalışmanızı istiyorum.

Ben sizlere güveniyorum. Bu salonu dolduran arkadaşlarımın fedakârlığını çok iyi biliyorum. O emeği, Allah’ın izniyle ülkemizi yönetme hazırlığımızın gücüne dönüştüreceğiz. 

Her il başkanımız kendi şehrinin meselelerine hâkim olacak. Her ilçe başkanımız vatandaşımızın karşısına bilgisiyle, çözümüyle, takip ettiği işlerle çıkacak. Birbirimizin gayretini büyütecek, eksiğini tamamlayacak, başarıya hep birlikte yürüyeceğiz.

Önümüzdeki görev açıktır. Bu belgedeki tekliflerin hangi kurumla, hangi kaynakla, hangi takvimle hayata geçirileceğini ayrıntılandıracağız. Yapacağımız işin maliyetini hesaplayacak, önceliğini belirleyeceğiz. Milletimizin yetkisini istediğimiz gün, o yetkiyle ne yapacağımızı bütün açıklığıyla anlatacağız. Bizim için iktidara hazırlanmak, milletin emanetine hazırlanmaktır.

Her teşkilatımız şehrinin öncelikli meselelerini ortaya koyacak. 

Çiftçinin hangi desteğe, esnafın hangi kolaylığa, gençlerin hangi imkâna ihtiyaç duyduğunu yerinde öğreneceğiz. Genel Merkezimizle teşkilatlarımız arasındaki bilgi akışını güçlendireceğiz. Vatandaşımızın sorusunu dikkatle dinleyecek, ciddi eleştirilerden yararlanacak, verdiğimiz sözün takipçisi olacağız.

Kadınlarımızın tecrübesine, gençlerimizin fikrine daha fazla alan açacağız. Mühendisin birikimini, öğretmenin tecrübesini, çiftçinin bilgisini çalışmalarımıza katacağız. Belediyelerimizde ve sorumluluk üstlendiğimiz her yerde hizmetimizle güven kazanacağız. Bugün üstlendiğimiz görevi hakkıyla yapmak, yarın talip olduğumuz büyük sorumluluğun en güçlü referansıdır.

Hiçbir dava arkadaşım kendi gayretini küçük görmesin.

 Bir insanın derdini çözdüğünüzde, bir gencin fikrine değer verdiğinizde, bir haksızlığın karşısına dikildiğinizde milletimizle aramızdaki güveni büyütürsünüz. O güvenin her gün yeniden kazanılması gerektiğini bileceğiz. Kapısını çaldığımız insanı dikkatle dinleyecek, yeniden karşılaştığımızda anlattığı meselenin hangi aşamada olduğunu söyleyebileceğiz. Siyasette sözün ağırlığı işte böyle oluşur.

Kardeşlerim, hedefimizi her yerde açıkça söyleyin: Büyük Birlik Partisi, milletimizin yetkisine ve Türkiye’nin yönetimine taliptir. Biz ülkemizin imkânlarına güveniyoruz. İnsanımızın çalışkanlığına güveniyoruz. Bu imkânları adaletle ve ehliyetle yönettiğimizde Türkiye’nin çok daha güçlü bir geleceğe ulaşacağına yürekten inanıyoruz. Bu inancın gerektirdiği çalışmayı da hep birlikte yapacağız inşallah.

Bu salondan ülkeyi yönetme sorumluluğuna hazırlanan bir iradeyle çıkacağız.

Her birimiz görevimizin başına daha büyük bir kararlılıkla döneceğiz. Şehrimize vardığımızda ilk işimiz, burada konuştuğumuz hedefleri çalışma takvimimize taşımak olacak. Sorumluluk paylaşacağız, sonuçları takip edeceğiz, her gün biraz daha ilerleyeceğiz. Türkiye’nin geleceği için söyleyecek sözümüz, yapacak çok işimiz var.

Unutmayın ki bizim taşıdığımız emanet, bizden sonraki nesillerin yaşayacağı Türkiye’dir. O Türkiye’de insanımız hakkına güvenecek. Çalışan emeğinin karşılığını alacak, üreten güçlenecek. Evlatlarımız kendi vatanlarında geleceklerini kurabilecek. Bayrağımızın gölgesinde milletimiz huzurla yaşayacaktır.

İnancımızla, bilgimizle ve alın terimizle çalışacağız. Birbirimize güvenerek, milletimizden güç alarak yürüyeceğiz. Büyük Birlik’in kadroları olarak bu sorumluluğa talibiz. Hazırlanacağız, güven kazanacağız, başaracağız! Allah’ın izniyle; başaracağız! 

Başaracağız! 

Başaracağız…

Rabbim birliğimizi daim, yolumuzu açık eylesin.

Genel İstişare Toplantımızın ülkemize, milletimize ve Büyük Birlik davamıza hayırlı olmasını temenni ediyor; hepinizi sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Allah’a emanet olunuz…

Haber Hakkında Ne Düşünüyorsun?

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa