Fatiha Suresiyle deşifre olan MOSSAD ajanı
İsrailli casus Eli Cohen'in 1965'te yakalanıp idam edilmesinde görev alan emekli Suriyeli subay Said Caviş, 61 yıl sonra operasyonu anlattı.
Okunma Süresi: 3 dakika 10 saniye
İsrail adına Suriye'de casusluk yaptığı bilinen Eli Cohen'in yakalanmasında görev alan emekli Suriyeli subay Said Caviş, olayın üzerinden 61 yıl geçtikten sonra operasyonun ayrıntılarını anlattı. Suudi Arabistan merkezli Al Majalla'da beş bölüm halinde yayımlanan röportaj dizisinin son iki bölümünde konuşan Caviş, Cohen'in Şam'ın Ebu Rummane bölgesindeki evinde yakalanmasından idamına kadar geçen sürece ilişkin dikkat çekici bilgiler verdi. Caviş'in anlatımına göre Cohen, yakalandığı anda doğrudan tutuklanmadı. Suriye güvenlik birimleri, şifreli haberleşmelerin çözülmesi amacıyla yaklaşık altı gün boyunca Cohen'i kontrol altında tuttu.

“YABANCI İSTİHBARATLARIN ROLÜ YOKTU”
Caviş, Cohen'in yakalanmasında Sovyet istihbaratı veya Hindistan Büyükelçiliği'nin rol oynadığı yönündeki değerlendirmeleri reddetti. Operasyonun tamamen kendi birimi tarafından yürütüldüğünü savunan Caviş, söz konusu birimin “134 Numaralı Telsiz Gizli Servisi” olduğunu belirtti. Şifrelerin çözülmesi için Beyrut'tan “Üç Silahşörler” kitabı ile “El-Muhtar” dergisinin ilgili sayısının getirildiğini aktaran Caviş, Cohen'le yakalanmasının hemen ardından olağan bir görüşme yürütüldüğünü ve tedbir amacıyla birlikte restorana dahi gittiklerini söyledi. Caviş ayrıca Cohen'in telgraf mesajlarını Arapça veya İbranice yerine Fransızca göndermesinin kullandığı yöntemlerden biri olduğunu ifade etti. Bu mesajların Posta Enstitüsü Müdürü Ahmed Şevki Al-Rashi tarafından tercüme edildiğini belirten Caviş, içeriklerin çoğunlukla günlük gelişmelere ilişkin bilgiler taşıdığını söyledi.
FATİHA SURESİ SORGULAMADA GÜNDEME GELDİ
Caviş'in anlatımına göre altı günlük sürecin sonunda Cohen, dönemin Suriye Devlet Başkanı Emin Hafız tarafından sorgulandı. Caviş, Cohen'in kendisini “Kamil Emin Sabit” adıyla Suriyeli bir Arap ve Müslüman olarak tanıttığını, ancak Hafız'ın kendisinden Fatiha Suresi'ni okumasını istemesinin ardından şüphelerin arttığını söyledi. Cohen'in sureyi okurken hata yaptığını belirten Caviş, bunun üzerine Hafız'ın onun Müslüman kimliğini sorguladığını ve Yahudi olduğuna kanaat getirdiğini aktardı.
İDAM KARARINA KARŞI ÇIKTIĞINI SÖYLEDİ
Caviş, Cohen'in öldürülmesi yerine hayatta tutulmasının Suriye açısından daha değerli olabileceğini düşündüğünü anlattı. Emekli subay, Cohen'in ileride olası bir takas veya istihbarat alışverişinde kullanılabileceğini düşündüğü için idam kararına karşı çıktığını belirtti. Bu itirazının ardından 89 gün hapis cezası çektiğini söyleyen Caviş, Cohen'in ölümünde bazı kişilerin çıkarı olabileceğine ilişkin şüphelerini dile getirdiği için cezalandırıldığını ileri sürdü.
İDAMDAN ÖNCEKİ GECEKİ GÖRÜŞME
Caviş, Cohen ile idamından önceki gece yaklaşık iki saat boyunca baş başa görüştüğünü de anlattı. Bu görüşmede Cohen'in kendisine İsrail yönetiminin güvence verdiğini ancak sonrasında yakalandığını söylediğini aktardı. Caviş, Cohen'in ayrıca yeni doğan oğlundan söz ederek çocuğunun yetim büyüyeceğini söylediğini belirtti. Emekli subay, Suriye makamlarının Cohen'in yakalandığını İsrail'e bildirmeden önce Mossad ile yazışmalar gerçekleştirdiğini ve İsrail tarafının Cohen'in ellerinde olduğunu bilmediği izleniminin oluşturulmaya çalışıldığını da iddia etti.
“CESEDİ HALA SURİYE'DE”
Cohen'in idamının ardından defin yeri konusunda da çalışmalar yapıldığını anlatan Caviş, altı subayın katıldığı görüşmede İsrail'in naaşa ulaşmasını zorlaştıracak bir yer seçilmesine karar verildiğini söyledi. Caviş, Cohen'in bir askeri kışlanın girişine gömüldüğünü düşündüğünü, ancak hangi kışlanın seçildiğini kesin olarak bilmediğini ifade etti. Emekli subay, Cohen'in naaşının halen Suriye'de olduğuna inandığını savundu. Bu değerlendirme Caviş'in kişisel anlatımına dayanırken, Cohen'in naaşının bulunduğu yere ilişkin bağımsız bir doğrulama sunulmadı.
YILLAR SONRA ORTAYA ÇIKAN SAATİ
Caviş, Cohen'e ait olduğu belirtilen ve yıllar sonra İsrail'e ulaştırılan saat hakkında da bilgi verdi. Eski Suriye Ulusal Güvenlik Bürosu Başkan Yardımcısı Ali Memlük'ün kendisine saatin fotoğrafını gösterdiğini anlatan Caviş, saati Cohen'in kullandığını teşhis ettiğini söyledi. Caviş, Cohen'i sorgulayan subaylardan Abdülkadir Abdülcelil'in yıllar sonra kendisine saati gösterdiğini ve saati kendisinin aldığını söylediğini de aktardı.
COHEN'İN SURİYE'DEKİ HEDEFİNE İLİŞKİN İDDİA
Caviş'e göre Cohen'in Suriye'deki faaliyetlerinin hedeflerinden biri, Suriye vatandaşlığı elde ederek devlet yönetiminde görev almaktı. Cohen'in 1962-1965 yılları arasında Kamil Emin Sabit adıyla Şam'da faaliyet yürüttüğü, üst düzey askeri yetkililerle yakın ilişkiler kurduğu ve Golan Tepeleri ile Suriye'nin karar alma mekanizmalarına ilişkin bilgileri İsrail'e aktardığı biliniyor. Cohen, 18 Mayıs 1965'te Suriye'de idam edildi.
MACİD EL-ARD İÇİN “MASUMDU” İDDİASI
Caviş, Cohen davası kapsamında yargılanarak ceza alan iş insanı Macid el-Ard'ın da haksız yere suçlandığını savundu. İkilinin yalnızca Avrupa'dan dönüş sırasında yolculuk esnasında tanıştığını belirten Caviş, bu karşılaşmanın el-Ard'ın Cohen'in casusluk faaliyetlerinden haberdar olduğunu göstermediğini söyledi. Caviş, Macid el-Ard'ın suçsuz olduğuna inandığını ifade etti. Al Majalla'nın daha önce yayımlanan ilk üç bölümünde ise Cohen'in deşifre edilmesi, yakalanması ve operasyon sırasında elde edilen delillere ilişkin ayrıntılar aktarılmıştı.