F-22 ve Su-57'yi Geride Bıraktı! KAAN'ın Gövdesindeki Büyük Sır Ne?
Küresel havacılık sahnesinde boyutlarıyla ikinci sıraya yerleşen milli savaş uçağı KAAN'ın devasa cüssesinin ardındaki sırlar çözüldü.
Okunma Süresi: 1 dakika 44 saniye
Türk savunma sanayisinin gökyüzündeki amiral gemisi KAAN, beşinci nesil savaş uçakları liginde heybetli gövde yapısıyla küresel havacılık otoritelerinden tam not alıyor. Ankara'daki TUSAŞ tesislerinde geliştirilen bu ileri teknoloji muharip platform, hava muharebelerindeki üstün caydırıcılığı ve derin harekât kabiliyetini sağlamak maksadıyla geniş hacimli çift motorlu ağır siklet mimariyle tasarlandı.
DAHİLİ SİLAH İSTASYONLARI VE RADAR GÖRÜNMEZLİĞİ
Beşinci ve altıncı nesil muharip uçakların en belirleyici vasfı, düşman radarlarına yakalanmama kabiliyeti sunan düşük radar kesit alanıdır. Bir savaş uçağı gövdesinin dışında harici füze veya bomba taşıdığında, radar sinyalleri bu mühimmatlara çarparak hava aracının konumunu anında ele veriyor. Bu operasyonel engeli aşmak isteyen Türk mühendisler, milli muharip uçak KAAN'ı yerli imkanlarla üretilen SOM-J seyir füzesi ile Gökdoğan ve Bozdoğan hava-hava füzeleri gibi ağır ve hacimli mühimmatları gövde içinde saklayacak şekilde tasarlıyor. Uçağın karnındaki dahili silah istasyonlarının bu mühimmatları bütünüyle içine alabilmesi, gövde geometrisinin doğal olarak büyümesini zorunlu kılıyor.

UZUN MENZİL İÇİN DEVASA DAHİLİ YAKIT TANKLARI
Görünmezlik doktrini yalnızca silah istasyonlarını değil, yakıt planlamasını da doğrudan şekillendiriyor. Kanat altına monte edilen ek harici yakıt tankları hava aracının gizlilik kalkanını tamamen ortadan kaldırıyor. Bu kısıtlamayı aşmak amacıyla KAAN, harici yakıt depolarına gereksinim duymadan uzun menzilli görevleri başarıyla tamamlayabilmek için tonlarca yakıtı kendi gövde içi tanklarında depoluyor. Tek motorlu hafif sınıf F-35 savaş uçağının aksine KAAN; Amerikan F-22 Raptor ve Rus Su-57 modelleri gibi çift motorlu ağır siklet avcı uçağı sınıfında yer alıyor. İki güçlü motorun ürettiği yüksek itiş gücü ve ihtiyaç duyduğu mekanik alan, hava aracının devasa boyutlara ulaşmasında kilit rol oynuyor.
GÜÇLÜ AVİYONİKLER VE GELECEĞİN SOĞUTMA SİSTEMLERİ
Gövde genişliğinin altında yatan bir diğer kritik etken ise uçağın burun ve iç yapısına yerleştirilen yerli sensör ağından kaynaklanıyor. KAAN'ın burnunda milli imkanlarla geliştirilen yüksek menzilli AESA radar yer alırken, elektro-optik hedefleme sistemi ile kızılötesi arama ve takip donanımları gövdeye kusursuzca entegre ediliyor. Yüksek performanslı bu aviyonik sistemlerin yaydığı devasa ısıyı tahliye etmek için kurulan karmaşık sıvı soğutma mekanizmaları da gövde içerisinde hatırı sayılır bir alan kaplıyor. Türk mühendisler, uçağı tasarlarken gelecekte altıncı nesil teknolojilere ve yapay zeka entegrasyonlarına uyum sağlayacak geniş bir modernizasyon payı bırakarak vizyoner bir projeye imza atıyor.
Özellikleriyle fark yaratan KAAN'ın prototipleri göz doldurdu: