Mehmet Uçum: Terörsüz Türkiye'ye geçiş süreci artık engellenemez
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, 7595 sayılı Kanun'un uygulama aşamasına girmesiyle sürecin geldiği noktayı AA Analiz için kaleme aldı.
Okunma Süresi: 3 dakika 48 saniye
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, 7595 sayılı Kanun'un uygulama aşamasına girmesinin ardından Terörsüz Türkiye'ye geçiş sürecinde gelinen noktayı değerlendirdi. Uçum, AA Analiz için kaleme aldığı yazıda sürece yönelik aksatma girişimlerine dikkat çekti.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE GEÇİŞ SÜRECİ NASIL İLERLEDİ?
Uçum, sürecin adının çözüm süreci değil, geçiş süreci olduğunu belirtti. Sürecin devlet inisiyatifi ve politikası olduğunu söyleyen Uçum, fikren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 25-26 Ağustos 2024'te Ahlat ve Malazgirt programlarında ortaya koyduğu yeni paradigmayla başladığını ifade etti. Uçum'a göre süreç, Devlet Bahçeli'nin çıkışlarıyla pratik yola girdi. Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasıyla yeni bir merhale kat edildi. Komisyon çalışması ve 467 milletvekilinin kabul oyu verdiği çerçeve yasayla süreç sürdü. Kanun, 18 Ağustos 2026'da Resmi Gazete'de yayımlandı.
7595 SAYILI KANUN VE TAKİP KURULU
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair 7595 sayılı Kanun, geçiş sürecinin hukukunu düzenliyor. Uçum, kanunun yürürlüğe girmesinin ardından gerekli adımların hızla atılmaya başlandığını aktardı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında Takip ve Değerlendirme Kurulu oluşturuldu. Kurul, yaptığı toplantılarla planlamaları tamamladı ve kanun gereği alt komisyonları belirledi.

ERTELEME KURUMU NASIL İŞLEYECEK?
Uçum'a göre geçiş süreci hukukunun ana kurumu olan erteleme uygulaması; genel koşul, özel koşul, değerlendirme, karar, süreç ve sonuç aşamalarından oluşuyor.
Genel koşul, örgütün fiili varlığına son verdiğine ve silah ile mühimmatın teslim edildiğine ilişkin tespitlerin teyidi için MGK kararının alınması ve bu kararın Resmi Gazete'de yayımlanması. İlandan sonra 6 ay içinde kapsamdaki kişilerin yetkili mercilere yazılı başvurması ise özel koşul oluyor. Başvuru bizzat ya da avukat aracılığıyla yapılabiliyor.
Başvurulardan sonra cumhuriyet savcılıkları, mahkemeler ve infaz hakimlikleri inceleme yapıyor. İnceleme sırasıyla üç noktayı belirliyor: Kişinin kanun kapsamında olup olmadığı, ilişkili suçların kapsamda bulunup bulunmadığı ve istisna suçlardan olup olmadığı. Uçum'a göre erteleme kararı için bu üç koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekiyor. Kararlara itiraz hakkı bulunuyor. Kararlar kesinleşince erteleme süresi başlıyor. Bu sürede terör suçu işlenmezse kişinin hukuki durumuna göre takipsizlik, düşme veya infaz edilmiş sayılma kararı veriliyor.
ÖCALAN'IN STATÜSÜ TARTIŞMASI
Uçum, süreçte karşıt konumdaki bazı odakların Öcalan'ın statüsü konusunu amacından koparıp farklı noktalara taşıdığını savundu. Uçum'a göre konu, Öcalan'ın 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasındaki devletle ve toplumla bütünleşme perspektifine uygun rolü yerine getirebilmesinin koşullarını sağlamakla ilgili. İmralı'da cezaevi binasına bağlı bir ünite olarak yapılan mekânın, Öcalan'ın rolüne uygun çalışma ortamı için oluşturulduğunu belirten Uçum, bu imkânları serbest bırakma ya da imtiyaz olarak görmenin iyi niyetli olmadığını söyledi. Öcalan'ın gündeminde olmayan özgür kalması gibi konuları öne çıkaranların da aynı derecede sorunlu bir bakışa sahip olduğunu ifade etti.
SÜRECİ AKSATMA GAYRETLERİ
Uçum, münfesih terör örgütü ve bağlantılı oluşumlarla legal yapılardaki bazı kişi ve grupların kendi ajandaları üzerinden sürece fikri sataşmalarda bulunduğunu savundu. Bu kesimlerin ya sürecin başarısıyla doğacak demokratik katılım imkânlarını görmediğini ya da bunu tehdit saydığını söyledi. Uçum, DEM'in yeniden yapılanma sürecinin ve yeni adlar altında olası yapılanmaların pozisyon ve statü savaşlarını tetikliyor olabileceğini belirtti. Bu iç çekişmelerin süreç açısından sorun üreten dillere ve etnik siyasete savrulmaya yol açtığını öne sürdü. Uçum, bu tür girişimlere karşı tedbir alınmasının kaçınılmaz olduğunu kaydetti.
DİYALOG VE MÜZAKERE SÜRECİ ARASINDAKİ FARK
Uçum, Terörsüz Türkiye'nin bir diyalog süreci, Yeni Anayasa'nın ise bir müzakere süreci olduğunu belirtti. Diyalog sürecinin muhatabını Öcalan, ona bağlı yöneticiler ve kadrolar, bağlantılı oluşumlar ile yasal süreçteki temsilciler olarak sıraladı. Uçum'a göre esas olan, Öcalan ve ona bağlı unsurların devletle ve milletle bütünleşme perspektifine uygun ortaya koyduğu irade. Buna aykırı biçimde etnik siyaseti öne çıkaranların etkisiz olduğunu savundu. Uçum, bazı örgüt yöneticilerinin kendi ajandalarını Öcalan'ın özgürlüğü veya statüsü gerekçesiyle gizlediğini ileri sürdü. Bunun tespit aşamasında ayak sürümelere yol açtığını söyledi. Uçum, herkesin 2026 yılı tamamlanmadan tespit ve teyide ilişkin MGK kararının alınıp ilan edilmesi için çaba göstermesi gerektiğini vurguladı. Uçum'a göre bu karar, sürecin ilerlemesinde önemli bir eşik olacak.
DEMOKRASİNİN İLERLETİLMESİ VE YENİ ANAYASA
Uçum, demokrasinin ilerletilmesi ve yeni anayasa müzakerelerinin muhatabının Türk milletinin bütün unsurları ve meşru siyasi ve sosyal temsilciler olduğunu söyledi. Diyaloğun muhataplarının, Türkiye halkı adına müzakere muhatabı gibi davranamayacağını belirtti. Yeni anayasa yaklaşımlarının diyalog sürecinin şartı olarak ileri sürülmesinin kabul edilemeyeceğini ifade etti. Uçum, yeni anayasanın etnik ve kimlik siyasetleri üzerinden müzakere edilmeyeceğini, ayrıştırıcı değil kapsayıcı bir felsefeyle hazırlanacağını söyledi. TBMM'nin 28. döneminde, yani 2028 seçimlerine kadar müzakerelerin büyük olasılıkla temel yaklaşımlar konusunda fikri olgunluk düzeyinde kalabileceğini belirten Uçum, yeni anayasanın 29. dönemde en geniş mutabakatla halkın onayına sunulmasını kaçınılmaz bir adım olarak nitelendirdi.
UÇUM'UN SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ
Uçum, geçişin tamamlanmasıyla Türkiye'nin yükselişinin başlayacağını ve büyük reformlar dönemine adım atılacağını söyledi. Sürece farklı anlamlar yüklemeye çalışanların gerçekle yüzleşmesi gerektiğini ifade etti. Uçum, yazısında Devlet Bahçeli'nin 5 Mayıs 2026 tarihli sözlerine yer verdi. Bahçeli, "'Terörsüz Türkiye' teslimiyet değildir. 'Terörsüz Türkiye' taviz değildir. 'Terörsüz Türkiye' terör örgütüyle pazarlık değildir" ifadelerini kullanmıştı. Uçum ayrıca Erdoğan'ın 3 Ekim 2026'daki "Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek" sözlerini hatırlattı.