Yağışın afete dönüşmesinde insanın rolü... Ankara'dan bir bakış...
Prof. Dr. Mehmet Ekmekçi, şiddetli yağışların afete dönüşmesinde betonlaşma, yanlış arazi kullanımı ve yetersiz altyapının etkili olduğunu belirterek erken uyarı sistemleri çağrısı yaptı.
Okunma Süresi: 2 dakika 29 saniye
Hacettepe Üniversitesi Hidrojeoloji Mühendisliği Programı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ekmekçi, son dönemde etkili olan yoğun yağışların afete dönüşmesinde iklim koşullarının yanı sıra kentleşme, altyapı ve arazi kullanımının da belirleyici olduğunu söyledi. İklim değişikliğinin atmosferdeki nem taşıma kapasitesini artırabildiğine dikkat çeken Ekmekçi, sıcaklıktaki her 1 derecelik artışın atmosferin nem taşıma kapasitesini yaklaşık yüzde 7 ila 8 oranında yükseltebildiğini belirtti. Bunun, uygun koşullarda daha yoğun yağışların oluşmasına katkıda bulunabileceğini ifade eden Ekmekçi, iklim değişikliğiyle şiddetli yağışlar arasındaki ilişkinin bilimsel çalışmalarla ortaya konulduğunu kaydetti. Ekmekçi, yağışların yalnızca toplam miktarının değil, hangi zaman aralığında ve ne yoğunlukta gerçekleştiğinin de önemli olduğunu vurguladı. Yağışın kısa sürede büyük miktarlarda düşmesinin, suyun toprak tarafından emilmesini zorlaştırarak yüzey akışını artırabildiğini belirtti.

BETONLAŞMA VE YANLIŞ KENTLEŞME TAŞKIN RİSKİNİ ARTIRIYOR
Yağışların afete dönüşmesinde insan faaliyetlerinin önemli bir etkisi bulunduğunu belirten Ekmekçi, doğayla uyumlu olmayan kentleşme uygulamalarına dikkat çekti. Beton ve asfalt gibi geçirimsiz yüzeylerin yaygınlaşmasının yağmur suyunun toprağa sızmasını engelleyebildiğini, bunun sonucunda suyun yüzeyden daha hızlı akarak dere yataklarına ulaştığını ifade etti. Dere yataklarında yapılaşmaya izin verilmesi ve taşkın ovalarının yerleşime açılmasının da riskleri artırabildiğini kaydeden Ekmekçi, doğal süreçlerin insan yerleşimleriyle kesiştiği alanlarda taşkınların can ve mal kaybına yol açabilecek afetlere dönüşebildiğini söyledi. Uzman, planlama aşamasında havzanın doğal özelliklerinin ve taşkın risklerinin dikkate alınması gerektiğini belirterek mevcut yapılaşmanın da riskler çerçevesinde değerlendirilmesini önerdi.
YAĞIŞ DÜZENİ DEĞİŞİYOR, KURAKLIK DÖNEMLERİ UZAYABİLİYOR
Ekmekçi, yağışların yıl içine dağılımında değişiklikler görülebildiğini, bazı dönemlerde daha kısa sürede daha fazla yağış düşerken yağışsız dönemlerin de uzayabildiğini dile getirdi. Mevsimsel değişimlerin bitkilerin çiçeklenme dönemleri gibi doğal süreçlerde de gözlemlenebildiğini belirtti. Kısa süreli ve yüksek şiddetli yağışların su kaynaklarına kazandırılabilecek su miktarını artırma açısından her zaman avantaj sağlamadığını ifade eden Ekmekçi, suyun hızla yüzeyden akmasının kullanılabilir kaynak oluşturma potansiyelini azaltabildiğine dikkat çekti. Sıcaklık artışının aşırı yağışlar ve uzun süreli kuraklıklar gibi olayların riskini etkileyebileceğini belirten Ekmekçi, bu koşulların geleceğe yönelik öngörüleri zorlaştırabildiğini söyledi.
TAŞKIN RİSK HARİTALARI GÜNCELLENMELİ
Taşkınların etkilerini azaltmak için planlama ve altyapı çalışmalarının birlikte yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Ekmekçi, alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:
- Havza ölçeğindeki taşkın risk haritalarının güncellenmesi.
- Drenaj sistemlerinin gelecekte yaşanabilecek yağış şiddetleri dikkate alınarak yeniden tasarlanması.
- Farklı tekerrür sürelerine sahip yağış senaryolarının planlamalarda değerlendirilmesi.
- Riskli alanlardaki yapılaşmanın ve mevcut yerleşimlerin kademeli olarak ele alınması.
- Erken uyarı sistemlerinin kurulması ve etkin biçimde işletilmesi.
- Vatandaşlara afet öncesinde, sırasında ve sonrasında nasıl hareket edeceklerini anlatan eğitimler verilmesi.
Ekmekçi, erken uyarı sistemlerinin yalnızca uyarı vermekle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, vatandaşların uyarı karşısında ne yapacağını bilmesinin de hayati önem taşıdığını ifade etti. Bu nedenle uzmanlar tarafından verilecek eğitimlerin afet hazırlığının temel unsurlarından biri olduğunu kaydetti.
EMİSYONLARIN AZALTILMASI DA ÖNEM TAŞIYOR
İklim değişkenliğinin doğal bir olgu olduğunu ancak sıcaklık artışıyla birlikte aşırı hava olaylarının riskinde değişimler görülebildiğini belirten Ekmekçi, geleceğe yönelik planlamaların bu belirsizlikleri dikkate alması gerektiğini söyledi. Ekmekçi, sera gazı emisyonlarının azaltılmasının önemine de değinerek COP31 süreci ile Türkiye’nin 2053 hedeflerini bu açıdan önemli gördüğünü ifade etti. Uzmanın değerlendirmelerine göre, şiddetli yağışların yol açabileceği zararları azaltmak için iklim koşullarının izlenmesi kadar kentlerin doğal yapıya uygun planlanması, altyapının güçlendirilmesi ve toplumun afetlere karşı bilinçlendirilmesi de önem taşıyor.