2 Trilyon Euroluk AB Bütçesi: Seçimler Uzlaşmayı Zorlaştırıyor
Politico'ya göre AB liderleri Brüksel zirvesinde 2 trilyon euroluk bütçede ilerleme kaydedemedi; seçim takvimi ocak ayını kritik hale getiriyor.
Okunma Süresi: 4 dakika 51 saniye
Avrupa Birliği (AB) liderleri, Brüksel'de iki gün süren Avrupa Konseyi zirvesinde 2 trilyon euroluk AB bütçesi konusunda ilerleme kaydedemedi. Politico'nun haberine göre İspanya, Fransa, Almanya ve İtalya'daki siyasi belirsizlikler, Ukrayna'nın finansman açığı ve ABD, Rusya ile Çin'den gelen baskılarla birleşince Brüksel'in uzlaşma arayışı daha da zorlaşıyor.

ZİRVEDE BÜTÇEDE İLERLEME KAYDEDİLEMEDİ
Politico'ya göre Brüksel'deki son zirvede liderler 2 trilyon euroluk bütçe konusunda yol alamadı; bunun yerine enerji politikası üzerine sert bir tartışmaya girdi. Avrupa Konseyi Başkanı António Costa'nın bütçe konusunda 2026 sonuna kadar anlaşmaya varılması yönündeki çağrısı sonuç bildirisine girmedi. Üye ülkeler, anlaşmanın yıl sonuna kadar tamamlanması hedefini desteklemekte isteksiz davrandı.
Kasım ve Aralık aylarında yeni zirveler planlanıyor. Bu toplantılarda da uzlaşma sağlanamazsa müzakereler 2027'ye sarkacak. Seçim gündeminin ağırlık kazanacağı bu dönemde hükümetlerin bütçeyi mümkün kılacak tavizleri vermesi daha da zorlaşabilir.
İSPANYA'DAKİ SEÇİM BÜTÇE TAKVİMİNİ ETKİLİYOR
Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, Politico'ya yaptığı açıklamada İspanya'daki seçimlerin bütçe takvimini şimdiden etkilediğini söyledi. Liderlerin daha önce yıl sonuna kadar siyasi anlaşma gerektiği konusunda ortak anlayışa sahip olduğunu belirten Christodoulides, bunun artık mümkün görünmediğini ifade etti. Christodoulides ayrıca Fransa ve İtalya başta olmak üzere başka ülkelerde de seçimlerin gündeme geleceğini hatırlattı.
İspanya'da 29 Kasım'da yapılacak seçimde merkez sağ ile aşırı sağın iktidara gelme ihtimali bulunuyor. 8 yıldır görevde olan Başbakan Pedro Sánchez'in anketlere göre seçimi kaybetmesi bekleniyor. Sánchez, 13 ve 26 Kasım'daki liderler toplantıları sırasında seçim kampanyasının içinde olacak. İki AB diplomatı, seçimden sonra Madrid'de yeni hükümetin kurulmasının Ocak ayını bulabileceğini söyledi.
FRANSA, ALMANYA VE İTALYA'DA BELİRSİZLİK
Fransa'da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un görev süresi gelecek yıl nisanda sona erecek; Macron, anayasa gereği üst üste üçüncü kez aday olamayacak. Anketlerde aşırı sağcı Marine Le Pen önde görünüyor. 4 Avrupalı diplomata göre Macron, kapalı kapılar ardındaki zirve görüşmesinde görev süresinin son aylarında bütçe anlaşmasını imzalamak için gerekli siyasi yetkiye sahip olmayacağını dile getirdi.
Almanya'da bir sonraki federal seçim 2029'da yapılacak. Politico'ya göre aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi'nin (AfD) yükselişi ve Başbakan Friedrich Merz'in düşen kamuoyu desteği hükümetin hareket alanını daraltıyor. İtalya'da ise Başbakan Giorgia Meloni'nin hükümeti, birçok Avrupa hükümetine kıyasla uzun süredir görevde; seçimler Ekim 2027'de planlanıyor. Bir AB diplomatı, Meloni'nin seçim tarihini beklemeden daha erken bir seçime gidebileceğini düşündüğünü söyledi.

| Ülke | Gelişme | Tarih |
|---|---|---|
| İspanya | Seçim; Sánchez'in anketlere göre kaybetmesi bekleniyor | 29 Kasım |
| Fransa | Macron'un görev süresi sona eriyor | Nisan 2027 |
| Almanya | Federal seçim | 2029 |
| İtalya | Planlanan seçim; Meloni'nin erken seçime gidebileceği değerlendiriliyor | Ekim 2027 |
Tablodaki takvim, AB'nin bütçe ve Ukrayna dosyalarını karara bağlamak istediği dönemle örtüşüyor. Haberde, bütçe anlaşmasının 2026 sonuna kadar tamamlanmasının yeni bütçenin 2028'de yürürlüğe girebilmesi açısından önem taşıdığı belirtiliyor.
Politico'ya konuşan kaynaklara göre bu tablo yalnızca ulusal hükümetlerin geleceğini değil, Birlik içinde uzlaşma sağlayabilecek liderlerin varlığını da etkiliyor. Bir diplomat, Avrupa'nın artık eski Almanya Başbakanı Angela Merkel veya eski Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand gibi ülkeler arasında anlaşma sağlayabilecek belirgin bir lidere sahip olmadığını savundu. Aynı diplomat, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in güçlü bir konumda olduğunu, ancak bunun tek başına yeterli olmayabileceğini belirtti.
ZİRVEDE UZLAŞMA YERİNE SİYASİ HESAPLAR
Politico'ya göre liderler büyük politika anlaşmaları yapmak yerine kendi konumlarını korumaya ve rakip siyasi gruplar karşısında avantaj sağlamaya yöneldi. Zirvenin en önemli istisnası, Fransa ile Almanya arasında otomotiv sektöründe sağlanan uzlaşma oldu. Politico'ya konuşan altı diplomat ve AB yetkilisi, önümüzdeki aylarda ortak karar almanın daha da zorlaşacağını düşünüyor.
Avrupa Parlamentosu'ndaki Sosyalistler ve Demokratlar (S&D) grubunun kıdemli üyesi ve bütçe müzakerelerinin eş sorumlusu Carla Tavares, gelecek yıl hem üye ülkelerde hem de Parlamento içinde uzlaşmanın daha zor olacağını söyledi. Bir başka üst düzey AB diplomatı ise “Gelecek yıl daha kötü olacak” değerlendirmesinde bulundu.
Costa ise seçimlerin bütçe anlaşmasını engelleyeceği yönündeki kaygıları küçümsedi. AB'nin 27 demokrasiden oluştuğunu ve neredeyse her ay bir üye ülkede seçim yapıldığını hatırlatan Costa, seçim takvimi gerekçe gösterilirse yeni bir bütçenin hiçbir zaman kabul edilemeyeceğini söyledi. Avrupa Halk Partisi (EPP)'nin eş sorumlusu Siegfried Mureșan ise liderlerin şimdiye kadar çok yavaş hareket ettiğini belirterek zamanın daraldığı uyarısında bulundu.

ABD, RUSYA VE ÇİN'DEN ÜÇ CEPHELİ BASKI
Politico, AB'nin iç sorunlarının dışarıdan gelen baskıların arttığı bir döneme denk geldiğini aktarıyor. Habere göre ABD Başkanı Donald Trump'ın transatlantik ittifakını sorgulayan politikaları, Rusya'nın Avrupa genelindeki siber saldırı ve sabotaj faaliyetleri ile Çin'in tedarik zincirleri üzerindeki etkisini artırması Brüksel'in önündeki sorunları ağırlaştırıyor.

Almanya, Leipzig Havalimanı'nda yaşanan insansız hava aracı saldırısı girişiminin arkasında Kremlin'in bulunduğunu öne sürdü. Haberde Rusya'nın bu iddiaya yanıtına yer verilmedi. Çin'in ise kritik tedarik zincirleri üzerindeki kontrolünü güçlendirirken Avrupa pazarlarına düşük fiyatlı ürünler sunmaya devam ettiği belirtiliyor.
Belçika Başbakanı Bart De Wever, zirve sırasında gece geç saatlerde gazetecilere yaptığı açıklamada Avrupa'nın bölünmesinin istendiğini söyledi. Doğu ve batıdaki ülkeleri işaret eden De Wever, bu aktörlerin Avrupa'nın zayıf noktalarını kullanabileceğini belirtti. Litvanya'nın eski Dışişleri Bakanı ve Stanford Üniversitesi misafir araştırmacısı Gabrielius Landsbergis ise Avrupa'nın ABD, Rusya ve Çin olmak üzere üç yönden baskı altında olduğunu söyledi.
UKRAYNA'NIN FİNANSMAN AÇIĞI BÜYÜYOR
Uluslararası Para Fonu'na (IMF) göre Ukrayna'nın 2027'de 30 ila 35 milyar dolar arasında bütçe açığı bulunuyor. Rusya'nın enerji altyapısına yönelik saldırıları kış öncesinde ekonomik ve insani baskıyı artırıyor. Bu tablo, AB'nin 2025'te Ukrayna'ya 90 milyar euro sağlamayı kabul etmiş olmasına rağmen ortaya çıkıyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, zirvede ülkesinin içinde bulunduğu duruma değindi ve Ukrayna'nın düşmesi halinde 20 milyon Ukraynalının AB'ye yöneleceğini söyledi. “Rusya bizi öldürüyor” diyen Zelenski, Moskova'nın savaşı durdurmak istemediğini ifade etti. Landsbergis ise önümüzdeki ayların Kiev için son derece zor geçeceğini, finansman yükünün giderek Avrupa'nın omuzlarına kaldığını söyledi.
Gündemdeki seçeneklerden biri, Brüksel'de bulunan Euroclear kuruluşunda dondurulmuş yaklaşık 200 milyar euroluk Rus varlıklarının kullanılması. Varlıklar süresiz olarak dondurulmuş durumda; ancak Ukrayna'ya aktarılmaları konusunda AB ülkelerinin ortak tutumu yok. Daha önce bu yönteme karşı çıkan Belçika itirazını sürdürüyor. İsveç Başbakanı Ulf Kristersson ise zirveden erken ayrılırken Rus varlıkları konusunda durumun değişmediğini söyledi. Ortak AB borçlanmasının artırılması seçeneği de üye ülkeler arasında zorlu pazarlıklar gerektiriyor.
OCAK AYI KRİTİK EŞİK OLABİLİR
Yeni bütçe, Ukrayna'nın finansmanı, Rus varlıklarının geleceği ve dış ticaretteki dengesizlikler birbirini besleyen dosyalar olarak öne çıkıyor. Üst düzey bir AB yetkilisi, Ocak ayının bütçe anlaşmasını sonuçlandırmak için son fırsatlardan biri olabileceğini söyledi. Bu pencere kaçırılırsa müzakerelerin Avrupa siyasetindeki daha sert rekabet ortamına taşınması bekleniyor.