Libya, Türkiye ile deniz anlaşmasını onayladı
Türkiye ile Libya Hükümeti arasında imzalanan deniz yetki anlaşması Libya Parlamentosu'nda onaylandı.
Okunma Süresi: 1 dakika 32 saniye
Türkiye ile Libya arasında 2019'da imzalanan ve Doğu Akdeniz'de dengeleri değiştiren Türkiye ile Libya Hükümeti arasında imzalanan deniz yetki anlaşması Libya Parlamentosu'nda onaylandı.
Türkiye Cumhuriyeti ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında 27 Kasım 2019'da imzalanarak Doğu Akdeniz'de yeni bir dönem başlatan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması mutabakatı, diplomatik ve hukuki aşamalarıyla öne çıkıyor. Anlaşma, bölge ülkelerinin tepkilerine rağmen her iki ülkenin egemenlik haklarını güvence altına almayı amaçlıyor.

Doğu Akdeniz sularında münhasır ekonomik bölge (MEB) sınırlarını belirleyen tarihi mutabakat, Türkiye ve Libya'nın karşılıklı kıyılarını hukuki bir zemine bağladı. Temel hedefi, her iki devletin denizlerdeki hak ve menfaatlerini korumak olan anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından da uluslararası hukuka uygun bulunarak tescillendi.
MECLİS ONAYLARI VE BM TESCİL SÜRECİ
Anlaşmanın imza sürecinin ardından hukuki altyapısı hızla tamamlandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 7195 sayılı kanun ile söz konusu mutabakatı resmi olarak onayladı. Libya Parlamentosu (Tobruk Temsilciler Meclisi) da deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına dair bu kritik belgeye onayını verdi. Sürecin uluslararası alandaki en önemli diplomatik adımı ise BM Genel Sekreteri António Guterres'in 30 Eylül 2020 tarihinde anlaşmayı resmen tescil edip yayımlaması oldu.

Diplomatik takvim, mutabakatın sadece deniz sınırlarıyla kalmayıp zamanla geniş çaplı bir stratejik ortaklığa dönüştüğünü belgeliyor. Deniz yetki alanları hamlesini, taraflar arasında 21 Aralık 2019 tarihinde imzalanan Güvenlik ve Askeri İş Birliği Mutabakatı ile Ekim 2022'de yürürlüğe giren ve hidrokarbon arama yetkisi veren yeni anlaşmalar izledi.

BÖLGESEL TEPKİLER VE DİPLOMATİK KRİZLER
Mutabakatın yürürlüğe girmesi, Doğu Akdeniz'e kıyısı olan diğer aktörler arasında hararetli tartışmalara yol açmıştı. Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Mısır ve Avrupa Birliği (AB), atılan bu stratejik adıma resmi kanallardan karşı çıkmıştı. Tepkilerin en serti ise Atina yönetiminden gelmişti; Yunanistan, o dönem ülkede görev yapan Libya Büyükelçisi'ni "persona non grata" (istenmeyen kişi) ilan ederek sınır dışı etme kararı almıştı. Hatta sonraki dönemUluslararası arenadaki tüm bu diplomatik krizlere rağmen iki ülke arasındaki anlaşma, bölgesel güç dengelerinin temel belirleyicilerinden biri olmaya devam ediyor.