Uzayda bilinen hiçbir şeye benzemeyen bir radyo sinyali keşfedildi
Samanyolu’nda 49 bin ışık yılı uzaklıktaki gizemli radyo kaynağı, sıra dışı parlaklık ve frekans değişimleriyle bilim insanlarını şaşırttı.
Okunma Süresi: 1 dakika 44 saniye
Samanyolu Galaksisi’nde keşfedilen VT J1906+0849 adlı gizemli radyo kaynağı, onlarca yıla yayılan parlaklık değişimleri ve alışılmadık davranışlarıyla bilim insanlarının dikkatini çekti. Dünya’dan yaklaşık 49 bin ışık yılı uzaklıkta bulunan nesnenin bilinen kozmik olaylardan farklı özellikler sergilemesi, kaynağının ne olduğuna ilişkin araştırmaları derinleştirdi.

Yıllar içinde kayboldu, yeniden parladı
VT J1906+0849 ilk kez 2017 yılında Very Large Array Sky Survey (VLASS) kapsamında elde edilen verilerde fark edildi. Araştırmacılar eski gözlem kayıtlarını incelediklerinde kaynağın 1996 yılında tespit edilemediğini, 2005’ten itibaren ise parlaklığının artmaya başladığını belirledi. Nesne, 2014’te en parlak dönemine ulaşırken sonraki yıllarda sönükleşti ve daha sonra yeniden parlaklık kazandı.
Samanyolu’nun dış Norma-Cygnus spiral kolunun ötesinde yer alan kaynak, bulunduğu bölgedeki dikkat çekici radyo geçici olaylarından biri olarak değerlendiriliyor.

frekansı alışılmışın dışında değişiyor
Nesnenin gizemini artıran özelliklerden biri, farklı frekanslardaki radyo yayılımının düzenli bir seyir izlememesi. Gözlemlere göre kaynağın en güçlü radyo sinyalinin görüldüğü frekans, 2019’da yaklaşık 1,9 gigahertz seviyesindeyken 2024’te 0,8 gigahertze düştü. 2026’da ise yeniden yükselerek 2,2 gigahertze ulaştı.
Normal koşullarda bu tür radyo ışımalarının, genişleyen bir madde bulutuyla bağlantılı olması ve zamanla daha düşük frekanslara kayması bekleniyor. Ancak VT J1906+0849 çevresinde bu açıklamayı destekleyecek belirgin bir genişleme gözlenmedi. Frekanstaki keskin değişimler ve kaynağın tekrar parlaması, daha karmaşık bir fiziksel sürece işaret ediyor.

Karadelik veya nötron yıldızı ihtimali öne çıkıyor
Bilim insanları, kaynağın doğasını açıklamak için farklı senaryoları değerlendiriyor. Pulsarın oluşturduğu bir bulut ihtimali üzerinde durulsa da gözlenen düzensiz değişimler bu açıklamayı zayıflatıyor. Öne çıkan olasılıklardan biri, bir ikili sistemdeki eşinden madde çeken karadelik ya da nötron yıldızı olması.
Bununla birlikte, böyle bir sistemde görülmesi beklenen güçlü X ışınlarının NASA’nın Swift teleskobuyla tespit edilememesi önemli bir soru işareti oluşturuyor. Araştırmacılar, yoğun gaz akımları ve parçacık jetlerinin X ışınlarını perdeleyebileceğini düşünüyor.
Bu ihtimal için Samanyolu’ndaki SS 433 adlı mikrokuasar örnek gösteriliyor. Kaynak çevresindeki kızılötesi gözlemlerde saniyede yaklaşık 2 bin kilometre hızla hareket eden gaz bulutlarının belirlenmesi de güçlü akıntılar bulunduğu ihtimalini destekliyor.
VT J1906+0849’un gerçek doğası henüz kesin olarak ortaya konulmuş değil. Ancak yıllara yayılan gözlemler, geniş alanlı radyo taramalarının diğer yöntemlerle fark edilmesi zor olan kozmik nesneleri belirlemede önemli rol oynayabileceğini gösteriyor.