Emin Şirin’den muhalefete Sırbistan dersi: Öfke yetmez, güven kazan

Siyasetçi Emin Şirin, Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğünde gelişen siyasi hareketi Türkiye açısından değerlendirdi.

Okunma Süresi: 3 dakika 38 saniye
OBE
Ozan Barış Erim Haber Müdürü
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Emin Şirin’den muhalefete Sırbistan dersi: Öfke yetmez, güven kazan
OBE
Ozan Barış Erim Haber Müdürü

Deneyimli siyasetçi Emin Şirin, Ankara Masası'na yaptığı değerlendirmede Sırbistan’daki siyasi gelişmeler üzerinden Türkiye’deki muhalefetin önündeki sorunları ele aldı. Öğrencilerin öncülüğünde oluşan hareketin toplumsal hoşnutsuzluğu siyasi desteğe dönüştürmesini inceleyen Şirin, değişim talebinin yalnızca protestolarla başarıya ulaşamayacağını savundu. Şirin’e göre asıl mesele, toplumun güven duyacağı ve ülkeyi yönetmeye hazır bir siyasi alternatif oluşturmak.

SIRBİSTAN’DA ÖĞRENCİ HAREKETİ GELENEKSEL MUHALEFETİ GERİDE BIRAKTI

22. Dönem Milletvekili Şirin, Sırbistan’daki siyasi değişim sürecinin yalnızca uzun süreli bir iktidarın seçim yenilgisi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Şirin’in aktardığı seçim projeksiyonlarına göre öğrencilerin öncülüğündeki Öğrenci Listesi, oyların yaklaşık yüzde 52’sini alarak 250 sandalyeli parlamentoda çoğunluğu kazanma noktasına geldi. 

Şirin’e göre bu gelişmenin asıl önemi, geleneksel muhalefetin yıllardır aşamadığı güven sorununu öğrencilerin öncülüğündeki hareketin aşabilmesinde yatıyor. İktidardan rahatsız olan geniş kesimlerin mevcut muhalefete yeterince destek vermediğini belirten Şirin, öğrencilerin farklı siyasi görüşleri ortak talepler etrafında birleştirdiğine dikkat çekti.

Hareketin adalet, dürüstlük, hukuk devleti ve hesap verebilirlik gibi farklı kesimlerin destekleyebileceği başlıklara odaklandığını kaydeden Şirin, öğrencilerin yalnızca iktidara karşı çıkmadığını, aynı zamanda siyasetin temsil anlayışını da sorguladığını vurguladı.

SİYASİ HAREKETİN ÖNÜNDE KADROLAR VE GÜVEN MESELESİ VAR

Şirin’in değerlendirmesinde en önemli başlıklardan biri, öğrencilerin siyasi hareketi başlatmalarına rağmen aday listelerini yalnızca kendi çevrelerinden oluşturmamaları oldu. Yazıda, farklı meslek gruplarından gelen doktorların, akademisyenlerin, hukukçuların, sanatçıların, çiftçilerin ve diğer meslek sahiplerinin aday listelerinde yer bulduğu anlatıldı.

Bu tercihin, siyasetin yalnızca mevcut parti yöneticileri ve profesyonel siyasetçiler üzerinden yürütülmesine karşı bir itiraz niteliği taşıdığını belirten Şirin, toplumun güven duyabileceği kişilerin öne çıkarılmasının önemini vurguladı.

Şirin’e göre siyasi hareketi başlatmak, o hareketin bütün makamlarını ele geçirmek anlamına gelmiyor. Öğrencilerin siyasi öncülükle devlet yönetimini birbirinden ayırmaya çalışması, geleneksel siyasi yapılardan yorulmuş seçmenler açısından güçlü bir güven mesajı oluşturdu.

Ancak Şirin, mesleki uzmanlığın tek başına siyasi liderlik veya devlet yönetme becerisi anlamına gelmediğini de hatırlattı. Asıl önemli noktanın, adayların belirlenmesinde güvenilirliği ve toplumsal temsili esas alan bir anlayış geliştirmek olduğunu kaydetti.

PROTESTODAN SEÇİM HEDEFİNE GEÇİŞE DİKKAT ÇEKTİ

Şirin, Sırbistan’daki hareketin başarısını yalnızca sokak gösterileriyle açıklamanın eksik kalacağını belirtti. Öğrencilerin protestoları ülke geneline yaydığını, farklı meslek gruplarıyla ilişki kurduğunu ve daha sonra seçim hedefi etrafında örgütlendiğini anlattı.

Ayrıca Şirin, geleneksel muhalefetin bir bölümünün de kendi siyasi iddialarını geri plana çekerek, öğrenci hareketini desteklemeyi tercih ettiği ifade etti. Böylece toplumda oluşan yeni güven odağı ile mevcut muhalefetin bazı kesimleri arasında iş birliği zemini oluştu.

Şirin’e göre toplumsal öfkenin siyasi değişime dönüşmesi için yalnızca iktidarın eleştirilmesi yeterli değil. Seçmeni ikna edecek bir programın, güvenilir kadroların, açık bir seçim hedefinin ve sandık güvenliğini sağlayacak güçlü bir örgütlenmenin de bulunması gerekiyor.

ŞİRİN, TÜRKİYE İLE SIRBİSTAN ARASINDAKİ FARKLILIKLARI DA HATIRLATTI

Sırbistan örneğinden Türkiye için doğrudan bir siyasi reçete çıkarılmasını doğru bulmayan Emin Şirin, iki ülkenin siyasi sistemleri ve toplumsal yapıları arasındaki farklara da değindi.

Sırbistan’ın parlamenter cumhuriyet yapısına karşılık Türkiye’de cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin uygulandığını belirten Şirin, Türkiye’nin daha büyük, siyasi partilerinin daha köklü ve toplumsal yapısının daha karmaşık olduğunu ifade etti.

Şirin, Türkiye’de muhalefetin hiçbir toplumsal güven oluşturamadığını söylemenin de yanlış olacağını savundu. CHP’nin 2024 yerel seçimlerinde elde ettiği sonuçları hatırlatarak asıl meselenin, yerel seçimlerde ortaya çıkan desteği ülkeyi yönetmeye hazır ve geniş kesimleri ikna edebilen bir alternatife dönüştürmek olduğunu belirtti.

Bu çerçevede Şirin, muhalefetin yalnızca mevcut iktidarın neden değişmesi gerektiğini anlatmakla yetinmemesi gerektiğini ifade etti. Toplumun, iktidarın yerine kimin geleceğini, hangi kadroların görev alacağını ve ülkenin hangi programla yönetileceğini de görmek istediğini vurguladı.

“İKTİDARA DUYULAN TEPKİ, MUHALEFETE GÜVEN ANLAMINA GELMİYOR”

Emin Şirin’in değerlendirmesinde Türkiye açısından öne çıkardığı üç temel tespitse dikkat çekti. Şirin, bunları şu ifadelerle ortaya koydu:

  • İktidara duyulan tepki, muhalefete duyulan güven anlamına gelmiyor.

  • Toplumsal öfkeyi siyasi değişime dönüştüren şey yalnızca protesto değil; umut, güven ve inandırıcı bir alternatif.

  • İktidarın neden gitmesi gerektiğini anlatmak yetmiyor. Yerine kimin, hangi kadrolarla, hangi programla ve nasıl yöneteceğini de göstermek gerekiyor.

Şirin’e göre Sırbistan’daki öğrenci hareketi, geleneksel muhalefetin aşamadığı güven sorununu aşarak toplumsal değişim talebini siyasi güce dönüştürdü. Bunu yaparken yalnızca iktidara karşı çıkmadı; siyasetin kadrolarını, örgütlenmesini ve temsil anlayışını da sorguladı.

TÜRKİYE İÇİN ASIL SORUYU GÜNDEME GETİRDİ

Şirin, Sırbistan’daki hareketin seçim kazanmasının başarılı bir yönetim modeli ortaya çıktığı anlamına gelmediğini de belirtti. İktidara karşı farklı görüşleri bir araya getirmenin, aynı kesimleri ortak bir hükümet programında buluşturmaktan daha kolay olduğuna işaret etti.

Ekonomi politikaları, dış ilişkiler, devlet kurumlarının işleyişi ve yönetimde sorumluluk üstlenilmesi gibi konuların, seçim sonrasında hareketin önündeki temel sınavlar olacağını ifade eden Şirin, Sırbistan’da henüz başarılı bir yönetim modelinden çok, başarılı bir siyasi değişim modelinin ortaya çıktığını savundu.

Değerlendirmesini şu soruyla sonlandırdı:
“Toplumsal güveni, ülkeyi yönetmeye hazır ve inandırıcı bir siyasi alternatife nasıl dönüştürebiliriz?”

Haber Hakkında Ne Düşünüyorsun?

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa