BM raporunda İsrail'in gazetecilere yönelik saldırıları: Medyakırım!

Albanese'nin BM Genel Kurulu'na sunduğu raporda İsrail'in Gazze'deki gazetecilere yönelik uygulamaları ve medya üzerindeki baskı ele alındı.

Okunma Süresi: 4 dakika
AA
Kaynak AA
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
BM raporunda İsrail'in gazetecilere yönelik saldırıları: Medyakırım!
AA
Kaynak AA

BM Filistin Özel Raportörü Albanese, "Enkaz Altında Hakikat: Soykırım Zamanında Medya" başlıklı raporunu dün BM Genel Kurulu'na sundu. Raporda İsrail'in Gazze'de gazetecileri hedef aldığı ve Filistinlilerin sesini bastırdığı öne sürüldü. Albanese, bu uygulamaların soykırımı kolaylaştırdığını belirterek durumu "medyakırım" olarak adlandırdı.

BM RAPORUNDA MEDYAKIRIM İFADESİ NEDEN KULLANILDI

Raporda, "hakikatin yok edilmesinin bir halkın yok edilmesinin parçası haline geldiği" ifade edildi. İsrail'in Filistinli medya çalışanlarını öldürdüğü, yaraladığı, alıkoyduğu, terörist olarak nitelendirdiği, işkence ettiği ve sansür uyguladığı, ayrıca nefret söylemini yaydığı ve soykırımı inkar ettiği kaydedildi. Uluslararası medya kuruluşları ile dijital platformların da Filistinlilerin seslerini geri plana iterek İsrail'in anlatılarını yeniden ürettiği ve çarpıtmaları normalleştirdiği belirtildi.

Raporda şu değerlendirme yer aldı: "Bu uygulamalar yalnızca soykırıma eşlik etmekle kalmadı, aynı zamanda soykırımın gerçekleştirilmesini kolaylaştırdı ve sorumluların hesap vermesini engelledi. Hakikate yönelik bu saldırının bazı boyutları 'medyakırım' olarak tanımlanabilir."

GAZZE'DE ÖLDÜRÜLEN GAZETECİ SAYISI VE YIKILAN MEDYA OFİSLERİ

Uluslararası hukukun devletlere medya çalışanlarını koruma yükümlülüğü getirdiğini hatırlatan rapor, İsrail ordusunun Gazze'de gazetecileri doğrudan hedef aldığını kaydetti. Ekim 2023'ten bu yana yaklaşık 300 gazetecinin öldürüldüğü, 400'den fazlasının yaralandığı belirtilen raporda, hayatını kaybedenlerin yaklaşık 70'inin mesleki faaliyetlerini yürütürken öldürüldüğü aktarıldı.

Gazetecilerin ailelerinin de ağır bedel ödediği vurgulanan raporda, İsrail'in gazetecilerin toplam 710 yakınını öldürdüğü ifade edildi. Örnek olarak, 16 Nisan 2025'te evinin hassas güdümlü mühimmatla vurulması sonucu 5 aile üyesiyle birlikte hayatını kaybeden Filistinli foto muhabiri Fatma Hassouna gösterildi. Ekim 2023'ten bu yana 150'den fazla gazetecinin evinin yıkıldığı belirtilen raporda, bunun medya sektörüne yönelik zulüm niyetini ortaya koyduğu değerlendirmesi yapıldı.

Rapora göre İsrail ordusu, savaş suçlarının belgelenmesini engellemek için medya altyapısını da hedef aldı. Ekim 2025 itibarıyla haber ajanslarının merkezleri, yayın kuleleri ve radyo istasyonları dahil 150 medya ofisinin yıkıldığı, Gazze'deki iletişim altyapısının yüzde 81'inin yok edildiği ve yüzde 12'sinin kısmen zarar gördüğü aktarıldı.

GAZETECİLERE İŞKENCE VE HAMAS AJANI SUÇLAMASI İDDİASI

Raporda, İsrail'in 100'den fazla gazeteciyi kaçırdığı veya alıkoyduğu, gazetecilerin işkence, cinsel şiddet ve kötü muameleye maruz bırakıldığı belirtildi. Serbest bırakılan gazetecilerin fiziksel saldırılara, tecavüzü de içeren cinsel şiddete, duyusal yoksunluğa, yetersiz beslenmeye ve tıbbi ihmale uğradıklarını anlattıkları aktarıldı. Rapora göre İsrailli bir subay, alıkonulan gazetecilere "Bütün gazetecileri öldürdüm, öldüremediklerimi de buraya getirdim" dedi.

Raporda ayrıca İsrail'in, öldürdüğü, işkence ettiği veya alıkoyduğu gazetecileri "Hamas ajanı" olmakla suçlayarak eylemlerini meşrulaştırmaya çalıştığı ifade edildi. İsrail ordusunun Filistinli gazetecileri sistematik biçimde "Hamas mensubu" olarak göstermeyi amaçlayan özel bir birim kurduğu, gazetecilerin öldürülmeden önce Hamas üyeliğiyle suçlanarak hedef gösterildiği belirtildi.

İSRAİL'İN İÇERİK KALDIRMA BASKISI VE PROJECT ESTHER

Rapor, İsrail'in savaş suçlarına ilişkin haberlerin yayımlanmasını engellemek için geleneksel medya kuruluşları ve sosyal medya platformları üzerinde ciddi baskı kurduğunu kaydetti. Bu yaklaşımın İsrail'i, içerik kaldırma talebinde bulunan ülkeler arasında dünyanın en faal aktörlerinden biri haline getirdiği belirtildi. Raporda, İsrail'in Filistin yanlısı haber ve içerikleri bastırmak için "Project Esther" adlı bir kampanya başlattığı hatırlatıldı. Google ve X'in de aralarında bulunduğu şirketlerle yaklaşık 50 milyon dolar değerinde sözleşmeler imzalandığı ifade edildi.

İSRAİL MEDYASINDAKİ İNSANLIKTAN ÇIKARAN SÖYLEMLER

Raporda, İsrail'deki ana akım ve hükümet yanlısı medya kuruluşlarının Filistinlilere yönelik şiddeti teşvik eden ve saldırıları meşrulaştıran söylemlere yer verdiği belirtildi. Bazı yayınlarda Gazze'de "masum kimsenin olmadığı", Filistinlilerin "sivil olmadığı" ve bölgede "iki buçuk milyon teröristin" yaşadığının ileri sürüldüğü aktarıldı. Bazı medya kuruluşlarının Filistinlileri "canavarlar", "kanserli oluşum" ve "yamyamlar" gibi ifadelerle hedef aldığı, Filistinlilerin "ortadan kaldırılması gerektiğini" savunduğu kaydedildi.

Rapora göre Channel 14 sunucusu Shimon Riklin, Gazze'nin "yeryüzünden silinmesi" çağrısında bulundu. Kanal, şarkıcı Eyal Golan'ın "Gazze'yi silin, orada tek bir insan bile bırakmayın" sözlerini yayımladı. Channel 12'de yayımlanan bir programda ise gazeteci Yehuda Schlesinger'in cinsel şiddetin devlet politikası haline getirilmesini savunduğu ve Filistinlilerin "bunu hak ettiğini" söylediği kaydedildi.

BATI MEDYASI VE DİJİTAL PLATFORMLARA YÖNELİK İDDİALAR

Raporda, İsrail'in Gazze'deki Filistinli gazetecileri hedef almasının yanı sıra kendi söylemlerini desteklemeyen gazetecileri susturmak için Batı başkentlerinde baskı uyguladığı belirtildi. Medya kuruluşlarının bu baskılar sonucunda çok sayıda gazeteciyi işten çıkardığı, BBC Arapça'da çalışan bazı gazetecilerin disiplin süreçlerine alındığı ve bunun istifalara yol açtığı ifade edildi.

Batılı medya kuruluşlarının yayınlarına da değinen rapora göre BBC, New York Times, CNN ve Washington Post'un haberlerinde İsrail yönetiminin söylemleri yaygınlaştırıldı, Filistinlilerin sesleri ise kısıldı. BBC'nin yayın rehberinde Gazze'nin "işgal altındaki topraklar" arasında açıkça tanımlanmadığı, Batı Şeria ve Gazze için İsrail'in tercih ettiği "ihtilaflı bölgeler" ifadesinin kullanıldığı aktarıldı. Raporda, medya kuruluşlarının çoğunlukla "soykırım", "etnik temizlik" ve "işgal altındaki topraklar" ifadelerinden kaçındığı belirtildi.

Dijital platformlara ilişkin bölümde ise X, Meta, Alphabet ve TikTok'un içerik denetimi ve hesap kısıtlamalarıyla Filistinlilerin sesini bastırırken İsrail'in anlatısını güçlendirdiği öne sürüldü. Verilere göre X, soykırımı belgeleyen aktivistlerin, gazetecilerin ve Filistinlilerin yüzlerce hesabını açıklama yapmadan askıya aldı.

RAPORDA SORUMLULARIN YARGILANMASI İÇİN ÇAĞRI YAPILDI

Raporda, BM Genel Kurulu'na gazetecilere karşı işlenen suçlara ilişkin kanıtları korumak için bağımsız bir mekanizma kurulması çağrısı yapıldı. İsrail'den gazetecilere yönelik saldırıları durdurması, keyfi olarak gözaltında tuttuğu kişileri serbest bırakması ve uluslararası medya kuruluşları ile insan hakları gözlemcilerinin Gazze'ye girişine izin vermesi istendi.

Devletlerden ise Filistinli gazetecilere yönelik saldırıları soruşturmaları, sorumluları adalet önüne çıkarmaları, şiddete ve soykırıma teşvike karşı önlem almaları ve soykırımı önleme yükümlülüklerini yerine getirmeleri talep edildi.

Haber Hakkında Ne Düşünüyorsun?

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa