Tartışma sırasında dilimiz tutuluyor, sonra cevaplar peş peşe geliyor: Neden?

Bir tartışma sırasında söyleyeceklerimizi toparlayamazken saatler sonra çok daha etkili cevaplar bulabiliyoruz. Hatta konuşmayı zihnimizde tekrar tekrar canlandırıp farklı karşılıklar üretebiliyoruz. Peki, tartışma bittikten sonra aklımıza gelen cevapların arkasında hangi zihinsel süreçler var? İşte detaylar...

Okunma Süresi: 6 dakika 20 saniye
ABÖ
Ayşe Beyza Özcan Muhabir
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Tartışma sırasında dilimiz tutuluyor, sonra cevaplar peş peşe geliyor: Neden?
ABÖ
Ayşe Beyza Özcan Muhabir

“Keşke şunu söyleseydim!” mi diyorsunuz? Tartışma bittikten saatler sonra aklımıza gelen cevapların nedeni ne?

Bir tartışmanın tam ortasındayken kendimizi istediğimiz gibi ifade edemediğimiz anlar olabilir. Karşımızdaki kişi bir şey söyler, biz cevap vermeye çalışırız ancak kelimeler aklımıza gelmez. Bazen de söylemek istediğimiz şeyi toparlayamadan konuşma sona erer.

Aradan birkaç saat geçer. Günlük işlerimize dönerken veya sessizce otururken bir anda aklımıza çok daha iyi bir cevap gelir. Üstelik yalnızca tek bir karşılık değil, o anda söyleyebileceğimiz onlarca farklı cümle zihnimizden geçmeye başlar.

“Bunu neden o zaman söylemedim?” diye düşünür, konuşmayı baştan sona yeniden canlandırırız. Hatta bazen tartışmanın üzerinden günler geçse bile daha önce aklımıza gelmeyen cevapları düşünmeye devam ederiz.

Peki, tartışma sırasında bulamadığımız cevaplar neden olay bittikten sonra aklımıza gelir? Bunun arkasında stresin düşünme biçimimiz üzerindeki etkisi, olayları sonradan değerlendirmemiz ve zihnimizin alternatifler üretmeye devam etmesi gibi çeşitli etkenler bulunabilir.

1. TARTIŞMA ANINDA DUYGULARIMIZ DÜŞÜNCELERİMİZİ ETKİLEYEBİLİR

Tartışma sırasında yalnızca karşımızdaki kişinin söylediklerini anlamaya çalışmayız. Aynı zamanda kendimizi savunmaya, yanlış anlaşılmamaya, duygularımızı kontrol etmeye ve uygun bir cevap vermeye de uğraşırız.

Özellikle öfke, korku, utanç veya yoğun gerginlik yaşandığında dikkatimizi konuşmanın bütün ayrıntılarına vermek zorlaşabilir. Zihin, söylenen sözlerin ne anlama geldiğine ve bunlara nasıl karşılık verileceğine odaklanırken daha sakin bir şekilde düşünmek için yeterli alan bulamayabilir.

Örneğin biri, kalabalık bir ortamda yaptığınız bir hatayı sert bir dille eleştirdiğinde o anda kendinizi savunmakta zorlanabilirsiniz. Söylemek istediklerinizi bilseniz bile cümlelerinizi toparlayamayabilir veya yalnızca kısa bir karşılık verebilirsiniz.

Bu durum, yeterince zeki olmadığınız ya da kendinizi ifade edemediğiniz anlamına gelmez. Yoğun duygular altındayken düşünceleri düzenlemek ve doğru kelimeleri seçmek daha zor hâle gelebilir.

Tartışma sona erdiğinde duygusal yoğunluk azaldıkça kişi konuşmayı daha rahat değerlendirebilir. Böylece o sırada bulamadığı ifadeler sonradan aklına gelebilir.

2. TARTIŞMA BİTİNCE OLAYA DAHA SAKİN BAKABİLİRİZ

Tartışma sırasında olayın içindeyizdir. Karşımızdaki kişinin yüz ifadesi, ses tonu, söyledikleri ve verdiği tepkiler dikkatimizi aynı anda meşgul edebilir.

Olay sona erdiğinde ise bu yoğun ortamdan uzaklaşırız. Artık cevap vermek için hemen harekete geçmemiz gerekmez. Konuşmayı zihnimizde yeniden değerlendirirken hangi noktada ne söylemek istediğimizi daha rahat fark edebiliriz.

Örneğin bir arkadaşınızla yaşadığınız anlaşmazlık sırasında yalnızca kendinizi savunmaya odaklanmış olabilirsiniz. Eve döndüğünüzde ise asıl rahatsız olduğunuz konunun kullanılan bir kelime değil, kendinizi dinlenmemiş hissetmeniz olduğunu anlayabilirsiniz.

Bu farkındalık, daha açıklayıcı ve yerinde bir cevap oluşturmanızı sağlayabilir.

Burada önemli olan, zaman geçmesinin herkesi mutlaka daha mantıklı düşündüreceği değildir. Ancak yoğun duyguların hafiflemesi, bazı insanların olayları daha geniş bir açıdan değerlendirmesine yardımcı olabilir.

3. ZİHNİMİZ KONUŞMAYI YENİDEN DEĞERLENDİRİR

Tartışma sona erdiğinde zihin her zaman konuyu kapatmaz. Özellikle önemli, rahatsız edici veya beklenmedik konuşmalar daha sonra tekrar hatırlanabilir.

Kişi kimin ne söylediğini, kendisinin nasıl karşılık verdiğini ve konuşmanın hangi noktada değiştiğini düşünmeye başlayabilir. Bu sırada daha önce fark etmediği ayrıntıları hatırlayabilir veya farklı bir açıklama geliştirebilir.

Örneğin tartışma sırasında karşı tarafın sözlerine hemen cevap vermekle meşgul olduğunuz için önemli bir ayrıntıyı kaçırmış olabilirsiniz. Daha sonra konuşmayı hatırladığınızda bu ayrıntı dikkatinizi çekebilir ve ona uygun bir karşılık oluşturabilirsiniz.

Bu süreç, geçmiş bir olayı sonradan değerlendirme biçimimizle ilişkilidir. Zihin, yaşananları anlamlandırmaya ve gelecekte benzer bir durumla karşılaşıldığında nasıl davranabileceğini belirlemeye çalışabilir.

Ancak konuşmayı yeniden değerlendirmek ile aynı düşüncelerin içinde dönüp durmak arasında fark vardır. İlkinde yeni bir sonuç çıkarabiliriz; ikincisinde ise aynı konuşmayı tekrar tekrar hatırlamak bizi daha fazla yorabilir.

4. TARTIŞMA SIRASINDA AKLIMIZA GELMEYEN ALTERNATİFLER SONRADAN ORTAYA ÇIKAR

Bir tartışmada çoğu zaman tek bir amacımız yoktur. Hem kendimizi savunmak hem yanlış anlaşılmayı düzeltmek hem de karşı tarafın sözlerine uygun bir cevap vermek isteriz.

Bu hedefler aynı anda devreye girdiğinde aklımıza gelen ilk cümle her zaman en iyi ifade olmayabilir. Bazen hızlıca cevap veririz, bazen de söyleyeceklerimizi toparlamakta zorlanırız.

Daha sonra konuşmayı düşündüğümüzde ise farklı seçenekler üretmeye başlayabiliriz.

Örneğin tartışma sırasında yalnızca “Öyle değil” demekle yetinmiş olabilirsiniz. Saatler sonra aynı durumu düşündüğünüzde, “Benim anlatmak istediğim farklıydı; önce ne demek istediğimi dinlemeni isterdim” gibi daha açıklayıcı bir cümle aklınıza gelebilir.

Çünkü artık hemen cevap verme zorunluluğu hissetmeden farklı kelimeleri ve yaklaşımları değerlendirebilirsiniz.

Üstelik sonradan kurduğumuz cümleler, tartışma anındaki duygusal baskıdan uzakta şekillendiği için bize daha güçlü görünebilir. Ancak bu, o cümlenin mutlaka daha etkili olacağı anlamına gelmez. Gerçek bir konuşmada karşı tarafın tepkisi ve ortamın koşulları da önemlidir.

5. “KEŞKE ŞUNU SÖYLESEYDİM” DÜŞÜNCESİ NEDEN TEKRARLANIR?

Tartışma bittikten sonra aklımıza gelen cevaplar bazen yalnızca yeni bir fikir üretmekle kalmaz. Geçmişte yaşanan konuşmayı zihnimizde tekrar tekrar canlandırmamıza da neden olabilir.

Özellikle kendimizi haksızlığa uğramış, yanlış anlaşılmış veya yeterince savunamamış hissettiğimizde konuşmaya geri dönme eğilimimiz artabilir.

Bu sırada zihnimiz farklı senaryolar oluşturabilir:

- “Şöyle cevap verseydim ne olurdu?”

- “Neden o anda kendimi savunamadım?”

- “Acaba karşımdaki kişi söylediklerimi yanlış mı anladı?”

- “Bir daha aynı şey olursa nasıl cevap vermeliyim?”

Bu soruların bazıları gelecekte daha iyi iletişim kurmamıza yardımcı olabilir. Örneğin bir sonraki konuşmada sınırlarımızı nasıl ifade edeceğimizi düşünmek faydalıdır.

Ancak geçmişteki konuşmayı değiştiremeyeceğimizi unutmadan hareket etmek gerekir. Aynı olayı tekrar tekrar değerlendirmek yeni bir çözüm sağlamıyorsa pişmanlığı artırabilir ve zihinsel yorgunluğa yol açabilir.

6. SONRADAN BULDUĞUMUZ CEVAPLAR NEDEN BİZE DAHA İYİ GELİR?

Tartışmadan saatler sonra aklımıza gelen cevaplar çoğu zaman kusursuzmuş gibi görünür. Çünkü artık karşımızdaki kişinin anında vereceği tepkiyle uğraşmak zorunda değilizdir.

Cümleyi zihnimizde istediğimiz gibi kurabilir, gereksiz kelimeleri çıkarabilir ve farklı ifadeler deneyebiliriz. Gerçek konuşmada ise bunları yapmak için çoğu zaman yalnızca birkaç saniyemiz vardır.

Bir başka etken de geçmişte yaşanan olayları bugünkü bakış açımızla değerlendirmemizdir. Konuşmanın ardından yeni ayrıntılar fark etmiş, duygularımızı daha iyi anlamış veya karşı tarafın davranışına farklı bir anlam vermiş olabiliriz.

Bununla birlikte, sonradan aklımıza gelen her cevabın gerçekten daha iyi olduğunu düşünmek yanıltıcı olabilir. Zihnimizdeki bir cümle, gerçek bir konuşmada söylenmesi hâlinde sert, gereksiz veya tartışmayı büyüten bir ifade hâline gelebilir.

Bu nedenle önemli olan en keskin cevabı bulmak değil, ne anlatmak istediğimizi doğru ifade edebilmektir.

7. TARTIŞMA ANINDA DAHA İYİ CEVAP VEREBİLMEK İÇİN NE YAPABİLİRİZ?

Tartışma sırasında hemen cevap bulamamak herkesin zaman zaman yaşayabileceği bir durumdur. Kendimizi ifade etmek için birkaç saniyeye ihtiyaç duymamız, konuşmayı kaybettiğimiz anlamına gelmez.

Daha sağlıklı iletişim kurmak için şu yöntemler yardımcı olabilir:

Cevap vermeden önce kısa bir ara verin. Hemen karşılık vermek zorunda değilsiniz. Birkaç saniye durmak, ne söylemek istediğinizi toparlamanızı sağlayabilir.

Anlamadığınız noktayı sorun. Karşınızdaki kişinin ne demek istediğinden emin değilseniz varsayımda bulunmak yerine açıklama isteyin. Böylece yanlış anlaşılmaların önüne geçebilirsiniz.

Kendinizi savunmaya çalışırken asıl konuyu kaybetmeyin. Tartışmanın amacı karşı tarafı susturmak değil, anlaşmazlığın nedenini açıklığa kavuşturmak olabilir.

Duygunuzu açıkça ifade edin. “Böyle söylemen beni rahatsız etti” veya “Kendimi açıklamak için biraz zamana ihtiyacım var” gibi cümleler, uzun ve karmaşık cevaplardan daha etkili olabilir.

Gerekirse konuşmaya daha sonra devam edin. Duygular çok yoğunlaştığında kısa bir ara istemek, daha sakin bir şekilde konuşmaya geri dönmenizi sağlayabilir.

Bu yöntemler her tartışmayı sorunsuz hâle getirmez. Ancak konuşma sırasında kendinizi ifade etmekte zorlandığınızda daha bilinçli hareket etmenize yardımcı olabilir.

TARTIŞMADAN SONRA SÜREKLİ DÜŞÜNMEK NE ZAMAN YORUCU HALE GELİR?

Bir konuşmayı sonradan hatırlamak ve farklı cevaplar düşünmek tek başına olumsuz bir durum değildir. Bazen bu süreç, yaşananlardan ders çıkarmamıza ve gelecekte kendimizi daha iyi ifade etmemize yardımcı olur.

Ancak düşünceler saatlerce veya günlerce devam ediyor, uyumayı zorlaştırıyor, günlük işlere odaklanmayı engelliyor ya da kişiyi sürekli öfke ve kaygı içinde bırakıyorsa durum daha yorucu hâle gelebilir.

Böyle zamanlarda kişinin kendisine şu soruyu sorması yararlı olabilir: “Bu konuşmayı düşünmek bana yeni bir şey öğretiyor mu, yoksa aynı anı tekrar tekrar mı yaşıyorum?”

Yeni bir şey öğrenmiyorsa dikkati başka bir etkinliğe yönlendirmek, düşüncelerini yazıya dökmek veya güvendiği biriyle konuşmak yardımcı olabilir. Bu durum sürekli tekrarlanıyor ve yaşam kalitesini belirgin biçimde etkiliyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek almak da değerlendirilebilir.

Sonuç olarak, tartışmadan saatler sonra daha iyi cevaplar bulmamızın tek bir nedeni yoktur. Yoğun duyguların azalması, konuşmayı yeniden değerlendirmemiz ve farklı ifadeler üretmek için zaman bulmamız bu duruma katkıda bulunabilir.

Bazen en iyi cevap, tartışma sırasında akla gelen en hızlı cümle değil; ne hissettiğimizi ve ne anlatmak istediğimizi anladıktan sonra kurduğumuz cümledir.

Haber Hakkında Ne Düşünüyorsun?

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa