''Arap destekli İsrail koalisyon hükümetiyle ilişkiler normalleşir''
İsrail'deki seçimlerin ardından muhalefet lideri Eisenkot'un Arap partileriyle koalisyon kurarak Netanyahu dönemini sona erdirebileceğine işaret ediliyor.
Okunma Süresi: 7 dakika 23 saniye
11 yıl sonra İsrail'e yapılan ilk atamada görev alan Doç. Dr. Selim Öztürk, Ankara Masası'na özel konuşarak İsrail seçimlerini ve koalisyon hükümeti senaryolarını değerlendirdi.
Ankara Masası'na özel açıklama yapan Doç. Dr. Selim Öztürk, İsrail seçiminin ardından Eizenkot'un Netanyahu'yla hükümet kurmasını beklemediğini söyledi. Öztürk'e göre Netanyahu'nun bloğu 53 milletvekilinde kaldı, muhalefet ise Arap partileriyle birlikte 67 milletvekiline sahip. Öztürk, 2021'dekine benzer bir koalisyon hükümeti öngördü.

EİZENKOT NETANYAHU'YLA HÜKÜMET KURMAZ MI?
Ankara Masası'na özel değerlendirmesinde Öztürk, Eisenkot'un Likud'la, yani Netanyahu'yla birlikte "geniş tabanlı siyonist hükümet" kurma ihtimalini zayıf buldu. Öztürk, "Ben bunu yapacağını zannetmiyorum" diyen Öztürk'e göre Eisenkot, ikinci parti ve muhalif bloğun lideri konumuna Netanyahu karşıtlarının oylarıyla geldi. "Misyonunun Netanyahu'yu emekli etmek olduğunu biliyor Eisenkot. Netanyahu ile birlikte hükümet kurması durumunda Netanyahu karşıtı bloğun nefretini de kazanmış olacak" vurgusu yaptı.
Öztürk, İsrail muhalefetinin "yeni bir Netanyahu" istemediğini, siyasetin değişmesinin talep edildiğini ve bunun yolunun Netanyahu'nun yargılanmasından geçtiğini söyledi. Eisenkot'un en başta Netanyahu'nun yargılanması ve 7 Ekim olaylarının bir araştırma komisyonuyla aydınlatılması gibi vaatlerde bulunduğunu hatırlatan Öztürk, seçmenlerin Eisenkot'tan bunları beklediğini belirtti.

ARAP TOPLUMUNUN REKOR KATILIMI VE DEMOKRATLAR PARTİSİ
Öztürk, Ankara Masası'na yaptığı özel açıklamada Arap toplumundaki yüksek seçim katılımını, Netanyahu karşıtlığının ve Gazze ile Filistin'e yönelik yıkımın Arap toplumunda yarattığı siyasi konsolidasyonla açıkladı. Öztürk'e göre Arap toplumu İsrail solu ve liberal kanadıyla birlikte hareket ederse, Netanyahu'nun ve Likud'un domine ettiği siyaset değişebilir. Rekor katılımın temel amacının Netanyahu, Ben Gvir ve Smotrich gibi isimleri hükümetten indirmek olduğunu söyledi.
Bu talebi en yüksek sesle dile getirenlerin, eski İşçi Partisi ile Meretz'in birleşmesiyle oluşan Demokratlar Partisi olduğunu belirten Öztürk, "sol siyonizmin" Arap partileriyle koalisyon istediğini söyledi. Tel Aviv merkezinde, Kaplan Caddesi ve Dizengoff'ta günlerdir Yahudi muhalefet ile Arap toplumunun ortak hükümet kurması için eylemler yapıldığını ifade etti.
BATI'NIN İRAN POLİTİKASI VE "YENİ MERKEZ SAĞ" BEKLENTİSİ
Öztürk, muhalefetin 2021'de olduğu gibi Araplarla hükümet kuracağını düşündüğünün altını çizerek Batı'nın da bunu istediği izlenimini edindiğini kaydetti. Öztürk, İran'ı çevreleme politikası açısından bunu "olmazsa olmaz" olarak niteleyerek, "Sünni Arap dünyasının desteğini alabilmesi ya da kendi konumunu biraz yumuşatabilmesi için İsrail'in, içerideki hükümeti Araplarla paylaşması gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.
Netanyahu'nun Haredi ve siyonist partilerle İran'a saldırı çabasının Arap toplumunun desteğini almadığını belirten Öztürk, bir politika değişikliği öngördüğünü söyledi. Bunun için Netanyahu'nun tasfiye olması gerektiğini ifade etti. Öztürk, "Netanyahu'ya benzeyen ama onun gibi aşırı siyonist politika izlemeyen, Araplarla da masaya oturabilen bir lider" arandığını, İsrail'de "yepyeni bir merkez sağ liderlik" kurgulanacağını düşündüğünü sözlerine ekledi.
BATI BAŞKENTLERİ, DİASPORA VE NETANYAHU'NUN HAMLELERİ
Öztürk'e göre hem Batı başkentleri hem de Yahudi diasporası artık Netanyahu'yu istemiyor ve İsrail'de politika değişikliği bekliyor. Netanyahu'nun ise "son kullanma tarihi geçmiş" varlığını sürdürmek için her hamleyi yapacağını söyledi.
Öztürk, Netanyahu'nun el altından Arap partileriyle temas kurduğu bilgilerinin sık sık basına ve sosyal medyaya düştüğünü, Arap partilerinin temsilcilerinden de bu yönde sızmalar geldiğini öne sürdü. "Netanyahu iktidarı kaybetmemek için Arap partilerine bile sarılabilir. Seçimden önce kullandığı söylemin tam tersini yapabilir. İsrail'de bunlar normaldir, siyasette de normaldir" dedi.
LAPİD VE BENNETT'İN "ARAPLARLA KOALİSYON YOK" SÖYLEMİ
Eisenkot'un ortakları Lapid ve Bennett'in dahi "Araplarla koalisyon yapmayacağız" tarzında ifadeler kullandığını kabul eden Öztürk şunları söyledi: "Bu doğru. Fakat unutulmamalıdır ki Mart 2021 seçimlerinden sonra Lapid ve Bennett hükümet kurduklarında sekizli koalisyonda Mansur Abbas'ın Ra'am Partisi'ni koalisyon üyesi yaptılar. Şimdi kurmayacağız deseler de önceki pratikleri kurduklarını gösteriyor."
Öztürk, İsrail'de değişen demografik yapıyla da ilişkili yükselen bir sağ seçmen eğilimi bulunduğunu söyledi. Gazze savaşının ve 7 Ekim'in etkisiyle, Demokratlar Partisi lideri Yair Golan hariç tüm Yahudi siyasetçilerin Arap karşıtı söyleme sarıldığını belirtti. "Ancak pratik farklı olabilir. Hepsinin birincil önceliği Netanyahu'nun tasfiye edilmesi, siyasetten soyutlanması. Bence bu, hepsinin gözünde daha önemli" diye konuştu.
MECLİS ARİTMETİĞİ: 67'YE KARŞI 53
Öztürk'e göre muhalif kesim, Arap partileriyle birlikte Meclis'te 67 milletvekiline sahip. Bu sayıya Eisenkot'un bloğu, Lapid, Bennett ve Liberman'ın yanı sıra Ahmed Tibi ve diğer Arap partilerinin oluşturduğu ortak liste dahil. "Bu, hükümeti kurmak için hayli yeterli bir sayı" diyen Öztürk, Netanyahu'nun bloğunun ise 53'te kaldığını söyledi. Netanyahu'nun, Eisenkot'un bloğundan bir partiyi kendi tarafına çekmedikçe hükümet kurmasının zor olduğunu belirtti.
NETANYAHU'NUN İRAN HAMLESİ VE "TOPAL ÖRDEK" SENARYOSU
Netanyahu'nun İran'la hızlı bir savaş başlatarak koalisyon görüşmelerini engelleyebileceği yönündeki soruya Öztürk, Netanyahu'nun bunu zaten seçim arifesinde denediğini, ancak denemenin başarısız olduğunu söyledi. Yeni Meclis'te Meclis Başkanlığı'nın değiştirileceğini, yeni başkanın çoğunluk aritmetiğine göre belirleneceğini, bunun da Netanyahu'nun keyfi kararlar almasını engelleyeceğini belirtti.
Öztürk, "Netanyahu topal ördeğe dönüşecek ve bırakmak zorunda kalacak. Karşı taraf akıllı davranır, Eisenkot Araplarla bir koalisyon hükümeti kurarsa Netanyahu dönemi tamamen bitirilmiş olacak diye düşünüyorum" dedi.
ARAP PARTİLERİNİN TALEBİ: YÖNETİME KATILMAK
Öztürk'e göre Arap partilerinin istediği, İsrail siyasetinde daha fazla söz sahibi olmak ve yönetime katılmak. Nüfuslarının günden güne arttığını söyleyen Öztürk, İsrail'de 50 yıl içinde Arap nüfusun Yahudi nüfusu yakalayacağına dair tespitler yapıldığını belirtti. Öztürk'ün aktardığı rakamlara göre 9,4 milyon olan İsrail nüfusunun 2,2 milyonu Arap. Bu kesime "48 Arapları" dendiğini, İsrail vatandaşı olan bu nüfusun Nasıra, Hayfa, Akka, Celile, Kfar Kasım ve Yafa'da yoğunlaştığını söyledi.
Arap partilerinin İsrail'in Filistin'e yönelik olumsuz tutumundan rahatsız olduğunu, bunu değiştirmek için hükümette yer almak isteyeceğini belirten Öztürk, İsrail'de yaşayan Arap vatandaşların devleti dışlamadığını, tanımıyormuş gibi davranmadığını veya bir "kıyam" içinde olmadığını söyledi. Mansur Abbas'ın, İsrail devletinin sağladığı altyapı, sağlık ve eğitim yatırımlarından Arapların da üst düzeyde yararlanması gerektiğini, Arap kökenli vatandaşların askere katılması gerektiğini savunduğunu, İsrail devletini tanıdığını belirten açıklamalar yaptığını aktardı.
Muhalefetin Arap partileriyle birlikte 67, Netanyahu'nun bloğunun 53 milletvekiline sahip olduğunu belirten Öztürk, bu farkın hükümet kurma açısından muhalefete avantaj sağladığını söyledi. Öztürk'ün Arap partilerinin yönetime katılma talebini açıklarken dayandığı demografik tabloya göre, Arap nüfusun artış hızı nedeniyle önümüzdeki yıllarda Arap partilerinin siyasi ağırlığının büyüyeceği düşünülüyor.

RA'AM, TİBİ VE "DIŞARIDAN DESTEK" YAKLAŞIMI
Öztürk, Arap partilerinin bu konuda Eisenkot'tan ayrışmadığını söyledi. Ra'am'ın 2021'de bir buçuk yıl süren hükümette yer aldığını hatırlattı. Diğer Arap partilerinin de Netanyahu karşıtlığı üzerinden Eisenkot'a destek verdiğini belirten Öztürk, Ahmed Tibi'nin açıklamalarının bu çerçevede olduğunu söyledi. Öztürk'ün aktardığına göre Tibi'nin yaklaşımı şöyle: "Gerekirse biz dışarıdan destek verelim, hükümete güvenoyu verelim, bir azınlık hükümeti kurulsun, yeter ki Netanyahu iktidardan düşsün."
İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM VE İSRAİL SOLUYLA ARAPLARIN BİRLİKTE HAREKETİ
Ankara Masası'na özel analizinde Öztürk, 7 Ekim sonrasında pek çok sağ siyonistin "iki devletli plana" olumlu yaklaşmadığını söyledi. Madrid Konferansı ve Oslo Anlaşması ile başlayan sürecin tıkandığını, unutulmuş gibi olduğunu belirten Öztürk, bunu İsrail'in geleceği için büyük bir tehlike olarak değerlendirdi: "Bir Arap denizinin içinde yaşıyor ve Araplarla, yani kuzenleriyle anlaşamadığı sürece orada daha fazla yaşayabilmesi mümkün değil. İsrail aşırı sağında böyle bir akıl tutulması var."
Öztürk'e göre solcular ve liberaller iktidara gelebilecek çoğunluğa sahip olmadığı için Filistin'le barış ve iki devletli çözüm stratejisi rafa kalktı. Bu politikayı Yair Golan ve eski İşçi Partisi'nin devamı olan Demokratlar Partisi dışında doğru düzgün savunan olmadığını, bir de Arapların savunduğunu söyledi. İsrail solu ile Arapların birlikte hareket etmesinin, Arap-Filistin-İsrail barışına hizmet edecek yeni bir politika üretiminde etkili olacağını düşündüğünü belirtti.
ABD VE AVRUPA'DA DEĞİŞEN TUTUM
Öztürk, Gazze'de insan haklarını ihlal eden "katliamlar" ve yaklaşık 70 bin kişinin öldürülmesinin ardından yalnızca ABD'nin değil, pek çok Avrupa ülkesinin de İsrail'e karşı tavır aldığını söyledi. İngiltere, Kanada ve İngiliz Milletler Topluluğu'nu oluşturan devletler ile Fransa'nın Filistin Devleti'ni hızlı biçimde tanıdığını ifade etti.
Öztürk'e göre ABD'de bir yarılma oluştu ve bu yarılma Cumhuriyetçi Parti'nin içinde de var. Trump Netanyahu yanlısı gibi görünse de Başkan Yardımcısı Vance'in farklı bir tutum sergilediğini söyledi. Demokratların da Netanyahu hükümetinin aşırılıklarına tepkili olduğunu belirten Öztürk, Kasım'da yapılacak Temsilciler Meclisi ve Senato seçimlerinin ardından Trump'ın İsrail'e yönelik politika değişikliğine zorlanabileceğini söyledi. İsrail ve İran'a ilişkin askeri kararları Kongre'den geçirmekte zorlanabileceğini, bu nedenle İsrail siyasetindeki değişimin hem Avrupa'nın hem ABD'nin bölge politikasını etkileyeceğini belirtti.
"NETANYAHU'YA SİHİRBAZ DİYORLAR": SÜRPRİZE AÇIK SENARYO
Taraflardan taleplerin ne olacağı sorusuna Öztürk, "Her şey olabilir. Netanyahu'ya sihirbaz da diyorlar. Ne zaman gidecek gibi olsa tekrar dirildi, tam bitti derken yeniden bir oyun kurdu. Her seferinde iktidarı kurmayı başardı. Ben sürprizlere açığım" yanıtını verdi.
Öztürk, İsrail'deki Yahudi-Arap ilişkilerinin dışarıdan bakıldığı gibi olmadığını belirtti. Arap toplumunda Dürziler ve Bedeviler'in de bulunduğunu, Hayfa'daki Arap kitlesi ile Akka'daki Arap kitlesinin farklı düşünebileceğini, bunların pazarlığa açık konular olduğunu söyledi. Şu anki söylemlere bakıldığında bir araya gelinemeyecek gibi durduğunu, ancak "hiç de belli olmaz" dedi. Öztürk, "Sonuçta bu iktidar olma meselesidir. Herkes birbirini şaşırtabilir. Gelişmeleri izlemek lazım" diye konuştu.
Öztürk, yeni kurulacak hükümet sonrasında Türkiye İsrail ilişkilerinde düzelme ivmesinin yakalanabileceğini söyleyerek, "Özellikle Arap destekli bir koalisyon olursa Türkiye-İsrail ilişkilerinin tekrar düzelme ihtimali oldukça yüksek görünüyor." ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Selim Öztürk kimdir?
Türkiye İsrail ilişkileri 2010 yılında İsrail askerlerinin Mavi Marmara isimli insani yardım gemisine uluslararası sularda askeri müdahale ederek 10 Türk vatandaşının ölmesiyle askıya alınmıştı.
Netanyahu'nun özür dilemesi ardından ölen Türk vatandaşların ailelerine tazminat ödenmesi sonrasında 2016 yılında görece bir iyileşme başlamış İsrail'in yeni Gazze saldırılarıyla süreç yine sekteye uğramıştı.
Trump'ın ilk başkanlık döneminin sonundaki arabuluculuk girişimleriyle yeniden normalleşme süreci başlamış ve 2010'dan bu yana ilk atama yapılarak Doç. Dr. Selim Öztürk Türkiye'nin Tel Aviv'de bulunan Büyükelçiliğinde görevlendirilmişti.
Selim Öztürk, 7 Temmuz 2021 ile Temmuz 2024 arasında Türkiye Cumhuriyeti Tel Aviv Büyükelçiliği Kültür ve Tanıtma Müşaviri olarak görev yaptı. Öztürk, 7 yıl Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığında uzman ve 4 yıl Polis Akademisi’nde öğretim üyesi görevlerinde bulunmuştu.