Fotoğraf beğenmek, sahte takı, tiktok paylaşımları... Boşanma sebebi sayılan şaşırtıcı davranışlar
Sosyal medya paylaşımlarından aşırı kıskançlığa, eşe sürekli pişmanlık sözleri söylemekten aile hayatına ilgisiz kalmaya kadar birçok davranış boşanma davalarında gündeme gelebiliyor. Peki, hangi davranışlar hukuken kusur sayılıyor? İşte detaylar...
Okunma Süresi: 6 dakika 24 saniye
Boşanmaya Neden Olan İlginç Davranışlar: Yargıtay Kararları Ne Diyor?
Boşanma denildiğinde çoğu kişinin aklına ilk olarak aldatma, fiziksel şiddet veya ağır geçimsizlik geliyor. Ancak evlilik birliğini temelinden sarsan davranışlar bunlarla sınırlı değil. Sosyal medya paylaşımları, eşe sürekli aşağılayıcı sözler söylemek, aşırı kıskançlık nedeniyle sosyal hayatı kısıtlamak ve aile sorumluluklarını yerine getirmemek de boşanma davalarında tartışma konusu olabiliyor.
Yargıtay kararlarına yansıyan bazı olaylar ise günlük hayatta önemsiz görülebilecek davranışların, olayın koşullarına göre hukuki sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor. Başka kişilerin fotoğraflarını sosyal medyada beğenmek, eşe sürekli evlilikten pişman olduğunu söylemek veya eşin evden çıkmasını engellemek bunlardan bazıları.
Ancak önemli bir ayrıntı var: Bir davranışın boşanma davasında gündeme gelmesi, tek başına kesin boşanma nedeni sayıldığı anlamına gelmiyor. Mahkeme, olayların nasıl gerçekleştiğini, delilleri, davranışların sürekliliğini ve evlilik birliğine etkisini birlikte değerlendiriyor.

1. SOSYAL MEDYADA BAŞKA KİŞİLERİN FOTOĞRAFLARINI BEĞENMEK
Sosyal medyada yapılan beğeniler, evliliklerde zaman zaman tartışma nedeni olabiliyor. Yargıtay kararlarına ilişkin haberlerde, eşin karşı cinsten kişilerin fotoğraflarını beğenmesinin güven sarsıcı davranış kapsamında değerlendirilebildiği aktarılıyor.
Ancak burada her beğeninin otomatik olarak boşanma nedeni sayılacağı sonucuna varılmamalı. Beğenilerin niteliği, sıklığı, diğer davranışlarla birlikte güven ilişkisini zedeleyip zedelemediği ve dosyadaki diğer deliller önem taşıyor.
Eşin başka kişilerle sosyal medya üzerinden kurduğu iletişim, mesajları veya paylaşımları da somut olayın koşullarına göre değerlendirilebiliyor. Dolayısıyla hukuki değerlendirme, tek bir tıklamadan çok davranışların bütününe dayanıyor.
2. TİKTOK VE DİĞER PLATFORMLARDAKİ PAYLAŞIMLAR
Sosyal medya içerikleri, boşanma davalarında gündeme gelen dikkat çekici konulardan biri. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/9834 esas ve 2024/7134 karar sayılı dosyasına ilişkin haberlerde, bir eşin TikTok hesabında tanımadığı erkeklerle video paylaşmasının evlilik birliğini temelinden sarsan davranış kapsamında değerlendirildiği bildirildi.
Bu tür dosyalarda paylaşımların içeriği, üçüncü kişilerle kurulan ilişkinin niteliği ve evlilikteki güven duygusuna etkisi önem taşıyor. Buradan hareketle, kişinin makyaj yapmasının veya sosyal medyada video paylaşmasının tek başına boşanma nedeni olduğu söylenemez.
Asıl mesele, somut olayda davranışın sadakat yükümlülüğünü veya eşler arasındaki güveni zedeleyip zedelemediği ve bunun mahkemede ortaya konulup konulamadığı.
3. EŞE SÜREKLİ “SENİNLE EVLENDİĞİME PİŞMANIM” DEMEK
Eşler arasında tartışma yaşanması tek başına boşanma anlamına gelmiyor. Ancak sürekli tekrarlanan aşağılayıcı ve incitici ifadeler, evlilikte duygusal yıpranmaya neden olabiliyor.
Temmuz 2026’da yayımlanan bir haberde, Yargıtay’ın eşine sürekli “Seninle evlendiğime pişmanım” dediği belirtilen kişinin davranışını duygusal şiddet ve onur kırıcı davranış kapsamında değerlendiren kararı aktarıldı.
Bu örnek, eşe yönelik sözlü davranışların da boşanma davalarında önemli olabileceğini gösteriyor. Sürekli küçümseme, hakaret etme veya karşı tarafı değersiz hissettirme gibi davranışlar, olayın özelliklerine göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan kusurlar arasında değerlendirilebiliyor.
4. AŞIRI KISKANÇLIK NEDENİYLE EŞİN DIŞARI ÇIKMASINI ENGELLEMEK
Kıskançlık, tek başına boşanma nedeni değildir. Ancak kıskançlığın sürekli denetime, baskıya ve sosyal hayatı kısıtlamaya dönüşmesi hukuki açıdan farklı değerlendirilebiliyor.
Yargıtay kararlarına yansıyan olaylardan birinde, eşini aşırı kıskandığı, evden çıkmasına izin vermediği, bağırdığı ve hakaret ettiği belirtilen kişinin boşanmada tam kusurlu sayılmasına ilişkin karar onandı.
Sürekli nerede olduğunu sormak, kimlerle görüştüğünü denetlemek, arkadaşlarıyla veya ailesiyle görüşmesini engellemek ve sadakatinden devamlı şüphe etmek gibi davranışlar da süreklilik ve yoğunluk kazandığında kusur değerlendirmesine konu olabiliyor.
Burada belirleyici olan, eşlerin zaman zaman kıskançlık hissetmesi değil; bunun baskıcı ve kısıtlayıcı bir davranış biçimine dönüşmesi.

5. DÜĞÜNDE SAHTE TAKI TAKMAK
Boşanma kararlarına yansıyan şaşırtıcı örneklerden biri de düğünde takılan takılarla ilgili. Haziran 2025'te yayımlanan bir haberde, eşine aşırı kıskançlık ve hakaretin yanı sıra nikâhta sahte takı taktığı belirtilen kişinin boşanmada tam kusurlu sayılmasına ilişkin Yargıtay kararı aktarıldı.
Ancak bu örnek, düğünde takılan her imitasyon takının otomatik olarak boşanma nedeni sayılacağı anlamına gelmiyor. Söz konusu olayda birden fazla davranış birlikte değerlendirilmişti. Takının niteliği, tarafların bilgisi, olayın koşulları ve diğer kusurlu davranışlar hukuki değerlendirmede önem taşıyabilir.
Bu nedenle tek bir ayrıntıyı bağlamından kopararak genel bir boşanma kuralı gibi sunmak doğru olmaz.
6. EŞİN HASTALIĞIYLA VE İHTİYAÇLARIYLA İLGİLENMEMEK
Evlilikte eşlerin birbirlerine destek olması ve ortak hayatın sorumluluklarını paylaşması bekleniyor. Eşin ciddi bir hastalık döneminde sürekli yalnız bırakılması veya temel ihtiyaçlarının görmezden gelinmesi, olayın koşullarına göre boşanma davasında kusur değerlendirmesine konu olabiliyor.
Yargıtay kararlarına yansıyan dosyalarda, eşin hastalığıyla ilgilenmemek, ameliyat sonrasında yaşanan sorunlar ve aile sorumluluklarını yerine getirmemek gibi iddialar da ele alınabiliyor.
Bununla birlikte her ilgisizlik iddiası aynı hukuki sonucu doğurmaz. Hastalığın niteliği, eşlerin imkânları, davranışın sürekliliği ve diğer olaylar birlikte incelenir.
7. İNTERNET VE TELEFON BAŞINDA SÜREKLİ ZAMAN GEÇİRMEK
Telefonla uzun süre vakit geçirmek veya internette gezinmek tek başına boşanma nedeni değildir. Ancak bu alışkanlık aile yaşamını ciddi biçimde aksatıyor, eş ve çocuklarla ilgilenmeme boyutuna ulaşıyor ve ortak sorumlulukların ihmal edilmesine yol açıyorsa dava dosyasında gündeme gelebiliyor.
Yargıtay kararlarına ilişkin yayımlanan bir dosyada, internet bağımlılığı nedeniyle eşine, evine ve çocuğuna yeterli ilgiyi göstermediği belirtilen kişinin davranışları kusur değerlendirmesinde ele alındı.
Burada önemli olan, kişinin telefon kullanması değil; bu alışkanlığın ortak hayatı nasıl etkilediği. İş, dinlenme veya kişisel zaman için internette bulunmakla aile sorumluluklarını sürekli ihmal etmek aynı şey değil.

8. EŞİN AİLESİNİN EVLİLİĞE SÜREKLİ MÜDAHALE ETMESİNE İZİN VERMEK
Eşlerin aileleriyle yakın ilişkiler kurması doğal. Ancak anne, baba veya diğer akrabaların evlilik kararlarına sürekli müdahale etmesi ve eşlerden birinin bu müdahalelere karşı ortak hayatı koruyacak bir tutum almaması, bazı davalarda sorun olarak gündeme gelebiliyor.
Örneğin eşin ailesinin diğer eşe hakaret etmesine göz yumulması, aile üyelerinin evlilik kararlarını sürekli belirlemesi veya eşin kendi ailesinin baskısıyla hareket ederek diğer eşin haklarını göz ardı etmesi somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir.
Bununla birlikte bir kişinin ailesiyle görüşmesi ya da ailesinden destek alması tek başına kusur değildir. Hukuki değerlendirme, aile ilişkilerinin evlilik birliğine etkisine ve varsa somut davranışlara dayanır.
9. EŞİN HARCAMALARINI SÜREKLİ DENETLEMEK VE EKONOMİK BASKI KURMAK
Aile bütçesini birlikte planlamak ve harcamalar hakkında konuşmak normal bir evlilik sorumluluğudur. Ancak eşin parasını kontrol etmek, temel ihtiyaçlar için para vermemek, gelirini ortak yaşamdan uzak tutmak veya ekonomik bağımsızlığını baskı altına almak farklı bir boyuta ulaşabilir.
Bu tür davranışlar, somut olayın özelliklerine göre ekonomik şiddet veya evlilik yükümlülüklerinin ihlali kapsamında değerlendirilebilir.
Öte yandan her bütçe tartışması ekonomik şiddet değildir. Eşlerin gelirleri, ortak giderlere katkısı, harcamaların niteliği ve davranışların sürekliliği birlikte incelenir.
10. EŞE HAKARET ETMEK VE AŞAĞILAMAK
Eşe hakaret etmek, onur kırıcı sözler söylemek, sürekli küçümsemek veya tehditkâr davranmak boşanma davalarında sıkça karşılaşılan konular arasında yer alıyor.
Hakaretin tek seferlik mi yoksa sürekli mi olduğu, sözlerin ağırlığı, olayın bağlamı ve diğer eşin davranışları değerlendirmede önem taşıyabilir. Bir tartışma sırasında söylenen her söz aynı hukuki sonucu doğurmaz; ancak devamlı aşağılama ve psikolojik baskı, evlilik birliğini temelinden sarsan davranışlar arasında kabul edilebilir.
Fiziksel şiddet bulunmaması, sözlü veya duygusal şiddetin önemsiz olduğu anlamına gelmez.
11. BÜYÜ, MUSKA VE SOSYAL MEDYA DAVRANIŞLARININ DAVA DOSYASINDA YER ALMASI
Yargıtay kararlarına ilişkin bazı haberlerde, eşlerden birinin büyü veya muska işleriyle uğraştığı iddiası ve sosyal medya paylaşımları da boşanma dosyasındaki kusur değerlendirmesi içinde yer aldı.
Ancak bu tür örnekleri tek başına genel bir kural gibi yorumlamak doğru değil. İlgili dosyalarda birden fazla olay ve iddia birlikte değerlendirilmiş olabiliyor. Bir kişinin inancı, kişisel tercihi veya tek başına yaptığı bir paylaşım otomatik olarak boşanma nedeni sayılmaz.
Mahkemenin değerlendirmesi, dosyadaki somut davranışlara, delillere ve evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığına dayanır.

HANGİ DAVRANIŞLAR BOŞANMA NEDENİ SAYILIR?
Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmayı düzenliyor. Buna göre ortak hayatın eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılması durumunda boşanma davası açılabiliyor.
Ancak her anlaşmazlık, tartışma veya kişilik farklılığı bu koşulu karşılamaz. Mahkeme; iddiaların kanıtlanıp kanıtlanmadığını, olayların ağırlığını, tarafların davranışlarını ve evlilik üzerindeki etkilerini değerlendirir. Boşanma kararının yanında kusur durumu, nafaka ve tazminat gibi konular da dosyanın koşullarına göre ele alınabilir.
Boşanma davası açmayı düşünen kişilerin, iddialarını hukuka uygun yollarla elde edilmiş delillerle desteklemesi ve somut durumları için aile hukuku alanında çalışan bir avukattan görüş alması faydalı olabilir.
BOŞANMA SEBEBİ SAYILAN DAVRANIŞLARDA EN ÖNEMLİ AYRINTI
Yargıtay kararlarına yansıyan örnekler, evlilikte yalnızca aldatma veya fiziksel şiddetin değil; güveni zedeleyen, eşin özgürlüğünü kısıtlayan, sürekli aşağılayan ya da ortak yaşamın sorumluluklarını ihmal eden davranışların da dava konusu olabileceğini gösteriyor.
Bununla birlikte sosyal medya beğenisi, telefon kullanımı, kıskançlık veya aileyle görüşmek gibi tek başına sıradan sayılabilecek davranışların her durumda boşanma nedeni olduğu söylenemez. Hukuki sonuç, davranışın bağlamına, ağırlığına, sürekliliğine ve delillerle ortaya konulmasına bağlıdır.