Her şeyi kıskanan insanların ortak noktası bakın neymiş!

Başkasının başarısına sevinememek, sürekli kendini başkalarıyla kıyaslamak veya sevdiği kişiyi kontrol etmeye çalışmak… Kıskançlık farklı davranışlarla kendini gösterebiliyor. Peki sürekli kıskanan insanların karakterinde hangi özellikler öne çıkıyor? Bu duygunun arkasında yalnızca güvensizlik mi var, yoksa daha derin nedenler mi bulunuyor? İşte detaylar...

Okunma Süresi: 6 dakika 24 saniye
NF
Nurseli Firat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Her şeyi kıskanan insanların ortak noktası bakın neymiş!
NF
Nurseli Firat Editör

KISKANÇLIK NEDEN ORTAYA ÇIKIYOR?

Kıskançlık, kişinin değer verdiği bir ilişkiyi, konumu veya sahip olduğunu düşündüğü bir şeyi kaybetme ihtimali karşısında yaşayabildiği bir duygudur. Romantik ilişkilerde sevilen kişinin ilgisini kaybetme korkusuyla ortaya çıkabilirken arkadaşlıkta, aile içinde veya iş hayatında başkasının sahip olduğu özellikleri kendisiyle kıyaslama şeklinde görülebilir.

Burada önemli bir ayrım var: Kıskançlık hissetmek ile kıskançlık nedeniyle başkasını kontrol etmeye çalışmak aynı şey değildir. İnsan zaman zaman kıskanabilir. Ancak bu duygunun sürekli şüpheye, öfkeye, rekabete veya kısıtlayıcı davranışlara dönüşmesi ilişkileri zorlayabilir.

Kıskançlığın arkasında tek bir karakter özelliği bulunmaz. Özgüven, geçmiş deneyimler, güven duygusu, kaybetme korkusu ve kişinin duygularını yönetme biçimi bir araya gelerek bu davranışı etkileyebilir.

1. ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ VE KENDİNİ YETERSİZ HİSSETME

Kıskançlıkla ilişkilendirilen özelliklerin başında kişinin kendi değerinden şüphe etmesi gelir. Kendini yeterince başarılı, çekici, sevilebilir veya önemli görmeyen biri, başkasının sahip olduklarını kendi eksiklerinin kanıtı gibi değerlendirebilir.

Örneğin bir arkadaşının terfi alması, başka birinin beğeni toplaması ya da partnerinin bir başkasını övmesi, bazı kişilerde yetersizlik hissini tetikleyebilir.

Bu durumda kişinin zihninden şu düşünceler geçebilir:

- “Ben neden onun kadar başarılı değilim?”

- “Benden daha iyisini bulabilir.”

- “Herkes onu beğeniyor, peki ya ben?”

- “Onun başarısı benim geride kaldığım anlamına mı geliyor?”

Bu düşünceler her kıskanç insanda görülmez. Ancak kişi kendi değerini sürekli başkalarının başarılarıyla ölçüyorsa kıyaslama ve kıskançlık daha sık gündeme gelebilir.

2. SÜREKLİ BAŞKALARIYLA KIYASLAMA ALIŞKANLIĞI

Bazı insanlar hayatı farkında olmadan bir yarış gibi değerlendirir. Kimin daha başarılı, daha güzel, daha popüler veya daha çok sevilen kişi olduğuna odaklanırlar.

Böyle bir bakış açısında başkasının kazancı, kişinin kendi kaybı gibi algılanabilir. Oysa bir başkasının ilerlemesi, kişinin gerilediği anlamına gelmez.

Sürekli kıyaslama yapan kişiler şu davranışları gösterebilir:

- Başkasının başarısının arkasında mutlaka bir neden aramak

- Kendi başarılarını başkalarının başarılarıyla karşılaştırmak

- Birinin öne çıkmasından rahatsız olmak

- Başkasının hatalarını, kendi üstünlüğünü göstermek için kullanmak

- Takdir edilmek için sürekli rekabet etmek

Bu davranışların arkasında bazen onaylanma ihtiyacı, bazen de başarının ve değerin sınırlı olduğu düşüncesi bulunabilir. Kişi, başkasının öne çıkmasını kendisinin görünmez hâle gelmesi olarak yorumlayabilir.

3. KAYBETME KORKUSU VE TERK EDİLME ENDİŞESİ

Özellikle romantik ilişkilerde kıskançlığın önemli nedenlerinden biri, sevilen kişiyi kaybetme korkusudur. Kişi partnerinin kendisinden uzaklaşacağından, başka birini tercih edeceğinden veya artık eskisi kadar sevmeyeceğinden endişelenebilir.

Bu korku her zaman ortada gerçek bir tehdit olduğu anlamına gelmez. Bazen geçmişte yaşanan bir ayrılık, aldatılma deneyimi veya reddedilme hissi, yeni ilişkilerde de benzer bir durum yaşanacağı beklentisini oluşturabilir.

Kaybetme korkusu yoğunlaştığında kişi partnerinin mesajlarına geç cevap vermesini, arkadaşlarıyla vakit geçirmesini veya başka birini övmesini tehdit olarak yorumlayabilir. Sürekli güvence istemek, sık sık hesap sormak ya da partnerin davranışlarını kontrol etmeye çalışmak da bu kaygının dışa vurumları arasında yer alabilir.

Ancak sevdiği kişiyi kaybetmekten korkmak, onu kontrol etme hakkı vermez. Sağlıklı bir ilişkide güven, açık iletişim ve karşılıklı sınırlar önemlidir.

4. GÜVENMEKTE ZORLANMAK

Bazı insanlar yalnızca romantik ilişkilerinde değil, arkadaşlıklarında ve iş hayatında da başkalarının niyetlerinden şüphe edebilir. Verilen sözleri sorgulamak, basit davranışların arkasında gizli anlamlar aramak ve belirsizlik karşısında hemen olumsuz sonuçlara ulaşmak bu tutuma eşlik edebilir.

Güvenmekte zorlanan bir kişi, açık bir kanıt bulunmadığında bile aldatıldığını, dışlandığını veya kendisinden bir şey saklandığını düşünebilir.

Bu durumun çeşitli nedenleri olabilir. Geçmişte yaşanan hayal kırıklıkları, olumsuz ilişki deneyimleri veya kişinin kendisini güvende hissetmekte zorlanması bunlardan bazılarıdır.

Burada da ayrım yapmak gerekir: Daha önce güveni kırılmış birinin temkinli davranması tek başına kıskanç bir karaktere sahip olduğunu göstermez. Asıl belirleyici olan, şüphenin ne kadar sık yaşandığı ve kişinin bu şüphelerle nasıl başa çıktığıdır.

5. HER ZAMAN ONAYLANMAK İSTEMEK

Bazı kişiler kendilerini değerli hissetmek için çevrelerinden sürekli ilgi, takdir ve onay bekleyebilir. İstedikleri ilgiyi göremediklerinde ise kendilerini önemsiz hissedebilirler.

Örneğin iş yerinde başka bir çalışanın övülmesi, kişinin kendi emeğinin görmezden gelindiğini düşünmesine neden olabilir. Arkadaş grubunda bir başkasına daha fazla ilgi gösterilmesi de benzer bir rahatsızlık yaratabilir.

Bu kişiler için önemli olan yalnızca başarılı olmak değil, başarılarının başkaları tarafından görülmesi de olabilir. Başka biri takdir edildiğinde kendilerinin daha az değerli hâle geldiğini düşünebilirler.

Oysa kişinin kendine verdiği değer yalnızca dışarıdan gelen övgülere bağlı olduğunda, çevresindeki insanların başarıları ve aldığı ilgi sürekli bir tehdit gibi algılanabilir.

6. DUYGULARINI KONTROL ETMEKTE ZORLANMAK

Kıskançlık bir duygu olarak ortaya çıkabilir; ancak bu duyguyla nasıl davranılacağı kişiden kişiye değişir.

Bazı insanlar kıskandıklarını fark eder, neden böyle hissettiklerini anlamaya çalışır ve karşı tarafla konuşur. Bazılarıysa öfkesini yönetmekte zorlanarak suçlayıcı sözler söyleyebilir, tartışma çıkarabilir veya karşısındaki kişiyi cezalandırmaya çalışabilir.

Duygularını düzenlemekte zorlanan kişilerde şu davranışlar görülebilir:

- Küçük bir olaya aşırı tepki vermek

- Öfkeliyken kırıcı sözler söylemek

- Şüphelerini kesin gerçekler gibi sunmak

- Tartışma sırasında karşı tarafın sınırlarını önemsememek

- Sakinleştikten sonra bile aynı konuyu tekrar tekrar gündeme getirmek

Bu davranışlar kıskançlığın kaçınılmaz sonucu değildir. Kişi duygusunu fark etmeyi, tepki vermeden önce durmayı ve ihtiyaçlarını daha açık ifade etmeyi öğrenebilir.

7. BAŞKASININ BAŞARISINI KENDİSİNE TEHDİT OLARAK GÖRMEK

Kıskançlık her zaman bir ilişkiyi kaybetme korkusuyla ilgili değildir. Bazen başkasının başarısı, sahip olduğu imkânlar veya toplumdaki konumu kişide rahatsızlık yaratabilir.

Örneğin aynı işi yapan iki kişiden biri terfi aldığında diğer kişi bunu kendi başarısızlığı gibi değerlendirebilir. Bir arkadaşın ev alması, yeni bir işe başlaması veya sosyal çevresinde öne çıkması da kıyaslama duygusunu harekete geçirebilir.

Bu noktada kişi, başkasının başarısını anlamaya veya ondan ilham almaya çalışmak yerine o başarıyı küçümseyebilir. “Şansı yaver gitti”, “Zaten hak etmiyordu” ya da “Ben istesem daha iyisini yaparım” gibi ifadelerle karşı tarafın değerini azaltmaya çalışabilir.

Bununla birlikte, birinin başarısına eleştirel yaklaşmak her zaman kıskançlık anlamına gelmez. Davranışın arkasındaki niyeti tek bir cümleden anlamak mümkün değildir. Sürekli küçümseme ve rekabet etme eğilimi varsa daha geniş bir davranış örüntüsüne bakmak gerekir.

8. GEÇMİŞTE YAŞANAN OLUMSUZ DENEYİMLER

Kişinin geçmişte yaşadığı ilişkiler, bugün güven ve kıskançlık konusunda nasıl tepki verdiğini etkileyebilir. Aldatılma, terk edilme, dışlanma veya sürekli başkalarıyla kıyaslanma gibi deneyimler, yeni durumlara karşı daha hassas olmasına yol açabilir.

Örneğin önceki ilişkisinde aldatılan biri, yeni partnerinin geç cevap vermesini geçmişte yaşadığı olaylarla ilişkilendirebilir. Arkadaş çevresinde sürekli geri planda bırakılmış biri de yeni bir grupta başkasına gösterilen ilgiyi dışlanma işareti olarak görebilir.

Ancak geçmiş deneyimler kişinin gelecekte mutlaka kıskanç olacağı anlamına gelmez. Yaşananları anlamlandırmak, güven ilişkisini zaman içinde kurmak ve gerektiğinde profesyonel destek almak bu duygularla başa çıkmayı kolaylaştırabilir.

KISKANÇLIK HER ZAMAN KÖTÜ BİR KARAKTERİN İŞARETİ Mİ?

Hayır. Kıskançlık hissetmek, bir insanın kötü, bencil veya güvensiz bir karaktere sahip olduğunu tek başına göstermez. Bu duygu zaman zaman hemen herkesin yaşayabileceği insani bir tepkidir.

Önemli olan kıskançlığın ne sıklıkta ortaya çıktığı, ne kadar yoğun yaşandığı ve kişinin bu duyguyla nasıl davrandığıdır.

Örneğin sevdiği kişinin başka biriyle yakınlaşması karşısında kısa süreli rahatsızlık hissetmekle, partnerinin kimlerle görüşeceğine karar vermeye çalışmak arasında büyük fark vardır. Benzer şekilde başkasının başarısını kıskanmakla onun başarısını engellemeye çalışmak da aynı şey değildir.

Kıskançlık sürekli kontrol etme, tehdit etme, aşağılama veya sosyal çevreden uzaklaştırma davranışlarına dönüşüyorsa konu yalnızca bir karakter özelliği olarak değerlendirilmemelidir. Bu tür davranışlar sağlıklı ilişkileri zedeleyebilir.

KISKANÇLIK DUYGUSUYLA NASIL BAŞA ÇIKILABİLİR?

Kıskançlığı azaltmanın ilk adımı, duyguyu bastırmak yerine neyin tetiklediğini anlamaktır. Kişi kendine birkaç soru sorabilir:

- Gerçekten yaşanan bir olay mı beni rahatsız etti, yoksa olabileceklerden mi korkuyorum?

- Kendimi neden başka biriyle kıyaslıyorum?

- Bu kişinin davranışıyla ilgili elimde somut bir kanıt var mı?

- Kıskançlığımı karşı tarafı suçlamadan nasıl anlatabilirim?

- Kendimi daha güvende hissetmek için hangi ihtiyacımı ifade etmem gerekiyor?

Duygu yoğunken hemen tepki vermek yerine kısa bir ara vermek, düşünceleri gerçeklerden ayırmak ve karşı tarafla sakin biçimde konuşmak yararlı olabilir. Başkasının başarısını kendi değerinin ölçüsü olarak görmemek ve kişinin kendi hedeflerine odaklanması da kıyaslama alışkanlığını azaltmaya yardımcı olabilir.

Kıskançlık günlük hayatı veya ilişkileri belirgin biçimde etkiliyorsa, sürekli şüpheye ve çatışmaya neden oluyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek alınabilir.

KISKANÇLIĞIN ARKASINDA TEK BİR KARAKTER ÖZELLİĞİ YOK

Kıskançlığın arkasında özgüven eksikliği, kaybetme korkusu, başkalarıyla kıyaslama, güvenmekte zorlanma, onay ihtiyacı veya duyguları yönetme güçlüğü gibi farklı etkenler bulunabilir. Ancak bu özelliklerin hiçbiri tek başına bir kişiyi tanımlamak için yeterli değildir.

Bir insanın kıskançlığını anlamak için yalnızca ne hissettiğine değil, bu duyguyla nasıl davrandığına da bakmak gerekir. Kıskançlık üzerine düşünmek, kişinin hem kendisini daha iyi tanımasına hem de ilişkilerinde daha sağlıklı sınırlar kurmasına yardımcı olabilir.

Haber Hakkında Ne Düşünüyorsun?

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa