Okul Saldırıları Raporu Görmezden Gelinmiş Neşat Gündoğdu [email protected]

Okul Saldırıları Raporu Görmezden Gelinmiş

YAYINLAMA
09 Ekim 2026 11:11
GÜNCELLEME
09 Ekim 2026 11:14

Bence son zamanlarda hepimizin hayatına dokunan sarsıcı bir konu okul saldırıları…

Gerçekleri anlatalım tabii ama önce bir peşrev yapalım.

Ankara Masası'nda biz de yerimizi aldık.

Bundan sonra okuyucularımla buluşmalarımı, hem “W ile Vav Arası” hem de “Ara Formül” isimli köşelerimdeki bakış açısıyla ankaramasasi.com.tr adresinden devam ettireceğim.

Mutluluk ve heyecanımı daha güzel konularla taçlandırmak isterdim ama gündemdeki önemli konuları ve hasır altı edilmek istenen belgeleri siz değerli ankaramasasi.com.tr okuyucularından sakınmak mesleki etik anlayışıma sığmayacaktır.

Küfemiz dolu…

Söyleyeceklerimiz var tabii..

Ama önce… Okul saldırıları gerçeğine bakalım.

***

Ankara gündemi her zamanki gibi yoğun…

Ama bence bu gündemlerin içinde açık ara en fazla konuşulması gereken konu malumunuz toplumun her kesiminin tedirginlikle takip ettiği okul saldırıları...

Manisa'da yaşanan son okul saldırısının etkisi henüz geçmemişken İstanbul'da Esenyurt ve Başakşehir'de ardı ardına gelen saldırı haberleri işin içinden çıkılmaz bir tabloya girildiğini gösteriyor.

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da infial oluşturan olaylardan sonra Meclis’te bir araştırma komisyonu kuruldu.

Görev süresi içinde çalışmalarını tamamlayamadığı için ek süre alan komisyonun raporunu sonuçlandırması beklenirken, toplantılarda yapılan "yeni saldırılar gelebilir" uyarısı Manisa'daki olayla ne yazık ki gerçekleşmiş oldu.

İstanbul ve kim bilir daha niceleri de sırada bekliyor!

Komisyon üyeleri, çalışmalar kapsamında hem muhalefet partili üyelerin hem de birçok uzmanın görüşlerini dinleyerek ortak rapor hazırlıklarını başlattı.

Bu dinlemeler sırasında en çok dikkat çeken uyarılardan biri, Türkiye'de şiddet konusunda uzun yıllar devlet kurumlarıyla yakın çalışmalar yürüten HEGEM Vakfı'nın Başkanı Adem Solak'tan gelmişti.

HEGEM Vakfı tarafından okul saldırılarına ilişkin Meclis Araştırma Komisyonu'na sunulan raporun detayına ulaştım.

Haftalarca Türkiye'nin gündeminden düşmeyen saldırıların ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi hızla harekete geçmiş ve bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmuştu.

Görev süresi gereği 3 ayda tamamlanması gereken, ancak ek süre talepleriyle çalışmalarına devam eden komisyonda uzmanların yaptığı ilk değerlendirmeler; Milli Eğitim, İçişleri ve Adalet Bakanlıklarının ortak çalışmalarıyla alınan idari ve hukuki kararların kalıcı çözüm için yeterli olmayacağı yönündeydi!

Meclis'e sunulan raporda da bu uyarı kapsamlı bir şekilde ele alındı.

Şiddet son birkaç ay içerisinde olan olaylara göre yorumlanacak bir meseleden çok daha fazlasını barındıran bir uzmanlık alanı aslında…

Raporda bu durumun altı çiziliyor.

Okul saldırılarına konu olan veya şiddete taraf olan tüm faillerin geçmişte zincirleme şiddet kurbanı olmalarından ve kamunun bu mağdurların sorunlarını zamanında çözememiş olmasının sorumlusu olduğuna yönelik derin bir analiz var.

Raporda, Türkiye'de başlayan okul saldırılarının arka planının, 1970'lerde Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) başlayan okullarda ortaya çıkan kitlesel katliamlarla benzerlik arz ettiğine vurgu yapılıyor.

ABD'de 1970'lerde yıllık 7-8 civarında olan öğrenci ölümlerinin her yıl katlanarak bugün yılda 50'yi geçen sayılara ulaştığı bilgisi verilen raporda çarpıcı benzerliklere atıf yapılıyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde 50 yıl önce başlayan okullardaki şiddet olaylarına ilk müdahale bugün Türkiye'nin yaptığı gibi idari ve hukuki çözümler bulma yönünde olmuş.

Fakat koca ABD, amacına ulaşamamış…

Raporun en can alıcı noktasını oluşturan bu tespiti derinleştiren birçok rakam ve olgu detaylıca ele alınarak Meclis Araştırma Komisyonu üyelerini sunulmuş ve detaylıca da anlatılmış.

En dikkat çeken bulgulardan biri olarak ise Kahramanmaraş'ta yaşanan okul katliamında faillerin, hedef aldığı öğrencileri şahsi kimlikleri üzerinden değil, sadece "orada bulunan bir insan" olmalarından ötürü hedef alması gösteriliyor.

Bu kan donduran analiz insanın tüylerini ürpertiyor ama soğuk gerçeği göz ardı etmeden atılması gereken adımların ne kadar ciddi olması gerektiğinin de buradan anlaşılmasının önemi vurgulanmalı…

Raporda; Ankara, Eskişehir ve Balıkesir'de son iki yıl içinde lise öğrencisi faillerin, aralarında husumet bulunmayan beş-altı kişiyi rastgele bıçaklayarak yaralaması veya öldürmesi, kitlesel şiddet olaylarının ve toplu saldırıların "ilk örnekleri" olarak tanımlanıyor.

Uluslararası raporlara da konu olan okul baskınlarında faillerinin en tipik ortak özelliğinin "intihar sınırındaki kişiler" olması stratejik bir veri olarak kendisini gösteriyor.

Vakfın araştırmaları da Türkiye'de liseye devam eden kızların yüzde 38'inin, erkeklerin ise yüzde 36'sının intihar duyguları yaşadığını ortaya koyuyor.

HEGEM Vakfı tarafından gerçekleştirilen araştırmaya katılan gençlerin ortalama yüzde 84'ünün kızgın ve öfkeli olduğu bilgisi rapora yansıyor.

Bu durumun gençlerde yarattığı kişilik bozukluklarının ileriki yaşlarda devam ederek günümüzde sıkça rastlanan trafik cinayetleri, aile içi ve akrabalar arası cinayetlerin de arka planını oluşturduğu acımasız bir sosyolojik gerçeklik olarak tespit ediliyor.

HEGEM Vakfı Başkanı Adem Solak ile görüştüm.

Solak, sorunun çözümsüz olmadığını kaydetti.

"Şiddet konusuna uluslararası literatür ekseninde, sosyolojik gerçekliklere uygun olarak çok disiplinli ve çok sektörlü bir yaklaşımla müdahale edilmelidir." ifadelerini kullandı.

Konuyla ilgili uyarılar da var.

Vakit kaybedilmeden gençlik, aile, eğitim ve şiddet konularında sistematik bilimsel araştırmalar yapılması ve illerin coğrafi, kurumsal, tematik sosyal risk haritalarının çıkartılması gerekiyor.

Bu tip arada kalan sorunların "Sosyal Arabuluculuk" formülleriyle çözülebileceğini kaydeden Solak, "Şiddeti Önleme ve Sosyal Arabuluculuk" veya "İnsan Hakları ve Sosyal Arabuluculuk" adıyla özel komisyonların kurulması çağrısında bulundu.

Öğrencilerde görülen olumsuz davranışların düzeltilmesinde cezalandırıcı yaptırımlar yerine çatışma çözme, arabuluculuk ve müzakere yöntemlerinin kullanılmasının gerçek anlamda çözüm sağlayacağına olan inanç profesyonellerin görüşlerinin merkezinde yer alıyor.

Adem Hoca şunu özellikle vurguladı:

"Şiddet Araştırma Komisyonu raporları okul yönetimleri dahil tüm ilgili kurumlarla paylaşılmalı; mülki idare amirleri eliyle bu raporlardaki önerilerin illerdeki uygulamaları ve sonuçları mutlaka izlenmelidir."

-- W ile Vav Arası—09.10.2026 --

Yorumlar (1 yorum)
Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
zx 2 gün önce Tebrik ederim.