Ankara simidi mi İzmir gevreği mi: Simit hangi şehirle ünlü?
İzmir’de tescilli “gevrek” 1 Ocak’tan itibaren 20 TL oldu. “Ankara’nın gevreği boş” sözü tartışma yarattı. Uzmanlar, simidin ortak kültür olduğunu vurgularken Ankara simidinin çayla öne çıktığını hatırlattı.
İzmir’in tescilli lezzeti “İzmir gevreği”, İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’nin (İESOB) kabul ettiği yeni tarifeyle 1 Ocak’tan itibaren 20 TL’den satışa çıktı. Güncellenen fiyatın gerekçesi olarak girdi maliyetlerindeki artış gösterildi. Esnaf, özellikle un ve susam fiyatlarının yükseldiğini, odun, işçilik ve işletme giderlerinin de maliyeti büyüttüğünü belirtti. Kentte kahvaltının simge ürünlerinden biri olan gevreğin yeni fiyatı, tezgâhlarda ve fırın önlerinde günün konusu oldu.

“ANKARA’NIN GEVREĞİ BOŞ” SÖZÜ TARTIŞMA ÇIKARDI: NE SÖYLENDİ?
İzmir’de simit fırınında çalışan Cengiz Alkan, zamların esnafı zorladığını anlatırken tartışma yaratan bir ifadeye de yer verdi. Alkan, “İstanbul’dan Ankara’ya her yerde aynı; bu simit değil, gevrek. Simit diye bir şey yok… İstanbul ve Ankara İzmir gevreğinin yanında boş” sözlerini kullandı. Bu sözler sosyal medyada kısa sürede paylaşıldı; bazı kullanıcılar “lezzet kıyasının kişisel” olduğunu savunurken, bazıları Ankara simidinin kendine has yapısını hatırlattı. Sektör temsilcileri ise tartışmanın, isimden çok üretim tekniği ve yöresel alışkanlıklarla ilgili olduğuna dikkat çekti.

İZMİR GEVREĞİ İLE SİMİT ARASINDAKİ FARK NE? NASIL YAPILIYOR?
İzmir gevreğini diğer simit çeşitlerinden ayıran en belirgin noktalardan biri üretim yöntemi olarak anlatılıyor. Birçok yerde hamurun soğuk pekmeze batırıldığı söylenirken, İzmir’de “gerçek gevrek” için üzüm pekmeziyle dolu kaynayan kazanların kullanıldığı aktarılıyor. Ustalar gece yarısından sonra mesaiye başlayıp hamuru yoğuruyor, dinlendiriyor ve halka formuna getiriyor. Hamurlar kaynar pekmezli suya daldırılıp kısa bir ön pişirme görüyor; bu aşamanın gevreğe çıtırlık ve renk verdiği belirtiliyor. Ardından bol susama bulanan ürünler, taş tabanlı kara fırınlarda ve meşe odunu ateşinde pişiriliyor.

ANKARA SİMİDİ NEDEN MEŞHUR? ÇAYLA ANILAN LEZZETİN ÖZELLİĞİ
Tartışmalar sürerken Ankara simidi de yeniden gündeme geldi. Başkentte simit, birçok kişinin günlük rutininde “çay-simit” ikilisinin ayrılmaz parçası olarak öne çıkıyor. Ankara simidi; daha tok yapısı, sertliği ve susam dengesiyle biliniyor. Sabah işe gidenlerin, öğrencilerin ve esnafın hızlı kahvaltısında önemli bir yere sahip olan Ankara simidi, özellikle küçük fırın ve simit tezgâhlarında “taze çıktı” çağrısıyla satılıyor. Kısacası, İzmir’de gevrek “çıtır” kimliğiyle öne çıkarken, Ankara simidi “doyurucu ve yoğun” karakteriyle öne çıkıyor. Bu fark, “hangisi daha iyi” tartışmasından çok, damak zevkine ve şehir kültürüne bağlanıyor.
SİMİT HANGİ ŞEHRİN?
“Simit hangi şehrin?” sorusu her zam döneminde ve her lezzet tartışmasında yeniden soruluyor. İkinci kaynakta aktarılan bilgilere göre simidin kökeni Bizans dönemine kadar uzanıyor; Osmanlı döneminde ise İstanbul sokaklarında simitçilerin yaygınlaştığı ve Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde simitten söz edildiği biliniyor. “Simit” kelimesinin Arapça “samīd” (irmik/un) kökünden geldiği belirtiliyor. Balkanlar ve Orta Doğu’ya yayılan simit, Yunanistan’da “koulouri”, Romanya’da “covrig” gibi isimlerle de tüketiliyor. Bu tablo, simidin tek bir şehrin değil, geniş bir coğrafyanın ve Türkiye’nin ortak sokak lezzeti olduğunu gösteriyor.

İSTANBUL, İZMİR, ANKARA, İZMİT: SİMİT NERESİYLE ÖZDEŞ?
Şehirlerin simitle kurduğu bağ farklı hikâyeler anlatıyor. İstanbul, tarihsel olarak simidin merkezi kabul ediliyor; Osmanlı döneminde simitçiliğin burada yaygınlaştığı aktarılıyor. İzmir’de simit “gevrek” adıyla anılıyor ve çıtırlığıyla ayrı bir kimlik kazanıyor. Ankara’da simit, sert ve yoğun yapısıyla tanınıyor; özellikle çayla birlikte tüketim alışkanlığı dikkat çekiyor. İzmit simidi ise ayrı bir üne sahip; bazı kaynaklar simidin çıkış noktası olarak İzmit’i de işaret ediyor. Bu nedenle “simit şu şehrindir” demek yerine, “simit Türkiye’nin, her şehrin de kendine has simidi var” yaklaşımı daha gerçekçi görülüyor.

ESNAF NE DİYOR, VATANDAŞ NASIL BAKIYOR?
Zamların satışları etkilediğini anlatan fırın çalışanı Cengiz Alkan, fiyat artışı istemediklerini ama maliyetlerin sürekli yükseldiğini söyledi. “Eskiden 1 lirayken daha çok kazanıyorduk, şimdi 20 lira ama daha az kazanıyoruz” diyerek kâr marjının düştüğünü dile getirdi. Öte yandan İzmirli vatandaş Serpil Payçu ise “20 lira çok ama gevrekten vazgeçmeyiz” diyerek alışkanlıkların fiyat artışına rağmen sürdüğünü anlattı.
Lezzet tartışmalarına dair değerlendirmelerde ise ortak görüş şu oldu: İzmir gevreği de Ankara simidi de bulundukları şehrin kültürünü taşıyor; kıyas cümleleri çoğu zaman kişisel zevki yansıtıyor.

