MTA Tabiat Tarihi Müzesi Ankara: Giriş ücretli mi, otopark var mı, dinozorlar ve enerji parkı neler sunuyor?

Ankara’daki MTA Tabiat Tarihi Müzesi’ne gitmeden önce giriş ücreti, otopark, ziyaret saatleri ve dinozorların bulunduğu bölümler hakkında ne bilmelisiniz?

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
MTA Tabiat Tarihi Müzesi Ankara: Giriş ücretli mi, otopark var mı, dinozorlar ve enerji parkı neler sunuyor?
EP
Esra Polat Editör

Ankara’nın Çankaya ilçesinde yer alan MTA Şehit Cuma Dağ Tabiat Tarihi Müzesi, ücretsiz giriş imkanı, müze bahçesindeki ücretsiz otoparkı, hafta içi ve cumartesi açık olması, pazartesi günleri ise ziyarete kapalı tutulmasıyla özellikle çocuklu ailelerin ve doğa tarihi meraklılarının en çok tercih ettiği bilim rotalarından biri olarak öne çıkıyor.

ANKARA’DA MTA MÜZESİ ZİYARET ŞARTLARI NETLEŞİYOR

Ankara’daki MTA Tabiat Tarihi Müzesi’ne giriş, güncel uygulamada herkes için ücretsiz sağlanıyor. Müzenin bahçesinde ziyaretçilere ait geniş bir otopark alanı bulunuyor ve bu otoparktan da yine ücretsiz yararlanılabiliyor. Ziyaret saatleri genel olarak 09.00 ile 17.00 arasında uygulanıyor, son giriş ise çoğunlukla 16.00 civarında sonlandırılıyor. Müze pazartesi günleri ziyarete kapatılıyor, diğer günler ise resmi mesai düzenine paralel şekilde hizmet veriyor.

Müze, Türkiye’nin tabiat tarihi alanındaki ilk kurumsal yapılarından biri kabul ediliyor ve kapsamlı koleksiyonuyla öne çıkıyor. Giriş alanından itibaren güneş sistemi, dinozor iskeletleri, fosiller, mineraller ve doldurulmuş hayvan örnekleriyle ziyaretçiye hem eğitim hem de keşif imkanı sunuyor. Ankara’da özellikle hafta sonu planı yapan aileler, ücretsiz oluşuyla bütçe dostu bir seçenekle karşılaşıyor.

Araçla müzeye gelecek olanlar için giriş kapısının da özellikle dikkate alınması gerekiyor. Navigasyon çoğu zaman Eskişehir Yolu üzerindeki MTA Genel Müdürlüğü’nün ana kapısına yönlendirebiliyor. Ziyaretçi araç girişlerinin ise çoğunlukla Çukurambar yönündeki, Öğretmenler Caddesi tarafında bulunan kapıdan yapıldığı biliniyor. Bu nedenle özel araçla gelenlerin yol tarifini buna göre planlaması öneriliyor.

Müze içinde temel düzeyde ihtiyaçları karşılayacak bir kafeterya bölümü yer alıyor. Ancak Ankara’daki alışveriş merkezlerinde görülen çeşitlilik burada bulunmuyor. Özellikle çocuklarla gelen ailelerin, müze kurallarına uymak kaydıyla yanlarında su ve atıştırmalık bulundurmaları, yemek planını ise müze ziyareti öncesi veya sonrası için farklı noktalarda yapmaları daha uygun görülüyor.

DİNOZORLAR VE UZAY BÖLÜMÜ ZİYARETÇİLERİ ETKİLİYOR

Ankara MTA Tabiat Tarihi Müzesi’nin giriş katı, ziyaretçilerin en çok zaman geçirdiği alanlardan biri olarak dikkat çekiyor. Bu katta güneş sistemi temalı bölüm yer alıyor ve gezegenleri anlatan panolar ile modeller eşliğinde çocukların uzaya dair ilk bilgilerini somut örnekler üzerinden görmeleri sağlanıyor. Aynı katta bulunan dinozor iskeletleri ise müzenin en çok fotoğraf çekilen noktaları arasında bulunuyor.

Giriş katında sergilenen etobur dinozor Allosaurus replikası ile dev otobur dinozor iskeletinin büyüklüğü, özellikle çocukların gerçek boyut algısını güçlendiren unsurlar olarak öne çıkıyor. Ziyaretçiler, bu alanı gezerken dinozorların yaşadığı dönemlere, beslenme biçimlerine ve yok oluş süreçlerine ilişkin bilgilendirici panolarla karşılaşıyor.

Müzenin sembollerinden biri haline gelen Maraş Fili iskeleti de aynı bölümde yer alıyor. Kahramanmaraş’ta bulunan ve sergilenmek üzere Ankara’ya getirilen bu dev fil iskeleti, hem Anadolu’nun geçmiş faunasına ışık tutuyor hem de tabiat tarihindeki değişimi somutlaştırıyor. Ankara’ya gelen yerli ve yabancı ziyaretçiler, bu iskeleti müze turunun vazgeçilmez durağı olarak değerlendiriyor.

Giriş katında yer alan bu bölümler, aynı zamanda okul gruplarının da ilk yönlendirildiği alanlar arasında gösteriliyor. Öğretmenler, öğrencilerin uzay ve dinozorlar gibi merak uyandıran başlıklar üzerinden bilime yaklaşmasını hedefliyor. Böylece hem Ankara’daki okulların hem de civar illerden gelen eğitim turlarının uğrak noktalarından biri ortaya çıkmış oluyor.

MİNERALLER VE MADENLER ZİYARETÇİLERE RENKLİ BİR GALERİ SUNUYOR

MTA Tabiat Tarihi Müzesi’nin birinci katı, mineraller ve madenler üzerine kurulu zengin bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinden ve dünyanın çeşitli ülkelerinden getirilen mineraller, kristaller ve süs taşları burada vitrinlerde sergileniyor. Ankara’da özellikle madencilik ve jeoloji alanında eğitim gören öğrenciler için bu bölüm önemli bir saha materyali niteliği taşıyor.

Bu katta yer alan karanlık oda ise ziyaretçilere farklı bir deneyim yaşatıyor. Karanlık oda, floresan özelliğe sahip taşların mor ışık altında parlayarak renk değiştirmesini konu alıyor. 

Taşların ışık karşısındaki bu davranışı, hem çocuklar hem yetişkinler için görsel bir şölen sunuyor. Işığın enerji aktarımı ve minerallerin kimyasal yapısı üzerine kurulu bu gösterim, Ankara’da sınıf içi anlatımla yetinmek istemeyen öğretmenler için de yerinde bir gözlem alanı sunuyor.

Sergilenen numunelerin çoğunda, taşların bulunduğu yerler ve kullanım alanları hakkında bilgilendirme yazıları yer alıyor. Böylece ziyaretçiler yalnızca görsel bir koleksiyonla karşılaşmıyor, aynı zamanda enerji, madencilik ve endüstri ile olan bağlantıyı da doğrudan öğrenebiliyor. 

MTA’nın kurumsal yapısı gereği, madencilik ve tabiat tarihi arasında kurulan bu bağ, müzenin genel kimliğini destekliyor.

DİYORAMALAR VE CANLILAR TABİAT TARİHİNİ CANLANDIRIYOR

Müzenin ikinci katında ise diyorama alanları ve hayvan örnekleri dikkat çekiyor. Türkiye’de yaşayan veya geçmişte yaşamış, bazı türlerde nesli tükenmiş hayvanların doldurulmuş örnekleri, doğal yaşam ortamlarını canlandıran vitrinlerde sergileniyor. Bu diyoramalar, ziyaretçilerin yalnızca vitrinlere bakmasını değil, aynı zamanda bir habitatın içine bakıyormuş hissini yaşamasını sağlıyor.

Anadolu Parsı gibi Anadolu coğrafyasının sembolik türleri de bu bölümde yerini alıyor. Nesli tükenmiş veya ciddi tehdit altında olan bu türlerin hikayesi, ziyaretçilere biyoçeşitliliğin korunması ve doğal yaşam alanlarının önemi konusunda düşünme fırsatı veriyor. 

Ankara’da yaşayan çocuklar için, kitaplarda görülen türleri üç boyutlu ve gerçek boyutta gözlemlemek, tabiat bilincinin erken yaşta gelişmesine katkı sunuyor.

Müzenin bu katında kuşlar, memeliler, sürüngenler ve farklı ekosistemlere ait örnekler, orman, sulak alan veya dağlık bölge gibi kurgulanmış sahneler içinde sergileniyor. Böylece tek tek türlerden ziyade, türlerin birbirleriyle ve çevreyle kurduğu ilişki ön plana çıkarılıyor. Ankara’da doğa ve çevre temalı etkinlikler düzenleyen eğitimciler, bu bölümü saha desteği olarak kullanıyor.

ENERJİ PARKI AÇIK HAVADA EĞİTİCİ BİR GEZİ SAĞLIYOR

MTA Tabiat Tarihi Müzesi’nin bahçesinde yer alan Enerji Parkı, açık havada madencilik ve enerji kaynaklarını anlatan bir alan olarak yapılandırılıyor. 

Kömür galerisi maketi, petrol pompası, rüzgar türbini ve benzeri enerji üretim araçları burada ziyaretçilerin yakından inceleyebileceği şekilde konumlandırılıyor. Ankara’nın hava koşulları elverişli olduğu dönemlerde, bu alan çocuklar için hem hareketli hem de öğretici bir durak haline geliyor.

Enerji Parkı’nda sergilenen unsurlar, Türkiye’nin enerji politikaları veya sanayi altyapısı üzerine detaylı bir teknik anlatım sunmasa da, temel kavramları kavratmak için sahada görülebilir örnekler sağlıyor. Kömürün yer altından çıkarılış biçimi, petrol üretiminde kullanılan sistemlerin genel görünümü ya da rüzgar enerjisinin nasıl elektrik üretimine dönüştüğü gibi konular, somut araçlar üzerinden açıklanabiliyor.

Aileler, müze içindeki kapalı alanları gezdikten sonra Enerji Parkı’na çıkarak çocukların bir süre açık havada vakit geçirmesine fırsat tanıyor. 

Ankara’da kapalı alan etkinliklerinin yoğun olduğu kış aylarında bile, uygun havalarda bu bölümün gezi planına eklenmesi mümkün oluyor. Böylece müze, yalnızca vitrinlerden oluşan klasik bir yapı olmaktan çıkarak, açık ve kapalı alanı bir arada sunan bir keşif rotasına dönüşüyor.

ZİYARETÇİLER İÇİN UYGULAMALI İPUÇLARI PLANLAMAYI KOLAYLAŞTIRIYOR

MTA Tabiat Tarihi Müzesi’ne gelmeyi planlayan ziyaretçiler için bazı pratik ayrıntılar Ankara koşullarına göre önem taşıyor. Hafta sonu ve özellikle öğle saatlerinde müzede yoğunluk yaşanabildiği gözlemleniyor. Sessiz ve rahat bir gezi için sabah 09.00–10.00 aralığı, hem otoparkta yer bulma hem de sergi alanlarını kalabalıklaşmadan gezme açısından öne çıkıyor.

Müze içinde yiyecek ve içecek tüketimine dair kurallar, eserlerin zarar görmemesi ve hijyen açısından titizlikle uygulanıyor. Bu nedenle ziyaretçilerin atıştırmalıklarını müze dışı veya kafeterya alanında tüketmesi gerekiyor. Çocuklu ailelerin de buna uygun plan yapması isteniyor. Ankara’daki benzer kamu müzelerinde olduğu gibi, burada da güvenlik ve kamera sistemleri aktif olarak kullanılıyor.

Müzede ayrıca görme engelli ziyaretçiler için hazırlanmış özel bir bölüm de bulunuyor. Kabartmalı materyaller ve sesli betimlemeler eşliğinde hazırlanan bu alan, erişilebilirlik açısından önem taşıyor. Böylece Ankara’da yaşayan veya şehir dışından gelen engelli bireyler, tabiat tarihi içeriğine daha kapsayıcı bir şekilde ulaşma imkanı buluyor.

Genel olarak bakıldığında, MTA Tabiat Tarihi Müzesi Ankara’da hem bütçe dostu hem de eğitici içeriğiyle ön plana çıkıyor. Ücretsiz giriş, ücretsiz otopark ve geniş sergi alanı, ailelerin ve okulların tercihlerini doğrudan etkiliyor. Ankara’da doğa tarihi, dinozorlar, uzay, mineraller ve enerji konularına ilgi duyanlar için müze, günlük gezi programına rahatlıkla eklenebilecek nitelikte bir rota sunuyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa