Ankara’nın kaybolan meslekleri neler?

Ankara’nın taş binalarında hayat bulan ancak teknolojiye yenik düşen el sanatları şehrin hafızasından tamamen siliniyor mu? Başkentin tarihi sokaklarında geleneksel mesleklerin izini sürmeye ne dersiniz?

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara’nın kaybolan meslekleri neler?
EP
Esra Polat Editör

Ankara’nın tarihi semtlerinde mimari dokuyla bütünleşen ve yüzyıllardır süregelen geleneksel mesleklerin korunması amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yerel yönetimler tarafından kapsamlı bir envanter çalışması başlatıldı. Başkentin kültürel mirasını oluşturan somut olmayan değerlerin kayıt altına alındığı bu süreçte, Samanpazarı ve Kale bölgesindeki tarihi yapılar restore edilerek zanaatkarlara tahsis ediliyor ve kaybolmaya yüz tutan mesleklerin gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor.

ANKARA'DA TARİHİ DOKU YENİDEN CANLANIYOR

Ankara, sadece bürokrasinin ve siyasetin değil, aynı zamanda köklü bir ahilik geleneğinin de başkenti olarak öne çıkıyor. Özellikle Ulus, Samanpazarı ve Hamamönü bölgelerinde yer alan taş binalar, yüzyıllar boyunca birçok zanaata ev sahipliği yaptı. 

Günümüzde 5366 sayılı "Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması Hakkında Kanun" kapsamında yürütülen restorasyon çalışmaları, bu binaların sadece dış cephelerini değil, içindeki yaşamı da kurtarmayı amaçlıyor. 

Yapılan restorasyonlar, binaları birer müze olmaktan çıkarıp, içerisinde çekiç seslerinin duyulduğu, derilerin işlendiği ve ipeklerin dokunduğu yaşayan mekanlara dönüştürüyor. Bu dönüşüm, şehrin turizm potansiyelini artırırken, yerel esnafın da ekonomik döngüye katılımını sağlıyor.

SOF KUMAŞI ÜRETİMİ TEŞVİK EDİLİYOR

Ankara'nın dünya ticaret tarihindeki en önemli markalarından biri olan ve "Ankara Keçisi"nden elde edilen tiftiğin işlenmesiyle üretilen sof kumaşı, özel bir ilgi görüyor. 

Geçmişte kralların ve saray erkanının giysilerini süsleyen bu değerli kumaş, 19. yüzyıldan itibaren sanayi devrimi ve yanlış politikalar sonucu üretimden kalkmıştı. Ancak son dönemde Ankara Kalkınma Ajansı ve meslek odalarının girişimleriyle tiftik keçisi yetiştiriciliği yeniden destekleniyor. Mevzuatta yapılan düzenlemelerle coğrafi işaret tescili alan Ankara Sofu, tarihi taş hanlardaki atölyelerde yeniden tezgahlarla buluşuyor. Dokumacılık kurslarının açılması ve üreticilere sağlanan hibe destekleri, bu kadim mesleğin küllerinden doğmasını sağlıyor.

VERGİ MUAFİYETİ ESNAFA NEFES ALDIRIYOR

Geleneksel, kültürel ve sanatsal değeri olan kaybolmaya yüz tutmuş meslek kollarında faaliyet gösteren ustalar için mali mevzuatta önemli ayrıcalıklar tanınıyor. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 9. maddesinde yapılan düzenlemelerle; el dokuma işleri, bakır işlemeciliği, çini ve çömlek yapımı, sedef kakma ve ahşap oyma işleri, kaşıkçılık, bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği gibi meslekleri icra edenler vergiden muaf esnaf statüsünde değerlendiriliyor. Bu muafiyet, makineleşmeye karşı direnen ve el emeğine dayalı üretim yapan zanaatkarların mali yükünü hafifleterek, mesleklerini sürdürebilmeleri için hayati bir can suyu oluyor. Ankara’daki tarihi çarşılarda faaliyet gösteren pek çok usta, bu yasal haktan faydalanarak atölyelerini açık tutmayı başarıyor.

USTALAR ÇIRAK BULMAKTA ZORLANIYOR

Mesleklerin devamlılığı önündeki en büyük engel olarak insan kaynağı eksikliği dikkat çekiyor. Taş binaların serin odalarında, sabır ve emekle icra edilen bu sanatlar, "eti senin kemiği benim" düsturunun geçerliliğini yitirmesiyle birlikte çırak bulma krizine girdi. 

Bakırcılar Çarşısı ve Çıkrıkçılar Yokuşu’ndaki deneyimli ustalar, gençlerin daha kolay ve masabaşı işlere yönelmesi nedeniyle bilgi birikimlerini aktaracak halef bulamadıklarını belirtiyor. Bu sorunun aşılması için Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki Eğitim Merkezleri ve Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin meslek edindirme kursları (BELMEK) devreye girerek, usta-çırak ilişkisini modern eğitim modelleriyle harmanlayan sertifikalı programlar düzenliyor.

GELENEKSEL SANATLAR TURİZME KAZANDIRILIYOR

Ankara’nın kayıp meslekleri listesinde yer alan semercilik, urgancılık, saraçlık ve debbağlık gibi zanaatlar, günümüz ihtiyaçlarına göre şekil değiştirerek veya turistik obje üretimine yönelerek varlıklarını sürdürüyor. Eskiden atlar için eyer ve koşum takımı üreten saraçlar, bugün deri çanta, cüzdan ve kemer gibi aksesuarlar tasarlayarak modern tüketiciye hitap ediyor. 

Benzer şekilde, taş binaların avlularında sıcak demir döven demirciler, tarım aletleri yerine dekoratif korkuluklar, şamdanlar ve süs eşyaları üretiyor. 

Kullanım alanı azalan meslekler, turistik değeri yüksek sanatsal faaliyetlere dönüştürülerek, Ankara’nın kültürel turizm rotasının vazgeçilmez bir parçası haline getiriliyor. Bu dönüşüm, hem ekonomik sürdürülebilirliği sağlıyor hem de şehrin tarihi kimliğini koruyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa