ASO Başkanı Ardıç: İhracatın %42’si AB’ye gidiyor

Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, ihracatın %42’sinin AB’ye, %57’sinin Avrupa kıtasına yapıldığını söyledi.

HA
Kaynak İHA
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
ASO Başkanı Ardıç: İhracatın %42’si AB’ye gidiyor
HA
Kaynak İHA

Ankara’da ASO Şubat Ayı Meclis Toplantısı’nda konuşan Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, küresel ticarette değişen dengeler, AB ile Hindistan arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması’nın Türkiye’ye etkileri, sanayideki görünüm ve yeşil dönüşüm başlıklarını ele aldı. Ardıç, toplantıda ihracatın Avrupa’ya yoğunlaştığını vurguladı; sanayi üretimi, PMI ve istihdam verilerine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.

ARDIÇ, SANAYİCİ AKIN GÖKYAY’I ANDI

Konuşmasına kısa süre önce hayatını kaybeden sanayici Akın Gökyay’ı anarak başlayan Ardıç, Gökyay’ın Ankara sanayisine ve kültür hayatına önemli katkılar sunduğunu belirtti. Ardıç, Gökyay ailesine başsağlığı diledi ve sanayi camiasının emek veren isimleri anmayı bir sorumluluk olarak gördüklerini dile getirdi. Toplantı gündeminin, hem küresel ticaretin yeni düzenine hem de Türkiye’de sanayiye dönük güncel risklere odaklandığını kaydetti.

“TİCARET ARTIK KARGO DEĞİL, KİMLİK KONTROLÜ MESELESİ”

Ardıç, küresel ticaretin yeniden yapılandığını söyledi. ABD-Çin hattında doğrudan ticaretin zayıfladığını, üretim ve tedarik ilişkilerinin Güneydoğu Asya, Avrupa Birliği ve farklı ara merkezler üzerinden yeniden kurulduğunu dile getirdi. “Ticaret ve tedarik zincirleri yön değiştiriyor, yeni rotalara yöneliyor. Mallar aynı yere gitse bile başka ülkeler üzerinden, yeni lojistik yollarla ve farklı kurallarla taşınıyor” diyen Ardıç, süreci şu ifadelerle özetledi: “Mal aynı limana gidiyor ama pasaportu, aktarması ve kontrol noktaları değişiyor. Kısacası ticaret artık ‘kargo’ değil, bir çeşit ‘kimlik kontrolü’ meselesi.”

AB İLE 232 MİLYAR DOLARI AŞAN TİCARET HACMİ VE GÜMRÜK BİRLİĞİ VURGUSU

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ticaret hacminin 232 milyar doları aştığını hatırlatan Ardıç, Gümrük Birliği kaynaklı asimetrik etkilere dikkat çekti. Ardıç, üçüncü ülkelerle yapılan anlaşmaların Türkiye’ye etkilerini dengeleyecek mekanizmaların hızla devreye alınması gerektiğini vurguladı. Küresel anlaşmaların ticaret akışını yeniden şekillendirdiğini belirten Ardıç, Türkiye’nin AB pazarındaki konumunu koruması için kuralların güncellendiği yeni döneme uyumun kritik olduğunu dile getirdi.

FİNANSMAN MALİYETİ VE BELİRSİZLİK: “FİRMALAR NAKİT DENGESİNİ KORUYOR”

Ekonomik koşullara ilişkin değerlendirmesinde Ardıç, yüksek finansman maliyetleri ve belirsizlik ortamının firmaları yatırımdan uzaklaştırdığını söyledi. Şirketlerin önceliğinin nakit dengelerini korumaya kaydığını ifade eden Ardıç, sanayinin “bilanço resesyonu” riskiyle karşı karşıya kaldığını kaydetti. Ardıç, üretim ve ihracat zayıfladığında enflasyonda arz yönlü yeni bir şok riskinin büyüyebileceğine dikkat çekti; sanayi ve tarımda üretimi baskılayan koşulların riskleri artırdığını dile getirdi.

PMI 22 AYDIR 50’NİN ALTINDA: SANAYİ ÜRETİMİ VE FAALİYET KOŞULLARI

Ardıç, 2025 başından bu yana sanayi üretiminin yataya yakın seyrettiğini, yıllık ortalama artışın yüzde 2,2’de kaldığını belirtti. Aralık ayında 49,1 olan PMI’ın ocakta 48’e gerilediğini söyleyen Ardıç, endeksin 22 aydır eşik değer olan 50’nin altında kaldığını vurguladı. Ardıç, faaliyet koşullarındaki bozulmanın son 3 ayın en belirgin seviyesinde olduğunu ifade etti. Bu görünümün, sipariş akışı, kapasite kullanımı, stok yönetimi ve yatırım iştahı üzerinde baskı yarattığını dile getirdi.

TÜİK VERİLERİ: SANAYİ İSTİHDAMI 282 BİN KİŞİ AZALDI

Ardıç, TÜİK’in 2025 yılı 4’üncü çeyrek verilerine göre sanayide istihdamın son 1 yılda 282 bin kişi azalarak 6 milyon 531 bine gerilediğini söyledi. İstihdam dağılımına da değinen Ardıç, istihdamın yüzde 59,3’ünün hizmetlerde, yüzde 20’sinin sanayide, yüzde 13,8’inin tarımda olduğunu belirtti. Bu tablonun istihdamın hizmetlerde yoğunlaştığını gösterdiğini dile getiren Ardıç, “Sürdürülebilir kalıcı istihdam ancak sanayi gibi üretime dayalı sektörlerde oluşur” dedi. Ardıç, istihdam politikasının yalnızca toplam sayı üzerinden değil, niteliği ve sektör kompozisyonu üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

DIŞ TİCARET VERİLERİ: İHRACAT DÜŞTÜ, İTHALAT YÜKSELDİ

Ardıç, dış ticaret verilerinin üretimdeki zorlukları yansıttığını söyleyerek, “Ocak 2026’da geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 3,9 azaldı, ithalat ise yüzde 0,03 arttı” dedi. İhracat birim değer endeksinin eylülden bu yana yükseldiğini, aralık ayında artışın yüzde 13’e çıktığını belirten Ardıç, bu artışın rekabet gücünden çok euro/dolar paritesindeki yükselişle ilişkili olduğunu ifade etti. Ardıç, 2025’te ihracatın 273,4 milyar dolara ulaşmasında parite etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydetti.

“DAHA PAHALIYA DAHA FAZLA ALIYORUZ” UYARISI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

İthalat tarafında aralık ayında birim değer endeksinin yüzde 4,2, miktar endeksinin yüzde 6,3 arttığını belirten Ardıç, “Yani daha pahalıya daha fazla alıyoruz” dedi. Özellikle tüketim malları ithalatındaki artışın cari dengeyi ve enflasyonla mücadeleyi zorlaştırdığını vurgulayan Ardıç, çözümün rekabet gücünü artırmak, verimliliği yükseltmek ve yüksek katma değerli üretimle sürdürülebilir ihracat artışı yakalamak olduğunu dile getirdi. Ardıç, sanayide teknoloji düzeyi, enerji verimliliği ve ölçek ekonomisi alanlarında eş zamanlı adım atılması gerektiğini kaydetti.

YEŞİL DÖNÜŞÜM NEDEN ANA GÜNDEM? “İHRACATIN %42’Sİ AB’YE”

Yeşil dönüşüm başlığında net ihracat oranlarını paylaşan Ardıç, “İhracatın yüzde 42’si AB’ye, yüzde 57’si Avrupa kıtasına yapılıyor” dedi. Bu tablonun yeşil dönüşümün neden ana gündemleri olduğunu tek başına anlattığını vurguladı. Ardıç, Avrupa pazarında rekabetin artık yalnızca fiyat ve kaliteyle sınırlı kalmadığını, karbon ayak izi ve emisyon performansının belirleyici hale geldiğini söyledi. Sanayicinin, tedarik zinciri boyunca raporlama, doğrulama ve izlenebilirlik beklentilerini karşılaması gerektiğini ifade etti.

SKDM 1 OCAK 2026’DA BAŞLADI: “KARBON ARTIK MALİYET KALEMİ”

Ardıç, “Karbon artık bir çevre kavramı değil, doğrudan bir maliyet kalemi” dedi. Avrupa Birliği’nde karbon fiyatlamasında ton başına 80 avro seviyelerinin referans alındığını belirten Ardıç, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) yükümlülük döneminin 1 Ocak 2026’da başladığını kaydetti. Çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik sektörlerinde AB pazarına girişte yeni bir gerçekliğin oluştuğunu dile getiren Ardıç, “Rekabet, yalnızca maliyet ve kaliteyle değil, emisyon performansıyla da ölçülüyor” ifadelerini kullandı.

MEZUN-İSTİHDAM UYUŞMAZLIĞI: “TEMEL SORUN YAPISAL”

İşgücü piyasasına ilişkin değerlendirmesinde Ardıç, TÜİK verilerine göre 2025’te lisans mezunlarının kayıtlı istihdam oranının yüzde 69,4 olduğunu, kendi alanında çalışma oranının ise yüzde 56,1’de kaldığını söyledi. Ardıç, her iki mezundan birinin okuduğu alanda çalışmadığını belirtti. Eurostat verilerine göre Türkiye’nin üniversite mezunu işsizliğinde yüzde 10,3 ile en yüksek ülkeler arasında yer aldığını, OECD ortalamasının ise yüzde 4,9 olduğunu ifade etti. Ardıç, temel sorunun “yapısal beceri-talep uyuşmazlığı” olduğunu vurguladı.

YÖK’ÜN KONTENJAN MESAJI VE MÜFREDAT ÇAĞRISI

Ardıç, YÖK Başkanı Erol Özvar’ın kontenjanların azaltılacağı yönündeki açıklamalarını olumlu bulduklarını söyledi. Bu sürecin yalnızca sayısal düzenlemeyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Ardıç, müfredat reformlarının da devreye girmesi gerektiğini kaydetti. Sanayinin ihtiyaç duyduğu becerilerle eğitim çıktıları arasındaki fark kapanmadıkça verimlilik artışının sınırlı kalacağını dile getirdi; mesleki ve teknik eğitim ile üniversite-sanayi iş birliğinin güçlenmesi gerektiğinin altını çizdi.


Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa