Hakiki ankara simidi nasıl anlaşılır? Sokak simidiyle pastane simidi arasında ne fark var?

Ankara’da yediğiniz simit gerçekten “Ankara Simidi” mi, yoksa sadece susamlı bir hamur mu? Mevzuata göre hakiki Ankara simidi nasıl ayırt edilir?

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Hakiki ankara simidi nasıl anlaşılır? Sokak simidiyle pastane simidi arasında ne fark var?
EP
Esra Polat Editör

Ankara’da sabahın ilk ışıklarında yükselen yanık pekmez kokusu, kentin en köklü lezzet ritüeli olan Ankara simidini işaret ediyor. Ancak uzmanlara ve mevzuata göre her susamlı halka, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescilli gerçek Ankara simidi sayılmıyor; kullanılan unda, pekmezleme tekniğinde ve fırın tipinde ciddi şartlar bulunuyor.

ANKARA SİMİDİ KİMLİĞİNİ RENKTEN VE KOKUDAN GÖSTERİYOR

Ankara simidini elinize aldığınız anda, hem dokusuyla hem kokusuyla kendini belli ettiği belirtiliyor. Başkentteki geleneksel fırıncılar, “Esmer güzeli” diye tarif edilen bu simidin en belirgin özelliğinin rengi olduğunu vurguluyor.

Gerçek Ankara simidi, İstanbul ve diğer şehir simitlerine göre belirgin biçimde daha esmer, kızıl-kahverengi bir görünüme sahip oluyor. Bu koyu ton, yanık hamurdan değil, soğuk pekmezleme denilen özel uygulamadan kaynaklanıyor. Hamur, halka haline getirildikten sonra soğuk pekmez şerbetine batırılıyor, ardından bol susama bulanıp taş fırına gidiyor. Pişerken pekmez yüzeyde karamelize oluyor, o meşhur rengi ve kokuyu oluşturuyor. Rengi soluk sarı, açık kahve veya altın tonlarında olan ürünler, uzmanlara göre çoğu zaman klasik veya pastane simidi kategorisinde kalıyor.

İNCE, FİT VE ÇITIR YAPI ANKARA’YA İŞARET EDİYOR

Ankara simidinin gövde yapısı da önemli bir ayırt edici unsur olarak öne çıkıyor. Ankara usulü simit, İstanbul’daki daha tombul ve etli simitlere kıyasla daha ince, fit ve sıkı bir forma sahip bulunuyor. Hamur fazla kabartılmıyor, mayalanma kontrollü tutuluyor. Böylece iç kısmı süngerimsi değil, daha dolgun ve tok; dışı ise belirgin şekilde çıtır oluyor.

Fırından yeni çıkan hakiki Ankara simidi elde tutulduğunda kolay bükülmüyor, ısırıldığında ise net bir “kıtır” sesi geliyor. Uzmanlar, ısırdığınızda dişinize yapışan, ekmek veya poğaça gibi yumuşak, hamurumsu ürünlerin pastane simidi sınıfına girdiğini, bunların Ankara simidi tescil kriterlerini karşılamadığını belirtiyor.

SUSAM, PEKMEZE SIKI SIKIYA TUTUNUYOR

Geleneksel Ankara simidinin bir diğer güçlü imzası, susam yoğunluğu ve bu susamın yüzeye tutunma biçimi olarak gösteriliyor. Hakiki üründe simidin dış yüzeyi neredeyse boşluk bırakmayacak şekilde susamla kaplanıyor. Soğuk pekmezleme sayesinde susam taneleri hamurun üzerine adeta yapışıyor; elde çevrildiğinde susamların kolayca dökülmemesi bekleniyor.

Lezzet profili açısından da baskın tadı pekmez ve kavrulmuş susam oluşturuyor. Ağızda önce hafif yanık pekmez kokusu, ardından kavruk susam aroması hissediliyor. Şekerli, sütlü veya belirgin yağlı bir tat öne çıkarsa, bu ürün daha çok pastane tarzı, yumuşak simit kategorisine giriyor.

TESCİLLİ ANKARA SİMİDİNDE MEVZUAT SINIRLARI LEZZETİ KORUYOR

Ankara simidi, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle korunuyor. Bu tescil, simidin sadece ismini değil, üretim yöntemini de mevzuat güvencesi altına alıyor.

Buna göre Ankara simidinin üretiminde belirli un, pekmez ve pişirme koşulları aranıyor. Kullanılan unun sert buğday unu olması gerekiyor. Bu sert yapı, simidin iç kısmında hamurlaşmayı önlüyor, çiğnenirken tok bir his veriyor. Hamur formülasyonundaki yağ oranı ise oldukça düşük tutuluyor; genellikle sadece hamuru toparlayacak, elastikiyeti sağlayacak kadar yağ kullanılıyor.

En kritik kurallardan biri de pişirme tekniğinde yer alıyor. Coğrafi işaret şartnamesine göre hakiki Ankara simidi, odun ateşiyle çalışan taş fırınlarda pişiriliyor. Elektrikli veya gazlı konveksiyonel fırınlar, tescilli tarifte esas alınmıyor. Taş fırında odun ateşiyle pişen simit, hem daha homojen kızarıyor hem de o hafif isli, derin aromayı kazanıyor. Bu fark, özellikle Ankara sokaklarındaki simitçilerin ürünlerinde kendini gösteriyor.

SOKAK SİMİDİ, PASTANE SİMİDİNDEN NET BİÇİMDE AYRILIYOR

Vatandaşların günlük hayatta en çok karıştırdığı başlık, sokak simidi ile vitrinlerde satılan pastane simidi arasındaki farklar olarak öne çıkıyor. Ankara usulü sokak simidi, yapısı ve içeriğiyle bir nevi “kıtır ekmek” gibi davranıyor. Pastane versiyonu ise poğaçaya yaklaşan daha yumuşak bir ürün olarak tanımlanıyor.

Sokak tezgahlarında ve taş fırınlı mahalle fırınlarında satılan hakiki Ankara simidinde doku sert, gevrek ve çıtır oluyor. Isırdığınızda kolay dağılmayan, ancak ağızda parçalanan ve kırıntı bırakan bir yapı bekleniyor. Pastane simidinde ise yumuşak, puf puf, süngerimsi bir iç doku görülüyor; elinizle bastırdığınızda ekmek gibi eziliyor, bıraktığınızda tekrar kabarıyor.

Tat profilinde de net bir ayrım bulunuyor. Gerçek Ankara simidinde ön planda pekmez ve kavrulmuş susam tadı yer alıyor; şeker, süt veya yoğun yağ aroması hissedilmiyor. Pastane simidinde ise çoğunlukla hafif tatlımsı, sütlü, yağlı ve yer yer mahlepli bir karakter öne çıkıyor. Bu ürünlerde margarin veya tereyağı kullanımı daha yüksek olduğu için ağızda daha kremamsı bir his bırakıyor.

Pişirme yöntemi farkı da tüketiciye doğrudan yansıyor. Ankara usulü sokak simidi odun ateşli taş fırında pişirilirken, pastane simitleri çoğunlukla elektrikli veya gazlı konveksiyonel fırınlarda çıkıyor. Bu da renk ve kabuk dokusunu değiştiriyor; pastane ürünü genellikle altın sarısı veya açık kahverengi tonda kalıyor. Ankara simidi ise kızıl-kahve, pekmez karamelizasyonunun verdiği koyu bir renge bürünüyor.

Dayanıklılık açısından bakıldığında, hakiki Ankara simidi taze tüketildiğinde zirve lezzetini sunuyor; bekledikçe sertleşiyor ve kuruyarak galetamsı bir yapıya geçiyor. Pastane simidi, içindeki yağ ve süt sayesinde daha uzun süre yumuşak kalabiliyor. Uzmanlar, gerçek Ankara simidinin “bayatlayınca lastik gibi uzamaması, bunun yerine kuruyup kıtırlaşması” gerektiğini vurguluyor.

ANKARA’DA TÜKETİCİLER LEZZETE GÖRE TERCİH YAPIYOR

Başkentte simit tercihi, mahallenin fırınına, sokak tezgahına ve tüketicinin damak zevkine göre değişiyor. Çayın yanında peynir ve zeytinle birlikte, geleneksel bir Ankara kahvaltısı arayanların taş fırınlı simit fırınlarını ve sokak simitçilerini tercih ettiği ifade ediliyor.

Uzmanlar, simit alırken hem tescil şartnamesine uygunluğa hem de pratikteki küçük ipuçlarına dikkat edilmesini öneriyor. Simidi elinize aldığınızda hafif sıcak olması avantaj olarak görülse de, asıl kriterin soğuduğunda da lezzetini koruması olduğu belirtiliyor. 

Gerçek Ankara simidi soğuduğunda uzamıyor, sakızlanmıyor; sertleşip galetaya yakın bir dokuya dönüyor. Bu ürünler, ertesi gün çorbaya doğranarak veya fırında hafifçe ısıtılarak yeniden değerlendirilebiliyor.

Türkiye genelinde “her susamlı halka simit midir, her simit Ankara simidi midir” tartışması sürerken, Ankara’da hem mevzuat hem de sokak pratiği, kentin simidini diğerlerinden ayırmaya devam ediyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa