Ankara Keçiören'deki Hakan Çakır cinayetinde yeni gelişme
Keçiören’de Hakan Çakır’ın öldürüldüğü davada gerekçeli karar açıklandı; sanıkların birlikte ve öldürme kastıyla hareket ettiği vurgulandı.
Ankara’nın Keçiören ilçesinde geçtiğimiz yıl yaşanan olayda, 23 yaşındaki Hakan Çakır hayatını kaybetmişti. Aile bireyleri arasında çıkan tartışmanın kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüşmesi sonucu meydana gelen olayda, tarafların yakınlarının da dahil olmasıyla şiddetin boyutu artmıştı. Hakan Çakır, aldığı bıçak darbeleri sonucu yaşamını yitirirken, olay yargıya taşınmıştı.

MAHKEME KARARI VE VERİLEN CEZALAR
Dava, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü ve 8 Nisan’daki duruşmada sanıklar hakkında karar verilmişti. Mahkeme heyeti, sanıklardan Cemal Zeynal’a müebbet hapis ve ek cezalar, Ahmet Emir Zeynal’a müebbet ve 29 yılı aşan hapis cezası verdi. Suça sürüklenen çocuklar B.S.Z. ve T.Y.Z. hakkında da uzun süreli hapis cezaları hükmedildi. Tutuksuz yargılanan Umut Kılınç’a ise 6 ay hapis cezası verilirken, bazı sanıklar hakkında beraat ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları alındı.
“MÜŞTEREK FAİLLİK” VURGUSU
Mahkemenin açıkladığı gerekçeli kararda, sanıkların olayın ikinci aşamasında organize şekilde hareket ettikleri ifade edildi. Ahmet Emir Zeynal’ın olay yerinden ayrıldıktan sonra diğer sanıkları çağırdığı, ardından pala, bıçak ve çivili sopalarla geri dönülerek birlikte saldırı gerçekleştirildiği belirtildi. Bu kapsamda sanıkların eylem üzerinde ortak hakimiyet kurduğu ve “müşterek fail” olarak hareket ettikleri kabul edildi.
ÖLDÜRME KASTI VE ADLİ TESPİTLER
Kararda, Hakan Çakır’ın vücudunda bulunan kesici ve delici alet yaralarının her birinin tek başına öldürücü nitelikte olduğu vurgulandı. Ölümün, büyük damar yaralanmasına bağlı iç ve dış kanama sonucu gerçekleştiği kaydedilirken, kullanılan aletlerin niteliği, darbe sayısı ve hedef alınan bölgeler dikkate alındığında sanıkların açık şekilde öldürme kastıyla hareket ettiklerinin anlaşıldığı ifade edildi.
EYLEMİN YARIDA KALMASI VE DİĞER SUÇLAMALAR
Gerekçede ayrıca, diğer mağdurlara yönelik saldırıların da hayati tehlike oluşturacak nitelikte olduğu, ancak çevrede bulunan kişilerin tepkileri üzerine sanıkların olay yerinden uzaklaştıkları ve eylemlerini sürdüremedikleri belirtildi. Bazı mağdurların yaralanmalarının ise basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek düzeyde olduğu, buna rağmen kullanılan aletlerin niteliği nedeniyle “kasten yaralama” suçunun oluştuğu değerlendirildi.
DELİL YETERSİZLİĞİ VE MEŞRU SAVUNMA DEĞERLENDİRMESİ
Mahkeme, Umut Kılınç’ın öldürme eylemine doğrudan katıldığına dair kesin delil bulunmadığını, yalnızca ilk aşamadaki darp olayına iştirak ettiğinin sabit olduğunu belirtti. Öte yandan bazı sanıkların eylemlerinin, kendilerine ve yakınlarına yönelen saldırıyı bertaraf etmeye yönelik olduğu ve bu nedenle meşru savunma kapsamında değerlendirildiği ifade edildi.