Psikologlar uyarıyor: Bu 4 cümle nankörlere ait
Uzmanlar, günlük iletişimde sıkça duyduğumuz bazı ifadelerin aslında gizli bir manipülasyon aracı olduğunu belirtiyor. Peki bu kelimeler hangileri?
İnsan psikolojisi üzerine yapılan son araştırmalar, ikili ilişkilerde farkında olmadan kullanılan bazı kalıpların derin hasarlar bıraktığını gösteriyor. Uzman psikologlar, günlük hayatta sıradan gibi görünen ancak aslında karşı tarafta yoğun bir suçluluk ve baskı hissi uyandıran belirli söz öbeklerini detaylıca inceleyerek iletişimdeki gizli tehlikeleri gün yüzüne çıkarıyor.
İLİŞKİLERDE GEÇMİŞ FEDAKARLIKLARIN SİLAH OLARAK KULLANILMASI
Ruh sağlığı uzmanları, iletişim becerileri zayıf olan bireylerin sıklıkla başvurduğu yöntemleri analiz ediyor. Bu bağlamda, geçmişte yapılan yardımların sürekli olarak gündeme getirilmesi, sağlıklı bir bağı zedeleyen en temel unsurlar arasında yer alıyor.
- Kişi, önceden sunduğu desteği sürekli hatırlatarak karşısındakine ağır bir sorumluluk yüklüyor.
- Zamanla bu tutum, yardımlaşma ruhunu yok ederek durumu adeta bir alacak verecek meselesine dönüştürüyor.
- Karşı taraf, kendini sürekli bir minnet borcu altında hissederek duygusal bir yorgunluk yaşıyor.
SÜREKLİ EKSİKLERE ODAKLANAN TOKSİK İLETİŞİM TARZI
Sağlıklı bir bağ kurmanın önündeki bir diğer büyük engel ise sürekli olarak bardağın boş tarafını görme eğilimi oluyor. Empati eksikliği yaşayan kişiler, elde edilen başarıları veya olumlu gelişmeleri takdir etmek yerine, daima eksik kalan detayları bulup çıkarıyor. Bu durum, taraflar arasındaki tatmin duygusunu tamamen ortadan kaldırıyor. Sürekli eleştiri yağmuruna tutulan bireyler, zamanla özgüven kaybı yaşarken, aradaki iletişim köprüleri de yavaş yavaş yıkılıyor.
İYİLİKLERİN BİRER BORÇ GİBİ SUNULDUĞU DUYGUSAL BASKILAR
Psikolojik baskı kurmanın bir başka yolu da, yapılan en ufak bir iyiliğin bile karşı tarafa büyük bir borçmuş gibi yansıtılması oluyor. Doğal bir dayanışma hissi barındırması gereken insan ilişkileri, bu tür söylemler yüzünden karşılıklı bir hesaplaşma alanına dönüşüyor.
- Yardımlaşma duygusu yerini mecburi bir karşılık verme zorunluluğuna bırakıyor.
- Güven duygusu derinden sarsılıyor ve samimiyet ortadan kalkıyor.
- Yeterince takdir edilmediğini iddia eden taraf, sürekli bir onay bekleme haliyle karşısındakini psikolojik olarak köşeye sıkıştırıyor.