Okullarda şiddet alarmı: Çocuklar neden şiddete yöneliyor?
Okullarda artan şiddeti Ankara Masası’na değerlendiren Uzman Psikolog Serra Kamış Ünal, çocukları şiddete iten nedenleri ve çözüm yollarını anlattı.
Okunma Süresi: 3 dakika 57 saniye
Okullar, çocukların eğitim aldığı ve kendilerini güvende hissetmesi gereken yerler. Ancak son dönemde Türkiye'nin farklı kentlerinden gelen şiddet haberleri, okul güvenliği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
İstanbul Çekmeköy'de bir lise öğrencisinin bıçaklı saldırısında öğretmen Fatma Nur Çelik hayatını kaybetti. Ardından farklı kentlerde okullar ve öğrencilerin çevresinde yaşanan şiddet olayları kamuoyunun gündemine geldi.
Son olarak bugün İstanbul Başakşehir'de bir ortaokulda öğrenciler arasında çıkan kavgada 8 öğrenci yaralandı. Olayın ardından soruşturma başlatılırken, okul çevresindeki güvenlik ve çocuklar arasındaki şiddetin nedenleri bir kez daha tartışılmaya başlandı.
Peki çocukları şiddete yönelten temel nedenler neler? Aile içindeki iletişim, akran zorbalığı, dışlanma, sosyal medya ve ergenlik döneminin getirdiği duygusal değişimler çocukların davranışlarını nasıl etkiliyor? Daha da önemlisi, aileler ve okullar şiddet ortaya çıkmadan önce hangi işaretleri fark edebilir?
Ankara Masası olarak Uzman Psikolog Serra Kamış Ünal'a sorduk.
“Okul şiddetini tek bir nedene bağlamak doğru değil”
Okullarda yaşanan şiddeti yalnızca çocuğun davranışı üzerinden değerlendirmek yeterli değil diyen Psikolog Serra Kamış Ünal, "Okullarda yaşanan şiddeti tek bir nedene bağlamak çok doğru olmaz. Aslında çocuğun içinde bulunduğu aile ortamı, arkadaş ilişkileri, okul ortamı ve toplumdaki şiddete bakış birbiriyle bağlantılı. Bunların hepsi çocuğun davranışlarını etkileyebiliyor. Özellikle sorunların konuşarak çözülmesi yerine, zaman zaman güç kullanmanın normal karşılandığı bir ortamda büyümek önemli bir risk faktörü." ifadelerini kullandı.

Çocuğun yetiştirilme şekline vurgu yapan Serra Kamış Ünal "Aile içindeki yoğun çatışmalar, sınırların çok katı ya da belirsiz olması ve çocuğun duygularının yeterince fark edilmemesi de davranış sorunlarına yansıyabiliyor. Bunun yanında akran zorbalığı, dışlanma, kabul edilme isteği ve sosyal medya üzerinden başlayan tartışmalar da çocukların yaşadığı çatışmaların büyümesinde etkili olabiliyor." dedi.
Ünal, çözümün yalnızca kavga eden çocuğa müdahale etmekten geçmediğini vurguladı.
“Çocuğu o noktaya getiren sürece de bakmak gerekiyor”
Şiddet yanlısı bir çocuğun geçmişinde yaşadığı psikolojik durumlara bakılması gerektiğini belirten Ünal, "Çocuğu o noktaya getiren sürece de bakmak gerekiyor. Okullarda rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, öğretmenlerin riskli davranışları daha erken fark edebilmesi ve ailelerin sürece dahil edilmesi önemli. Çocuklara sadece öfkelerini bastırmayı değil, öfkelendiklerinde ne yapabileceklerini öğretmeliyiz" şeklinde cümlelerine devam etti.
“Küçük bir tartışma kısa sürede büyüyebiliyor”
Ergenlik döneminde çocukların hem kimliklerini oluşturmaya hem de arkadaş grubu içerisinde kendilerine yer edinmeye çalıştığını belirten Ünal, akranların düşüncelerinin bu dönemde çok daha önemli hale gelebildiğini söyledi.

Bir öğrencinin arkadaşlarının yanında zayıf görünmemek veya saygınlığını kaybetmemek için normalde vermeyeceği kadar sert bir tepki gösterebileceğini ifade eden Ünal, şöyle konuştu:
"Çocuk o an sadece yaşadığı öfkeye odaklanıyor ve birkaç dakika sonra neler olabileceğini düşünemeyebiliyor. Ama burada önemli bir nokta daha var. Kavgaya karışan çocuğu hemen “saldırgan” olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bazen kavganın arkasında uzun süredir devam eden bir zorbalık, dışlanma, alay edilme veya tehdit olabilir. Sosyal medyada başlayan bir tartışmanın daha sonra okul ortamına taşınması da artık oldukça sık gördüğümüz bir durum. Bu nedenle bir olay olduğunda sadece “Ne oldu?” diye sormak yerine, “Bundan önce neler yaşandı?” sorusunu da sormak gerekiyor."
“Sadece ceza vermek sorunu çözmez”
Peki okulda bir şiddet olayı yaşandığında okul yönetimi, öğretmenler ve aileler nasıl hareket etmeli?
İlk adım öğrencilerin güvenliği olmalı diyen Ünal, "Eğer yaralanan bir öğrenci varsa gerekli sağlık müdahalesi yapılmalı. Daha sonra olayın nasıl gerçekleştiği sakin bir şekilde araştırılmalı. Yaralanma varsa gerekli sağlık müdahalesinin yapılmasının ardından olayın nasıl gerçekleştiğinin sakin biçimde araştırılması gerekiyor. Öğrenciler mümkün olduğunca ayrı ayrı dinlenmeli ve kavganın nasıl başladığı, daha öncesinde taraflar arasında bir sorun olup olmadığı anlaşılmaya çalışılmalı. Okulun kuralları doğrultusunda disiplin süreci elbette uygulanabilir. Ancak sadece ceza vermenin sorunu çözeceğini düşünmemek gerekiyor. Çünkü çocuğun neden böyle bir tepki verdiğini anlamazsak benzer bir olayın tekrar yaşanma ihtimali devam edebilir." diye konuştu.

“Çocuğa ‘Sana vurana sen de vur’ demeyin”
Aile konusuna da özellikle dikkat çeken Ünal, "Ailelerin yaklaşımı da çok önemli. Çocuğu her koşulda savunmak veya karşı tarafı suçlamak yerine okul ile iş birliği yapmak daha sağlıklı. Çocuğa “Sana vurana sen de vur” demek yerine, kendisini nasıl koruyabileceğini öğretmek gerekiyor. Örneğin çocuk tehdit edildiğinde ortamdan uzaklaşabileceğini, güvendiği bir öğretmenden veya başka bir yetişkinden yardım isteyebileceğini bilmeli. Kendini korumak ile şiddete şiddetle karşılık vermek aynı şey değil." diye kaydetti.

Aileler hangi değişikliklere dikkat etmeli?
Çocuklarla açık ve güvene dayalı iletişimin önemini vurgulayan Ünal, "Çocuk bir problem yaşadığında bunu ailesine anlatabileceğini bilmeli. Bunun için de anne babaların sadece dersleri ve notlarıyla değil, arkadaşlarıyla ilişkileriyle ve okulda kendisini nasıl hissettiğiyle de ilgilenmesi gerekiyor. Örneğin çocuk birdenbire okula gitmek istemiyorsa, arkadaşlarından uzaklaşıyorsa, içine kapanmışsa veya normalden daha öfkeli ve kaygılı davranıyorsa bunlara dikkat etmek gerekiyor." dedi.
Çocukların uyku ve iştah düzenindeki değişiklikler, açıklanamayan fiziksel yaralanmalar ya da telefonunu kullanırken aşırı kaygılı davranması gibi belirtilerin önem arz ettiğine dikkat çeken Ünal, "Ders başarısında belirgin bir düşüş olması da önemli bir işaret olabilir. Tabii ki bu belirtilerin tek başına şiddet veya zorbalık yaşandığını gösterdiğini söyleyemeyiz. Önemli olan çocuğun genel davranışında belirgin ve devam eden bir değişiklik olup olmadığı. Çocuk okulda yaşadığı bir problemi ailesine anlattığında ebeveynin ilk tepkisi de çok önemli." ifadelerini kullandı.