Abdullah Gül’den İran mesajı: Fırsat penceresi kapanıyor
11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İran’a ilişkin yazısında savaşın bölgesel etkilerini değerlendirdi. Gül, Tahran’a kısa vadeli kazanımlara odaklanmama çağrısı yaptı.
Okunma Süresi: 3 dakika 57 saniye
11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün İran’daki gelişmeleri değerlendirdiği yazısı Project Syndicate’ta yayımlandı. “İran’ın Fırsat Anı” başlıklı yazısında Gül, ABD ve İsrail’in saldırılarının bölgeyi istikrarsızlaştırdığını belirterek İran yönetiminin mevcut gücünü kalıcı kazanımlara dönüştürmesi gerektiğini savundu.
ABD VE İSRAİL’İN SALDIRILARI BÖLGEYİ SARSTI
Gül, yazısında ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırıların uluslararası meşruiyetten yoksun olduğunu belirtti. Saldırıların ardından İran’ın İsrail ve bölgedeki ABD üslerine karşılık verdiğini, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin de büyük ölçüde kısıtlandığını aktardı.
Gül’e göre çatışmanın etkileri yalnızca İran ve İsrail sınırları içinde kalmadı. Amerikan üslerine ev sahipliği yapan Arap ülkeleri misilleme saldırılarından etkilenirken, enerji fiyatlarındaki yükseliş dünya ekonomisi üzerinde de ciddi baskı oluşturdu.
Körfez ülkelerinin güvenlik algısının da yaşananlardan zarar gördüğünü belirten Gül, bölgedeki mevcut güç dengelerinin yeniden değerlendirilmesi gereken bir noktaya geldiğini ifade etti.

TRUMP YÖNETİMİNİN İRAN HESABI SORGULANDI
Gül, 7 Nisan’da New York Times’ta yayımlanan ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD Başkanı Donald Trump’ı İran’a saldırmaya ikna etmesine ilişkin haberi de yazısının önemli başlıklarından biri olarak ele aldı.
Bu gelişmenin iki açıdan değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gül, ilk olarak ABD’nin savaş gibi kritik bir karara sürüklenebilmesini sorguladı. Gül, nükleer kapasiteye sahip bir süper gücün savaş ve barış gibi hayati konularda daha sağlam ve kapsamlı karar alma mekanizmalarına sahip olması gerektiğini savundu.
VENEZUELA SONRASI İRAN HESABI DEĞİŞTİ
Gül’ün ikinci değerlendirmesi ise Venezuela’da elde edilen Amerikan başarısının İran politikasına etkisi üzerine oldu.
Trump yönetiminin askeri güç kullanımı konusunda kendisini daha güçlü ve etkili gördüğü bir dönemde İran’a ilişkin hesabın da buna göre şekillendiğini belirten Gül, iki ülke arasındaki temel benzerliğin petrol rezervleriyle sınırlı olduğunu ifade etti.
İran’ın çok daha karmaşık bir siyasi, toplumsal ve jeopolitik yapıya sahip olduğunu belirten Gül, ABD’nin İran’la yaşanan çatışmanın içinde sıkışmış görüntüsünün Washington açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini savundu.
KÖRFEZ ÜLKELERİ ABD’YE OLAN GÜVENİNİ SORGULUYOR
Abdullah Gül, Körfez ülkelerinin ABD ile ilişkilerine de ayrı bir bölüm ayırdı. Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine 2019’da düzenlenen saldırıların ardından bölgedeki ülkelerin Amerikan güvenlik garantilerine ilişkin soru işaretleri yaşadığını hatırlattı.
Gül’e göre bugün Körfez ülkelerindeki Amerikan askeri varlığı, bazı ülkeler açısından güvenlik sağlayan bir unsur olmaktan çıkıp yeni riskler doğuran bir faktör olarak değerlendiriliyor.
Bu gelişmenin Körfez ülkelerini savunma alanının yanı sıra ticaret ve diğer stratejik ilişkilerde de ortaklıklarını çeşitlendirmeye yöneltebileceğini belirten Gül, bundan özellikle Çin’in yararlanabileceğini savundu.
İRAN GÜCÜNÜ GÖSTERDİ ANCAK UYARI GELDİ
Gül, İran’ın yaşadığı kayıplara rağmen ABD ve İsrail saldırılarına karşılık verebildiğini ve direnme kapasitesini gösterdiğini belirtti. Batı’da beklenen iç karışıklık ve rejim değişikliğinin gerçekleşmediğini, dış saldırıların İran toplumunda ülke etrafında bir bütünleşmeye yol açtığını ifade etti.
Ancak Gül, Tahran yönetiminin bu tabloyu değerlendirirken dikkatli olması gerektiğini vurguladı. İran’ın askeri ve siyasi açıdan elde ettiği kısa vadeli avantajları uzun vadeli başarılarla karıştırmaması gerektiğini belirten Gül, aşırı taleplerin mevcut kazanımların kaybedilmesine yol açabileceği uyarısında bulundu.
İRAN HALKININ REFAHI ÖNCELİK OLMALI
Gül, İran yönetiminin çatışmayı sürdürme kapasitesi bulunsa dahi savaşın ülkeye ekonomik ve toplumsal maliyetlerini dikkate alması gerektiğini yazdı.
Bir hükümetin temel görevinin halkının refahını korumak olduğunu belirten Gül, İran’ın öncelikleri arasında yaptırımların hafifletilmesi ve vatandaşların yaşam koşullarının iyileştirilmesinin bulunması gerektiğini ifade etti.
Hürmüz Boğazı’nın İran’a sağladığı stratejik avantajın da sonsuza kadar devam etmeyeceğini belirten Gül, alternatif enerji ve ulaşım güzergâhlarının geliştirilmesinin bu avantajı zaman içinde azaltabileceğine dikkat çekti.
İRAN-SUUDİ ARABİSTAN İLİŞKİLERİ NORMALLEŞMELİ
Abdullah Gül, bölgedeki yeni dengelerin kurulabilmesi için İran ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi gerektiğini savundu.
Körfez ülkelerinin ABD’ye olan bağımlılıklarını sorguladığı bir dönemde İran’ın bu ülkelere yönelik düşmanca politikaları sürdürmesinin kendi stratejik kazanımlarını tehlikeye atabileceğini belirten Gül, İran ile Suudi Arabistan arasında kalıcı bir normalleşmenin bölgede yeni bir denge oluşturabileceğini ifade etti.
Gül, iki ülkenin birbirini sürekli tehdit olarak görmekten vazgeçmesinin bölgesel istikrar açısından önemli bir gelişme olacağını değerlendirdi.
FİLİSTİN MESELESİ İÇİN DE YENİ BİR ZEMİN OLUŞABİLİR
Gül, Müslüman ülkeler arasındaki bölgesel normalleşmenin Filistin meselesinde de yeni fırsatlar ortaya çıkarabileceğini belirtti.
İran’ın geçmişte Filistin konusunda izlediği politikayı da sorgulayan Gül, Tahran’ın kullandığı söylemin İsrail tarafından kendi politikalarını gerekçelendirmek için kullanıldığını savundu.
Bu nedenle İran’ın yalnızca dış politika ve güvenlik yaklaşımını değil, bölgedeki diğer aktörlerle ilişkilerinde kullandığı yöntemi de yeniden değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.
“MAKSİMALİST TUTUMDAN KAÇINMALI”
Gül, İran’ın mevcut koşullarda maksimalist bir tutum benimsemekten kaçınması gerektiğini yazdı. Tahran’ın teslim olmadan yaptırımların hafifletilmesi, ablukanın sona ermesi ve uluslararası sisteme yeniden yaklaşma gibi hedeflere ulaşabileceğini belirtti.
Ancak bu fırsatın uzun süre açık kalmayabileceği uyarısında bulunan Gül, özellikle ABD’de kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından Washington yönetiminin İran’la anlaşmaya varmak konusunda daha az istekli olabileceğini ifade etti.
“ŞİMDİ HAREKETE GEÇME ZAMANI”
Yazısının son bölümünde İran’a hızlı hareket etme çağrısı yapan Gül, Tahran’ın müzakere pozisyonu daha fazla zayıflamadan adım atması gerektiğini belirtti.
Bununla birlikte Gül, diğer ülkelerin de İran’ın güvenlik endişelerini ve tehdit algılarını dikkate alması gerektiğini vurguladı. Ona göre onlarca yıllık düşmanlık, İran’ın yaklaşımını daha da sertleştirdi.
Gül, bölge ülkelerinin önündeki temel sorunun, İran yönetiminin güvenlik kaygılarıyla İran halkının barış, güvenlik ve refah içinde yaşama hakkı arasında yeni bir denge kurmak olduğunu ifade etti.