Çocuklar neden bu kadar öfkeli? Uzmanlar uyarıyor!
Akran şiddeti ve ergenlerde öfke kontrolsüzlüğü neden artıyor? Sosyal medya, aile, okul ve ruh sağlığı çocukların davranışlarını nasıl etkiliyor? İşte detaylar...
Okunma Süresi: 6 dakika 3 saniye
Çocuklar ve ergenler arasında yaşanan akran zorbalığı, fiziksel kavgalar, dışlama ve siber zorbalık son yıllarda ailelerin en fazla endişe ettiği konular arasında yer alıyor. Peki çocuklar neden daha öfkeli görünüyor ve şiddet davranışları neden ortaya çıkıyor?
AKRAN ŞİDDETİ NEDEN ARTIYOR?
Güncel veriler, tabloya yalnızca “çocuklar daha saldırgan oldu” şeklinde bakmanın doğru olmadığını gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün 44 ülke ve bölgeden yaklaşık 280 bin çocuğun verilerini değerlendirdiği araştırmada, okulda zorbalığa uğrama oranlarında genel olarak büyük bir değişim görülmezken siber zorbalığın arttığı belirlendi.
Araştırmaya göre 2018-2022 döneminde siber zorbalığa maruz kaldığını bildiren ergenlerin oranı erkeklerde yüzde 12’den 15’e, kızlarda ise yüzde 13’ten 16’ya yükseldi. Bu durum, şiddetin yalnızca okul koridorlarında değil, çocukların telefonları aracılığıyla evlerine kadar taşınabildiğini gösteriyor.
ÇOCUKLAR NEDEN ÖFKELERİNİ KONTROL EDEMİYOR?
Öfke tek başına sorunlu bir duygu değil. Özellikle ergenlik döneminde hızlı biyolojik, sosyal ve duygusal değişimler yaşanırken öfkenin yoğunlaşması mümkün. Asıl sorun, çocuğun bu duyguyu nasıl yönettiği ve öfke ortaya çıktığında hangi davranışı seçtiği oluyor.
Dünya Sağlık Örgütü, ergenlik döneminde duyguları yönetme, problem çözme, sağlıklı ilişkiler kurma ve stresle başa çıkma becerilerinin geliştirilmesinin ruh sağlığı açısından önemli olduğunu belirtiyor. Bu beceriler yeterince gelişmediğinde öfke, saldırgan davranışlarla dışa vurulabiliyor.

SOSYAL MEDYA ÇOCUKLARIN DAVRANIŞLARINI NASIL ETKİLİYOR?
Telefon ve sosyal medya, akran ilişkilerinin önemli bir bölümünü artık okul dışına taşıyor. Bir çocuğun gün içinde yaşadığı tartışma, alay edilme veya dışlanma, geçmişte okul çıkışında sona erebilirken bugün mesajlar, gruplar ve sosyal medya paylaşımları üzerinden devam edebiliyor.
WHO verilerine göre ergenlerde problemli sosyal medya kullanımı 2018'de yüzde 7 iken 2022'de yüzde 11'e yükseldi. Araştırmada problemli kullanımın daha düşük sosyal ve ruhsal iyilik haliyle, daha az uyku ve daha geç yatma düzeniyle ilişkili olduğu belirtildi.
Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Sosyal medyayı doğrudan “şiddetin nedeni” olarak göstermek bilimsel açıdan doğru değil. WHO, teknoloji kullanımı ile ruh sağlığı arasındaki ilişkinin çift yönlü olduğunu; zaten zorlanan çocukların da dijital dünyaya daha fazla yönelebileceğini vurguluyor.
SİBER ZORBALIK NEDEN DAHA TEHLİKELİ HALE GELDİ?
Siber zorbalığın en önemli farklarından biri, çocuğun kendisini güvende hissettiği ev ortamında bile devam edebilmesi. Bir paylaşımın, görüntünün veya mesajın kısa sürede çok sayıda kişiye ulaşabilmesi, yaşanan olayın etkisini büyütebiliyor.
WHO'nun araştırmasında ergenlerin yaklaşık yüzde 15'inin siber zorbalığa maruz kaldığını bildirmesi dikkat çekiyor. Aynı çalışmada yaklaşık yüzde 12'si başkalarına siber zorbalık yaptığını belirtti. Fiziksel kavgalara katılım ise ortalama olarak her 10 ergenden birinde görüldü.
AİLEDEKİ TUTUM ÇOCUĞUN ÖFKESİNİ NASIL ETKİLİYOR?
Çocukların öfkeyle baş etme biçimi yalnızca kişilik özellikleriyle açıklanamıyor. Evde gördükleri iletişim şekli, sınırların nasıl konulduğu, davranışlara verilen tepkiler ve ebeveyn-çocuk arasındaki bağ da önemli rol oynuyor.
WHO, çocuk ve gençlerde şiddet davranışıyla ilişkili risk faktörleri arasında yetersiz ebeveyn gözetimi, sert veya tutarsız disiplin yöntemleri, düşük ebeveyn katılımı ve aile içindeki şiddete maruz kalmayı sıralıyor. Bu nedenle çocuğa yalnızca “neden böyle davranıyorsun?” diye sormak yerine davranışın arkasındaki ortamı da değerlendirmek gerekiyor.
ÇOCUK ŞİDDETİ GÖREREK ŞİDDETİ ÖĞRENİR Mİ?
Çocuklar yalnızca kendilerine uygulanan şiddetten değil, çevrelerinde tanık oldukları şiddetten de etkilenebiliyor. Evde, okulda, sosyal çevrede veya dijital ortamda saldırganlığın sorun çözme yöntemi olarak sunulması, çocuğun davranış repertuvarını etkileyebiliyor.
WHO'ya göre çocukluk döneminde şiddete maruz kalmak, ruh sağlığının yanı sıra bilişsel gelişim ve eğitim hayatı üzerinde de uzun vadeli sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle şiddetin önlenmesi yalnızca mağdur çocuğun korunması değil, şiddeti uygulayan çocuğun davranışının da erken dönemde ele alınmasını gerektiriyor.

ERGENLİKTE RUH SAĞLIĞI NEDEN ÖNEMLİ?
Ergenlik, çocuğun bağımsızlaşmaya çalıştığı ancak duygusal ve sosyal becerilerinin hâlâ gelişmekte olduğu kritik bir dönem. WHO'nun güncel verilerine göre dünya genelinde 10-19 yaş grubundaki her yedi gençten yaklaşık biri bir ruhsal bozukluk yaşıyor.
Kaygı, depresyon, davranış sorunları, akran baskısı, şiddet, zorbalık ve aile içindeki sorunlar ergenin ruhsal yükünü artırabiliyor. Dolayısıyla ani öfke patlamaları, sürekli kavga etme, içine kapanma veya belirgin davranış değişiklikleri yalnızca “ergenlik işte” diyerek geçiştirilmemeli.
ÇOCUKLAR NEDEN BİRBİRLERİNE TAHAMMÜL EDEMİYOR?
Akran ilişkileri çocukların sosyal gelişiminde önemli bir yere sahip. Ancak kabul görme isteği, arkadaş grubundan dışlanma korkusu ve statü kazanma çabası bazı çocuklarda saldırgan davranışları tetikleyebiliyor. Özellikle ergenlik döneminde arkadaş grubunun onayı, aile uyarılarından daha güçlü bir motivasyon haline gelebiliyor.
Zorbalık da yalnızca zorbalığı yapan ve maruz kalan iki çocuk arasında yaşanan bir sorun değil. İzleyen arkadaşlar, okul kültürü, öğretmenlerin yaklaşımı ve ailelerin tepkileri olayın devam edip etmemesinde etkili olabiliyor. UNICEF, akran zorbalığının niyet, tekrar ve güç dengesizliği unsurlarıyla değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
TÜRKİYE'DE AKRAN ZORBALIĞI İÇİN HANGİ RİSKLER ÖNE ÇIKIYOR?
Türkiye'de de akran zorbalığı son yıllarda daha fazla gündeme gelen çocuk güvenliği ve eğitim sorunlarından biri. UNICEF Türkiye, 2024 yılında okullardaki akran zorbalığıyla mücadeleye yönelik temel güçlükleri ve çözüm önerilerini ele alan özel bir savunuculuk notu yayımladı.
2026 yılında UNICEF Türkiye'de farklı illerdeki ergenlerin akran zorbalığı algılarını inceleyen yeni bir karşılaştırmalı çalışma da yayımlandı. Bu çalışmalar, konunun yalnızca bireysel davranışlar üzerinden değil; okul ortamı, sosyal ilişkiler, dışlanma, dijital alan ve çocukların destek mekanizmaları birlikte değerlendirilerek ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.
ÇOCUKLARA NE OLDU?
Burada kuşaklar arasında kesin bir karşılaştırma yapmak yanıltıcı olabilir. Günümüzde çocukların davranışları çok daha görünür durumda. Okulda yaşanan bir tartışma saniyeler içinde videoya dönüşebiliyor, sosyal medyada paylaşılabiliyor ve çok daha geniş bir çevre tarafından görülebiliyor.
Öte yandan dijitalleşme gerçekten yeni bir risk alanı oluşturuyor. Siber zorbalığın 2018-2022 arasında yükselmesi ve problemli sosyal medya kullanımının artması, çocukların sosyal ilişkilerinin artık yalnızca fiziksel çevreyle sınırlı olmadığını gösteriyor.

ÇOCUKLARDA ÖFKE NASIL YÖNETİLMELİ?
Uzmanların yaklaşımı, öfkeyi tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine çocuğa öfkeyi tanımayı ve yönetmeyi öğretmek üzerine kuruluyor. Çocuk öfkelendiğinde onu küçümsemek, utandırmak veya yalnızca cezalandırmak yerine duygunun kabul edildiği ancak saldırgan davranışın sınırlandırıldığı bir iletişim kurulması gerekiyor.
WHO, yaşam becerileri ve sosyal gelişim programlarının çocuklara öfke yönetimi, çatışma çözme ve problem çözme becerileri kazandırabileceğini belirtiyor. Okul genelinde uygulanan şiddeti önleme programları da bu nedenle önemli araçlar arasında gösteriliyor.
EBEVEYNLER HANGİ DAVRANIŞLARA DİKKAT ETMELİ?
Çocuğun bir anda arkadaşlarından uzaklaşması, okula gitmek istememesi, sürekli öfkeli olması, sık sık kavga etmesi, tehditkâr davranışlar göstermesi veya dijital ortamda yaşadığı sorunlar nedeniyle belirgin biçimde değişmesi dikkate alınması gereken işaretler arasında bulunuyor.
Bu belirtilerin tek başına bir ruhsal hastalık anlamına gelmediği unutulmamalı. Ancak davranış değişikliği uzun sürüyor, okul hayatını veya aile ilişkilerini bozuyor ya da çocuk kendisine veya başkasına zarar verme riski taşıyorsa okul rehberlik servisi, çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanı veya uygun sağlık hizmetlerinden destek alınması gerekiyor.
SORUN SADECE ÇOCUKLARDA MI?
Uzman kuruluşların verileri, akran şiddetini yalnızca “yeni nesil çocuklar bozuldu” şeklinde açıklamanın eksik olduğunu gösteriyor. Çocuğun bireysel özellikleri kadar aile ilişkileri, okul iklimi, arkadaş grubu, ekonomik ve sosyal koşullar, maruz kaldığı şiddet ve dijital ortam birlikte rol oynuyor.
WHO da gençlerde şiddetin nedenlerini bireysel faktörlerden aile ve arkadaş ilişkilerine, okuldan toplumsal koşullara kadar çok katmanlı biçimde değerlendiriyor. Bu nedenle kalıcı çözüm için yalnızca çocuğu cezalandırmak yerine şiddetin ortaya çıktığı ortamı değiştirmek ve çocuklara alternatif davranış becerileri kazandırmak gerekiyor.
ÇOCUKLARIN DAVRANIŞLARINDAKİ DEĞİŞİM NASIL DURDURULABİLİR?
Akran şiddetiyle mücadelede en etkili yaklaşım, sorun büyüdükten sonra müdahale etmek yerine erken dönemde önlem almak. Aile, okul ve sağlık sistemi arasında iletişim kurulması; çocukların duygularını ifade edebileceği güvenli alanların oluşturulması ve dijital okuryazarlığın güçlendirilmesi bu sürecin önemli parçaları.
Sonuç olarak çocukların ve gençlerin daha öfkeli görünmesinin tek bir nedeni bulunmuyor. Güncel veriler özellikle dijital ortamın yeni bir risk alanı oluşturduğunu gösterirken, aile ilişkileri, akran baskısı, okul ortamı, ruh sağlığı ve şiddete maruz kalma gibi faktörler de tabloyu birlikte şekillendiriyor. Sorunun çözümü ise çocuğu etiketlemekten değil, davranışın nedenini anlayıp doğru desteği zamanında vermekten geçiyor.