Trump, UCM'ye Nobel cezasını kesti baklayı ağzından çıkardı!
Amerika Birleşik Devletleri, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yönelik sert bir yaptırım süreci başlatıyor. Trump'ın ödül isyanı ise dünyayı şaşırttı.
Okunma Süresi: 2 dakika 13 saniye
Washington yönetimi, küresel hukuk ve diplomasi sahnesinde büyük yankı uyandıran eş zamanlı kararlara imza attı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Amerikan vatandaşlarını yargılama yetkisini tanımadıkları kuruma yönelik yıkıcı finansal ve idari tedbirleri resmen başlattıklarını duyurdu. Aynı saatlerde New York'ta düzenlenen mitingde ise dünyanın en prestijli barış ödülünün sonuçlarına karşı sert eleştiriler yükseldi.
ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİNE YÖNELİK YAPTIRIMLAR
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Marco Rubio, resmi sanal medya hesabından yayımladığı geniş kapsamlı mesajla küresel yargı sistemine adeta savaş açtıklarını ilan etti. Uluslararası Ceza Mahkemesi'ni doğrudan hedef alan yeni yaptırım paketinin hızla yürürlüğe girdiğini bildiren Rubio, Amerikan vatandaşlarının yabancı bir merci tarafından yargılanmasına kesinlikle müsaade etmeyeceklerini vurguladı. Söz konusu mahkemeye resmi olarak taraf olmadıklarını tüm dünyaya hatırlatan Rubio, kurumun Amerikan halkı üzerinde herhangi bir yasal yetki kurmasını reddetiğini açıkladı. UCM'ye yönelik finansal ablukaların önümüzdeki günlerde daha da şiddetleneceği sinyali veren Rubio açıklamalarına rağmen mevcut yasal baskıların acilen durdurulması talep ediliyor.

WASHİNGTON YÖNETİMİNDEN MAHKEMEYİ ADIM ADIM YIKMA TEHDİDİ
Diplomatik krizin dozu, ABD yönetiminin kuruma yönelttiği doğrudan yıkım tehdidiyle eşi benzeri görülmemiş bir seviyeye ulaştı. Rubio, mahkemenin tutumunu acilen değiştirmemesi halinde bu yasal yapıyı aşamalı olarak ortadan kaldırmak için ellerindeki tüm mali ve diplomatik gücü kullanacaklarını açıkça beyan etti. Amerikan vatandaşlarına yönelik tüm hukuki tehditler tamamen ortadan kalkana kadar, kurumun temel direklerini sarsacak sistematik hamlelerin kesintisiz süreceği söyleyen Rubio'nun dikkat çeken bu çok sert yaptırım kararının, eski mahkeme yargıcı Güney Afrikalı Navanethem Pillay'ın 2026 Nobel Barış Ödülü'nü kazanmasının hemen ardından kamuoyuna duyurulması, iki gelişme arasındaki doğrudan bağlantıyı çok net bir şekilde gözler önüne serdi.

TRUMP'TAN NOBEL KOMİTESİNE ÇOK SERT ELEŞTİRİLER
Yaptırım krizinin gölgesinde, Donald Trump New York'ta gerçekleştirdiği dev mitingde Norveç merkezli komitenin kararlarına yüksek sesle isyan etti. Kendi görev süresince dünya çapında süregelen 8 farklı silahlı çatışmayı başarıyla sonlandırdığını savunan Trump, bu eşsiz gayretleri neticesinde 8 ayrı Nobel Barış Ödülü alması gerektiğini dile getirdi. Komitenin bu yılki ödülü kendisine layık görmemesini tarihi bir hata olarak nitelendiren Trump, bu kararın Norveç'in küresel itibarı üzerinde silinmesi imkansız derin bir leke bıraktığını savundu. Trump, dünyayı ilgilendiren devasa sorunları çözen bir lider olarak büyük bir haksızlığa uğradığını dile getirdi.
BARIŞ ÖDÜLÜNÜN YENİ SAHİBİNE İLGİNÇ TEBRİK MESAJI
Miting alanında kurulan kürsüden on binlerce destekçisine seslenen Donald Trump, bu yılki kazanan ismin adını hayatında hiç duymadığını açıkça itiraf ederken, yine de kendisine nezaketen tebriklerini iletmeyi ihmal etmedi. Küresel siyaset arenasında sayısız üst düzey yönetici ve diplomat tanıdığına işaret eden Trump, barış ödülünü asıl hak eden tarafın Amerika Birleşik Devletleri ve bizzat kendi idaresi olması gerektiğini vurguladı. Trump'a göre, dünyadaki büyük savaşları sonlandıran eşsiz Amerikan gücü, komite tarafından tamamen görmezden geliniyor ve sistemli bir çifte standart uygulanıyor.