Akran zorbalığı 'çocukluk meselesi' değil! Çocuklar nasıl korunmalı?
Akran zorbalığı günümüzün en sık karşılaşılan problemi haline gelirken, Pedagog Ebru Şen, ailelerin atması gereken adımları tek tek sıraladı.
Okunma Süresi: 2 dakika 28 saniye
Akran zorbalığı, son dönemde okullarda öğrenciler arasında sıkça karşılaşılan problemlerden birisi haline geldi. Çocuklar, sadece sözle değil, fiziki olarak da birbirlerine zarar vermeye başladı. Boyut git gide daha korkunç seviyelere geliyor.
Veliler ve çocuklar endişeyle, korkuyla okula giderken, akran zorbalığına maruz kalan çocuklara kalıcı etkilerinin ne olacağı ve ailelerin nasıl izlemesi gerektiği merak ediliyor.
Peki, Akran zorbalığına maruz kalan çocuklarda yaşanan travmanın kalıcı etkileri neler olabilir? Aileler çocuklarının fiziksel ve psikolojik olarak güvende hissetmesi, benzer olayların önlenmesi için nasıl bir yol izlemeli? Uzman Pedagog Ebru Şen, Ankara Masası'na değerlendirdi.
"AKRAN ZORBALIĞI YETİŞKİNLİK DÖNEMİNE KADAR UZANIR"
Şen, akran zorbalığının etkilerinin bazı bireylerde yetişkinlik dönemine kadar uzanabildiğini ifade ederek, kısa vadede; kaygı, korku, içe kapanma, okula gitmek istememe, uyku sorunları ve karın-baş ağrısı gibi bedensel belirtiler görüldüğünü; uzun vadede ise benlik saygısında düşüş, insanlara güven kaybı, sosyal çekilme, depresif belirtiler ve ilerleyen yaşlarda ilişkilerde zorlanmanın ortaya çıkabileceğini söyledi.
"travma sonrası stres bozukluğu riskin ciddiyetini gösterir"
Şen, işin daha ciddi boyuta ulaşabileceğini ifade ederek, çocuğun taburcu olduktan sonra yeniden hastaneye kaldırılması ve bilinç kaybı yaşamasının fiziksel yaraların yanı sıra travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) riskinin ciddiyetini gösterdiğini; zorbalığa maruz kalan çocuklarda anksiyete, depresyon ve TSSB geliştirme riskinin bilimsel olarak belgelendiğini belirtti.

AİLELER NASIL YOL İZLEMELİ?
Ailelerin izleyebileceği noktalara da değinen Şen, çocuğa "Sen güvendesin, bu senin hatan değil" mesajının beden diliyle verilmesi gerektiğini, çocuk anlatmak istediğinde dinlenilmesi ancak zorlama yapılmaması gerektiğini aktardı. Uzman, fiziksel iyileşmeyi takip eden psikiyatrik değerlendirmenin ihmal edilmemesini, gerektiğini kaydetti.
Ailelerin en çok dikkat etmesi gereken şeyin ani değişimler olduğunu aktaran Ebru Şen; okuldan kaçınma, kabuslar, alt ıslatma, içe kapanma, önce sevilen aktivitelerden vazgeçme gibi işaretlerde profesyonel desteğin şart olduğunu belirtti.
Öğretmen ve rehberlik servisinde sürekli iletişim kurulması gerektiğini, çocuğun eğitim ortamında korunması için yazılı plan istenmesi gerektiğini aktaran Uzman Pedagog Şen, "Suç duyurusunu takip edin ama çocuğunuzun adını ve yüzünü koruyun medyada yayılan görüntüler ikincil travma yaratabilir" dedi.
"Çocuklarınızın sokakta kiminle, nerede olduğunu bilin"
Şen, çocukların her davranışının "yaramazlık" olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, şöyle devam etti:
"Olay sokakta, gözetimsiz bir alanda yaşandı. Çocuklarınızın sokakta kiminle, nerede olduğunu bilin. Siber zorbalığın 24 saat devam edebildiği günümüzde, çocuğun telefonunda mesaj gelince tedirginleşmesi veya cihazını gizlemesi gibi dijital davranış değişikliklerini de aynı ciddiyetle izleyin.
Eğer çocuğunuzda öfke patlamaları, empati eksikliği veya zarar verme davranışları varsa bunu "yaramazlık" olarak geçiştirmeyin; suçlamadan anlamaya çalışın, net ve tutarlı sınırlar koyun ve gerektiğinde uzmana başvurun. Erken müdahale, hem o çocuğun hem ileride başka bir çocuğun hayatını kurtarabilir"
"Çocuklar arasında olur, geçer" yaklaşımı, gerçeğin üzerini örtemez.
İstanbul'da bir çocuğun yakıldığı olaya ilişkin de değerlendirmede bulunan Şen, bu olayda yalnızca bir çocuğun bedeni değil, iki tarafın da psikolojik geleceğinin de tehlikede olduğunu ifade etti.
Şen, adalet sürecinin ilerlerken asıl sorumluluğun fail ile mağdur çocukların ikisinin de uzman elinde değerlendirilmesi ve iyileştirilmesi olduğunu söyledi.
Öte yandan Şen, "Çocuklar arasında olur, geçer" yaklaşımını bu kez bir çocuğun sırtında üçüncü derece yanıkla somutlaşmış bir gerçeğin üzerini örtemeyeceğini söyledi.