Enerji alanındaki yenilikler Ankara'da masaya yatırılıyor
Ankara’da ilk kez düzenlenen Türkiye Hidrojen Zirvesi’nde temiz enerji, yeşil hidrojen, sanayide dönüşüm ve Türkiye’nin enerji politikalarındaki hedefleri ele alınıyor.
Okunma Süresi: 2 dakika 46 saniye
Türkiye Hidrojen Zirvesi, hidrojen teknolojilerinin geleceğini değerlendirmek ve sektördeki paydaşları bir araya getirmek amacıyla ilk kez Ankara’da düzenleniyor. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Etlik Milli İrade Yerleşkesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlikte, temiz enerji, sürdürülebilirlik, hidrojen teknolojileri ve sektörel iş birliği başlıkları ele alınıyor. Zirveye Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Cengiz Köseoğlu, Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) Başkanı Abdullah Buğrahan Karaveli, Hidrojen Teknolojileri ve Enerji Uygulama ve Araştırma Merkezi (H2TEAM) Müdürü ve Makine Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selahattin Çelik, kamu temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katılıyor. Programda Türkiye’nin hidrojen alanındaki vizyonunun değerlendirilmesi, yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesi ve üniversite, sanayi ve kamu arasında yeni iş birliği imkânlarının oluşturulması amaçlanıyor.

REKTÖR KÖSEOĞLU: ÜNİVERSİTELER BİLGİYİ EKONOMİK DEĞERE DÖNÜŞTÜRMELİ
Zirvenin açılışında konuşan Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Cengiz Köseoğlu, enerji sektörünün önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirtti. Köseoğlu, enerji arz güvenliği, iklim değişikliği, sürdürülebilir kalkınma ve teknolojik bağımsızlığın ülkelerin gelecek stratejilerinde belirleyici unsurlar hâline geldiğini söyledi. Güneş enerjisi ile hidrojen teknolojilerinin birbirini tamamlayan iki stratejik alan olduğuna işaret eden Köseoğlu, güneş enerjisinin temiz elektrik üretimi açısından önemli bir potansiyel taşıdığını, hidrojenin ise yenilenebilir enerjinin depolanması ve farklı sektörlerde değerlendirilmesi için fırsatlar sunduğunu ifade etti. Üniversite olarak hidrojen ve güneş enerjisini tematik öncelik alanları arasına aldıklarını belirten Köseoğlu, araştırma altyapısını güçlendirmeyi, nitelikli insan kaynağı yetiştirmeyi ve Türkiye’nin ihtiyaçlarına yönelik teknolojiler geliştirmeyi hedeflediklerini aktardı. Köseoğlu, üniversitelerin sorumluluğunun yalnızca bilimsel bilgi üretmekle sınırlı olmadığını, bu bilginin toplumsal ve ekonomik değere dönüştürülmesinin de önem taşıdığını vurguladı.
TÜRKİYE’DE YILDA 600 BİN TON HİDROJEN KULLANILIYOR
TENMAK Başkanı Abdullah Buğrahan Karaveli, hidrojenin Türkiye’nin enerji politikaları açısından önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Karaveli, hidrojen teknolojilerinin enerji arz güvenliğine katkı sunabileceğini, enerji kaynakları ve teknolojilerinde dışa bağımlılığın azaltılmasında rol oynayabileceğini ve iklim değişikliğiyle mücadeleyi destekleyebileceğini ifade etti. Türkiye’de mevcut durumda yaklaşık 600 bin ton hidrojen kullanıldığını belirten Karaveli, hidrojenin özellikle petrokimya, cam ve gübre gibi sektörlerde değerlendirildiğini söyledi. Mevcut üretimin ağırlıklı olarak buhar metan reformasyonu yöntemiyle doğal gazdan sağlandığını kaydeden Karaveli, bu üretim biçiminin sera gazı emisyonları oluşturduğuna dikkat çekti. Karaveli, temiz hidrojen üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarıyla çalışan elektrolizörler aracılığıyla yeşil hidrojen elde edilmesinin önemini vurguladı. Karbon yakalama, kullanma ve depolama teknolojilerinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirten Karaveli, nükleer enerji dâhil farklı yöntemlerin hidrojen üretiminde ele alınabileceğini ifade etti. Hidrojen teknolojilerinin enerji, mühendislik ve farklı bilim dallarını bir araya getiren kapsamlı bir alan olduğunu söyleyen Karaveli, bu alandaki gelişmelerin çok yönlü uzmanlık ve iş birliği gerektirdiğini kaydetti.
SANAYİDE YEŞİL DÖNÜŞÜM VE KARBON EMİSYONLARI ÖNE ÇIKIYOR
H2TEAM Müdürü ve Makine Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selahattin Çelik, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında sanayinin dönüşüm geçirdiğini belirtti. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın belirli ürün gruplarında karbon emisyonlarına bağlı mali yükümlülükler getirdiğini hatırlatan Çelik, bu durumun Avrupa pazarına ihracat yapan Türk firmalarını da doğrudan ilgilendirdiğini söyledi. Uluslararası pazarlarda rekabet edebilmek için ürün kalitesi ve maliyetinin yanı sıra üretim sırasında ortaya çıkan karbon emisyonlarının da giderek daha fazla önem kazandığını ifade eden Çelik, sanayinin yeşil dönüşümünün stratejik öncelik olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve uygun uygulamalarda yeşil hidrojen teknolojilerinin bu dönüşümün önemli araçları arasında yer aldığını belirten Çelik, hidrojenin özellikle demir-çelik, kimya ve ağır taşımacılık gibi emisyonların azaltılmasının zor olduğu sektörlerde potansiyel taşıdığını dile getirdi. Çelik, hidrojen teknolojilerinin yaygınlaşmasının önünde üretim maliyetleri, depolama, taşıma ve verimlilik gibi çözülmesi gereken sorunlar bulunduğunu da kaydetti. Bu sorunların mühendisler ve araştırmacılar için yeni çalışma alanları oluşturduğunu belirtti.