Doğu Akdeniz'de yeni kriz! AB'den Türkiye'ye ''Geçersizdir'' resti!
Avrupa Birliği, Libya Temsilciler Meclisinin Türkiye ile imzalanan Deniz Yetki Alanları Mutabakatı'nı onaylamasının ardından sert bir açıklama yayımladı.
Okunma Süresi: 1 dakika 10 saniye
Avrupa Birliği (AB), Libya Temsilciler Meclisi'nin 2019 yılında Türkiye ile imzalanan Deniz Yetki Alanları Mutabakat Muhtırası'nı onaylamasına resmi bir bildiriyle tepki gösterdi. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, söz konusu anlaşmanın üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini öne sürdü.

Doğu Akdeniz sularında egemenlik ve yetki alanları tartışmaları, Libya'dan gelen onay kararının ardından yeniden alevlendi. Libya Temsilciler Meclisi'nin, 20 Ekim 2026 tarihinde Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Mutabakatı'nı resmen onaylaması, Brüksel cephesinde diplomatik rahatsızlık yarattı. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, üye ülkeler adına yaptığı yazılı açıklamada, alınan bu karardan derin üzüntü duyduklarını bildirdi.

AB'DEN 'HÜKÜMSÜZ VE GEÇERSİZ' ÇIKIŞI
Yayımlanan resmi bildiride, Avrupa Birliği'nin 2019 tarihli anlaşmaya yönelik tavrının net ve kesin olduğu vurgulandı. Aralık 2019 ve Haziran 2025'teki Avrupa Konseyi Sonuç Bildirgelerine atıfta bulunan Kallas, mutabakat muhtırasının Uluslararası Deniz Hukuku ile bağdaşmadığını savundu.

Açıklamada, anlaşmanın üçüncü devletlerin egemenlik haklarını doğrudan ihlal ettiği iddia edilerek, "Anlaşma hükümsüz ve geçersizdir; üçüncü devletler açısından hiçbir hukuki sonuç doğuramaz" ifadelerine yer verildi. Birlik, Doğu Akdeniz'de istikrarlı ve güvenli bir çevreye stratejik bir ilgi duyduğunu açıkça belirtiyor.
ULUSLARARASI HUKUK VE EGEMENLİK VURGUSU
Diplomatik ayrışma, Doğu Akdeniz'deki kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge (MEB) tartışmalarının ne kadar derin bir siyasi krize işaret ettiğini gösteriyor. AB, yayımladığı bildirinin son bölümünde, tüm bölge ülkelerini Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) dahil olmak üzere uluslararası hukuka ve üye devletlerin egemenlik haklarına saygı göstermeye çağırıyor.