Azerbaycanlı vekillerden Oktay Saral depremi sonrası flaş sözler

Oktay Saral'ın Azerbaycan sözlerinin ardından istifa etmesini Ankara Masası'na değerlendiren Azerbaycanlı vekiller, ilişkilerde itina dili istediler.

Okunma Süresi: 3 dakika 42 saniye
NG
Neşat Gündoğdu Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Azerbaycanlı vekillerden Oktay Saral depremi sonrası flaş sözler
NG
Neşat Gündoğdu Editör

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın Azerbaycan'a yönelik ifadelerinin ardından yaşanan polemik ve peşinden gelen istifa kararı Bakü'de geniş yankı buldu. Sürecin perde arkasını ve ikili ilişkilere etkisini Ankara Masası'na özel olarak değerlendiren Azerbaycan milletvekilleri, devlet sorumluluğuna ve stratejik kardeşliğe dikkat çeken tarihi uyarılar yaptı.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki sarsılmaz müttefiklik ilişkisi, son günlerde yaşanan siyasi bir kriz ve ardından gelen bürokratik bir istifa ile yeni bir sınavdan geçti. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın Azerbaycan'ı hedef alan açıklamalarının ardından görevinden ayrılmak durumunda kalması, Bakü cephesinde "ilişkileri zedelemeye çalışanlara karşı verilmiş stratejik bir cevap" olarak yorumlandı.

Konuyu Ankara Masası'na özel olarak değerlendiren Azerbaycan Parlamentosu Bağımsız Milletvekili Cavanşir Feyziyev ve Yeni Azerbaycan Partisi Milletvekili Hikmet Babaoğlu, devlet ciddiyetine uymayan açıklamaların bir karşılığı olması gerektiğinin altını çizdi.

"DEVLET MEMURU ŞAHSİ HİSSİYATIYLA KONUŞAMAZ"

Olayın devlet adabına uymayan, fevri bir çıkış olduğunu vurgulayan Bağımsız Milletvekili Cavanşir Feyziyev, Saral'ın görevden alınmasının "en doğru karar" olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Bir devlet memuru şahsi hissiyatları ile devlet sorumluluğunu birbirinden ayrı tutmayı başarmalıdır. Bunun için herhangi bir olayla ilgili fikir bildirirken, önce olayın ne olduğunu kesin bir şekilde öğrenmek ve anlık duygusal açıklamalarda bulunmaktan kaçınmak gerekir. Oktay Saral ve diğerleri gerçekten de Azerbaycan'da ne olup bittiğini incelemeden, kendilerine yöneltilen soruya cevap verirken Azerbaycan hükümetinin kararını okumamış ve henüz olayın neyden ibaret olduğunu iyi anlamamış olabilir. Ancak bu durumda bile üst düzey bir devlet memurunun yanlış fikirler dile getirmesi kabul edilemez."

Azerbaycan Parlamentosu Bağımsız Milletvekili Cavanşir Feyziyev

"BUNUN ADI AZERBAYCAN DEVLETİNE KARŞI PROVOKASYONDUR"

Feyziyev, konunun bilerek çarpıtılma ihtimaline de dikkat çekerek, bu tarz söylemlerin altında yatan provokasyon tehlikesine işaret etti:

"Diğer taraftan, bu gibi şahısların olayın asıl mahiyetini bildiği halde bunu tahrif edilmiş bir şekilde kamuoyuna sunması, doğrudan Azerbaycan devletine karşı bir provokasyona (tahribata) iştirak etmek demektir. Bu iki durumdan hangisinin doğru olduğunu bilmiyoruz. Fakat her halükarda Oktay Saral'ın o zamanki açıklamasını, bir devlet memurunun kendi görev yetki sınırlarını aşması olarak değerlendiriyorum ve bu yüzden Başdanışman Oktay Saral'ın istifasını en doğru karar olarak kabul ediyorum."

"İKİNCİ FETÖ KORKUSU YAŞIYORUZ"

Açıklamasının son bölümünde son derece çarpıcı bir "ikinci terör örgütü" uyarısı yapan Feyziyev, sözlerini şöyle tamamladı:

"Son bir hafta içinde Azerbaycan'a karşı hezeyanlar yağdıran yetkililerin ve 'sivil toplum örgütü' temsilcilerinin çoğunun samimi olmadığını düşünüyorum. Çünkü onların çoğuyla olan temaslarımızdan biliyoruz ki, 'başörtüsü' ve 'namaz' gibi meselelerde birçoğu kendilerini AKP iktidarına sevdirmek için bu kadar hararetli konuşuyorlar. Azerbaycan'da dine ve Allah'ın buyruklarına bu kadar gayrisamimi bir yaklaşım yoktur. Bizleri burada rahatsız eden en büyük mesele, böyle insanların şahsında 'FETÖ' gibi ikinci bir terör örgütünün ortaya çıkması korkusudur. Bu hem Türkiye için hem de Azerbaycan için ciddi bir tehlikedir."

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral görevinden istifa ettiğini açıkladı.

"KİM AZERBAYCAN ALEYHİNE KONUŞACAKSA İKİ KERE DÜŞÜNSÜN"

Oktay Saral'ın istifasını yalnızca bürokratik bir değişim değil, bir nevi "manevi ceza" olarak nitelendiren Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Genel Başkanlığını yaptığı iktidardaki Yeni Azerbaycan Partisi Milletvekili Hikmet Babaoğlu ise Ankara Masası'na yaptığı değerlendirmede olayın stratejik boyutuna değindi:

"Türkiye-Azerbaycan kardeşliğine ve Türkiye ile Azerbaycan cumhurbaşkanlarının dostluk ile kardeşliğine halel getirmek isteyen her şahıs, mutlaka bir milletin ortak iradesinden nasibini alır. Nitekim öyle de oldu. Çünkü Türkiye-Azerbaycan ilişkileri sadece tarihten gelen ortak dostluk ve kardeşlik ilişkileri değil, aynı zamanda çok stratejik ve derin sınavlardan geçerek günümüze kadar gelen iki ülkenin milli çıkarlarının bir ittifakıdır. Bu nedenle hem Türkiye'de hem de Azerbaycan'da herkes, tarihin oldukça yüksek sorumluluk gerektiren bu aşamasında Türkiye ve Azerbaycan'ın ilişkilerinde hata yapmaya hakkı olmadığını idrak etmektedir. Zira Türkiye ve Azerbaycan, büyük bir bölgede ortak Türk halklarının gelecek misyonunu tayin etmekte, uluslararası ilişkiler sistemindeki gelecekteki yerini ve rolünü belirlemektedir."

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Genel Başkanlığını yaptığı iktidardaki Yeni Azerbaycan Partisi Milletvekili Hikmet Babaoğlu

TÜRKİYE-AZERBAYCAN İLİŞKİLERİNİ BOZMAK İSTEYENLERE FIRSAT VERİLMEMELİ

İstifanın siyaset ve medya dünyasına açık bir mesaj olduğunu belirten Babaoğlu, şu ifadelerle röportajı noktaladı:

"Oktay Saral'ın gidişinin sadece bir memurun işten ayrılması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyorum. O memurun hatalarını tekrarlayan sorumluluk alması gereken toplumun tüm kesimlerine Azerbaycan ve Türkiye ilişkilerinin aleyhine kim konuştuysa, onlar için de bu aslında manevi bir cezadır. Çünkü Oktay Saral'ın bulunduğu makam ve o makamdan gitmesi, ders çıkarılması gereken bir olaydır. Yani artık birisi Azerbaycan aleyhine konuşmak istediğinde iki kere düşünmelidir. Bu ilişkiler o kadar stratejik ve o kadar önemlidir ki, bir ülkenin cumhurbaşkanı başdanışmanı olmasına rağmen görevinden ayrılmak zorunda kalmıştır. Bana öyle geliyor ki, Oktay Saral'ın gidişini sadece Oktay Saral'ın şahsı üzerinden değil, onun timsalinde Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini bozmak isteyenlerin cezalandırılması olarak değerlendirmeliyiz ve bu nedenle elbette Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini en yüksek stratejik seviyede korumaya çalışan iki ülke cumhurbaşkanının çabalarını da takdir etmeliyiz."

Haber Hakkında Ne Düşünüyorsun?

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa