''Made in Europe krizinde Türkiye'ye Çin kazığı atıldı!''
Ekonomist Hurşit Güneş, Avrupa Birliği'nin ''Made in Europe'' kararıyla Türkiye'ye haksızlık yaptığını ve Çin'in perde arkasındaki etkisini açıkladı.
Okunma Süresi: 2 dakika 37 saniye
Avrupa Birliği'nin Çin'den gelen ithalat baskısına karşı kurguladığı "Made in Europe" projesinin Türkiye ekonomisine etkisi olması bekleniyordu. Almanya ve Fransa'nın kapalı kapılar arkasında yaptığı anlaşma ile Türkiye'nin Gümrük Birliği üyesi olmasına rağmen "Made in Europe" projesine alınmayacağı açıklandı.
Konuyla ilgili Ankara Masası'na değerlendirme yapan ekonomist Prof. Dr. Hurşit Güneş, Türkiye'nin karar dışı bırakılmasını bir haksızlık olarak nitelendirirken, Çinli otomotiv devi BYD'nin Türkiye yatırımından vazgeçme sürecine ve yerli üretimde atılması gereken stratejik adımlara dair önemli tespitlerde bulundu.

Avrupa Birliği'nin ortak pazarını ithalat baskısından, özellikle de son dönemde artan Çin menşeli elektrikli araç akınından korumak için tasarladığı "Made in Europe" kararı, Gümrük Birliği üyesi Türkiye için yeni bir kriz yarattı. Güneş, Ankara Masası'na özel değerlendirmesinde, kararın arka planını ve Çin'in hamlelerini analiz etti.
AB'NİN İTHALAT KORKUSU VE ÇİN'İN MANEVRASI
Avrupa Birliği'nin ciddi bir ithalat bağımlılığı yaşadığını ve Çin'den gelen elektronik ile elektrikli araçlar nedeniyle açık vermeye başladığını belirten Hurşit Hoca, bu durumun ortak bir Avrupa markasıyla aşılmaya çalışıldığını ifade etti. Çin'in bu süreci öngördüğüne dikkat çeken Güneş, "Çin, bunu öngördüğü için Türkiye'ye BYD üzerinden yatırım yapma ve Macaristan gibi ülkelere yönelme seçeneğini değerlendirmişti. Türkiye ile bir yol yürünmüştü. Fakat son anda Türkiye'nin 'Made in Europe' dışına çıkarılmasıyla yatırım yapılmadı. Belli ki Çin, bu kararın bilgisini daha önceden almıştı ve yatırım yapmaktan vazgeçti." ifadesinde bulunarak Türkiye'nin aldığı en büyük darbelerden biri olduğu ve Çin'in burada sorumluluğunu olduğunu kaydetti.

GÜMRÜK BİRLİĞİ VE ANKARA ANLAŞMASI'NA AYKIRI
Türkiye'nin karar kapsamı dışında bırakılmasını hukuki ve ekonomik bir haksızlık olarak değerlendiren Prof. Güneş, Gümrük Birliği hatırlatması yaparak "Türkiye, Avrupa Birliği'nin siyasi üyesi olmasa bile ekonomik paydaşıdır. Gümrük Birliği uygulamaları göz önüne alındığında, Türkiye'nin 'Made in Europe' paketine alınmaması bir haksızlıktır. Ankara Anlaşması nedeniyle üyelik sürecimiz devam ediyor ve Avrupa'dan 'sizi üye almayacağız' şeklinde resmi bir söylem yok. Bu kapının Türkiye'ye kapatılması, 1995'ten bu yana süregelen ekonomik ilişkilere terstir" tespitinde bulundu.

JAPONYA MODELİ VE TOGG UYARISI
Avrupa kapılarının kapanmasının ardından Türkiye'nin izlemesi gereken yerli üretim stratejisine değinen Güneş, Japonyave Güney Kore modelini örnek gösterdi. Bu ülkelerde milliyetçi bir tüketim anlayışıyla yerli malına sahip çıkıldığını belirten Güneş, Türkiye'nin de aynı yola girmesi gerektiğini söyledi.
Elektrikli araç piyasasının hızla büyüdüğünü ifade eden Güneş, yerli otomobil TOGG üzerinden önemli bir uyarıda bulundu:
"Türkiye bu bağlamda ilerlemeci bir yaklaşım sergilemeli. Ancak ortaya konulan TOGG'un bir siyasi parti tarafından sahiplenilmesi, diğer siyasi parti mensuplarının aracı benimsemesini engellemişti. Şimdi yeni araçlar yapmak isteyen firmalar var. Bir ürün ortaya konulduğunda, siyasal bir düşünceye mal edilmemeli; tüm ulusa mal edilerek ulusal bir kimlik kazandırılmalıdır. İç pazarda hakimiyetin sağlanması ve marka değerinin yükselmesi ancak böyle mümkündür."
ALGI YÖNETİMİ VE GAZETECİLİĞİN GÖREVİ
Prof. Güneş, Türkiye'de "yabancı malının daha kaliteli olduğu" algısının yıkılması için ciddi eğitim ve algı kampanyalarına ihtiyaç olduğunu vurguladı. Kalitenin artırılıp fiyatların düşürülmesiyle bölgesel bir pazar oluşturulabileceğini söyleyen Güneş, BYD yatırım sürecine dikkat çekti.
Geriye ise gazetecilik adına sorulması gereken şu sorular kaldı:
Made in Europe sürecinde BYD'nin Türkiye üzerinden satış yapması Avrupa'da birileri tarafından kullanılarak kişisel menfaat elde edildi ve fatura Türkiye'ye mi kesildi yoksa Türkiye'de mi birileri tarafından böyle bir oyun oynandı.
Yoksa Çin her iki tarafı da kandırmanın bir yolunu bularak hem Türkiye'den hem de AB'den alabileceği maksimum kazanım için mi Türkiye için hamle yaparken Macaristan'da da üretime başladı?