8 kişiyi katletti: Zihninde neler vardı? Uzmandan değerlendirme
Afyonkarahisar'da 8 kişilik katliamın ardından Uzman Psikolog Aydın, kitlesel şiddetin arkasındaki faktörleri Ankara Masası'na değerlendirdi.
Okunma Süresi: 2 dakika 21 saniye
Afyonkarahisar'da yaşanan katliam Türkiye'nin yüreğini yaktı.İhsaniye ilçesinde başlayan silahlı saldırılar, farklı köylere yayıldı.
30 yaşındaki saldırgan, aralarında öğretmenlerin de bulunduğu 8 kişiyi öldürdü, 1 kişiyi ağır yaraladı.Olayların ardından kaçan şüpheli, Eskişehir'de düzenlenen operasyonla yakalandı.
Geride ise 8 can, yaralı bir kadın ve tarifsiz bir acı kaldı. Türkiye'yi yasa boğan katliamla ilgili soruşturma sürüyor.
Uzman Psikolog, Hipnozcu ve Aile Çift Terapisi Metin Aydın, yaşananların psikolojik etkilerini ve yansımalarını Ankara Masası'ndan Ecem Çetin’e değerlendirdi.
Metin Aydın, kitlesel şiddet olayları ve failin zihin dünyasının asla tek bir nedene indirgerenemeyeceğini söyleyerek, bu trajik eylemlerin arka planını anlamak için konunun biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin kesişim noktasında, yani biyo-psiko-sosyal bir çerçevede ele alınması gerektiğini belirtti.
"Biyoloji tek başına şiddeti açıklayamayaz"
Biyolojinin tek başına şiddeti açıklayamayacağını, ancak bazı bireylerde dürtü kontrolünü zorlaştıran nörolojik hassasiyetlerin, kronik stresin beyin kimyası üzerindeki yıpratıcı etkilerinin veya madde kullanımına bağlı zihinsel çözülmelerin kriz anındaki karar mekanizmalarını zayıflatabildiğini aktaran Aydın, yoğun adrenalin ve fizyolojik savaş-kaç reflekslerinin de tehlike anında rasyonel düşünceyi baskılayarak dürtüsel reaksiyonların önünün açabileceğini aktardı.

"kendilerini sürekli haksızlığa uğramış görürler"
Bu kişilerin zihin dünyasında en belirgin özelliğin, dış dünyayı ve olayları sağlıklı yorumluyamamaları olduğunu, gerçeklik algısını zedeleyen bu bireylerin, kendi yarattıkları hayali senaryoları, kuruntuları ve komplo teorilerini mutlak bir gerçek gibi yaşadıklarını ifade eden Metin Aydın, "Zihinlerinde kurguladıkları bu sahte hikayelere öyle bir inanırlar ki, kendilerini sürekli haksızlığa uğramış hayali bir savaşın kahramanı veya kurbanı olarak görürler." ifadelerini kullandı.
"Zaten duramam, geri dönüşü yok" DÜŞÜNCESİ
Normal bir insan için birine zarar vermenin devasa bir psikolojik bariyer olduğunu, ancak saldırganın ilk adımı atarak hayali düşmanına karşı ilk hedefi vurduğunda en büyük sınırın çiğnenmiş olacağını söyleyen Uzman, bu noktada oluşan "Zaten duramam, geri dönüşü yok" düşüncesinin şiddetin zincirleme şekilde devam etmesine yol açacağını belirtti.
Saldırganın eylem anında kurbanları birer birey olarak değil; kendi öfkesinin, hayal kırıklığının veya tıkanmışlığının engelleri olarak algılayacağını onlarla insani bağını tamamen kopardığını aktaran Metin Aydın, "Bu eylemler genellikle rasyonel bir hayatta kalma planından ziyade, bireyin kendi içindeki tükenmişliği dış dünyaya kusma ve "görünür olma" arzusunun trajik bir dışavurumudur. Bireyin modern yaşam içinde yalnızlaşması, geleneksel destek ağlarından yoksun kalması ve kuruntularını besleyeceği çevrim içi ya da çevresel yankı odalarında büyümesi, gerçeklikten tamamen kopmasına zemin hazırlar." dedi.
"Bu analizler yapılırken çizilmesi gereken en hayati sınır şudur: Hayatın olağan akışı içinde herkes yoğun psikolojik zorlanmalar, tükenmişlik, öfke, kaygı veya çaresizlik hissedebilir." diyen Aydın, şöyle devam etti:
"Bunlar son derece insani deneyimlerdir ve bunların hiçbiri suç veya şiddetle ilişkilendirilemez. Kitlesel şiddete yönelen kişiler, genel psikolojik zorlanmalar yaşayan sıradan bireyler değildir. Bu kişiler; yaşadıkları sıkıntıları ve gerçekliği sağlıklı işleme yollarından tamamen yoksun kalan, kurdukları hayali dünyalarla gerçeği ayırt edemeyen, uzun süreli bir yabancılaşma ve patolojik kırılma süreci yaşayan son derece marjinal bir azınlıktır. Psikolojik sıkıntılar yaşamak ile başkalarına zarar vermek arasında hiçbir bağ yoktur; aksine psikolojik zorlanma yaşayan insanların ezici çoğunluğu şiddet yanlısı değil, yardıma ve desteğe ihtiyaç duyan bireylerdir."