İsrail'de Netanyahu sonrası dönem ve Türkiye ile normalleşme
İsrail siyasetinde Netanyahu karşıtı blokun Arap partilerine muhtaç olduğu ve yeni bir hükümetin Türkiye ile normalleşme başlatabileceğini düşünülüyor.
Okunma Süresi: 2 dakika 58 saniye
Ankara Masası'na özel değerlendirmelerde bulunan Ortadoğu Uzmanı Doç. Dr. Selim Öztürk'e göre; İsrail'de 7 Ekim zafiyetinin ardından derinleşen siyasi fay hatları, ülkeyi tarihi bir sosyolojik kırılmanın eşiğine getirdi. Sağ-sol ayrımının yerini "Netanyahu yanlıları ve karşıtları"na bıraktığı Tel Aviv'de; Arap partilerinin kilit rolü, Trump'ın seçim sonuçları ve olası bir iktidar değişiminin Türkiye ile ilişkilerde yeni bir "normalleşme" sürecini başlatma ihtimali kapsamlı şekilde değerlendirildi.

NETANYAHU KARŞITI BLOK VE ARAP PARTİLERİNİN KİLİT ROLÜ
Orta Doğu'da haritaları ve diplomatik ilişkileri yeniden şekillendiren İsrail-Hamas çatışmaları birinci yılını doldururken, İsrail iç siyasetinde Başbakan Binyamin Netanyahu'nun geleceği en çok tartışılan konuların başında geliyor. Ankara Masası'e konuşan Doç. Dr. Selim Öztürk; ülkedeki derin sosyolojik kutuplaşma, demografik krizler ve uluslararası baskılar, Tel Aviv'de yeni bir hükümetin kurulmasının zorunlu olduğunu kaydetti.

Ankara Masası'na konuşan Öztürk'e göre; İsrail siyasetindeki geleneksel sağ-sol ayrımı artık tamamen geçerliliğini yitirdi. "Günümüzde İsrail siyasetindeki tek ayrım, Netanyahu yanlıları ve Netanyahu karşıtları bloğudur" diyen Öztürk, muhalefetin iktidara gelebilmesi için Mansur Abbas liderliğindeki Ra'am gibi Arap partilerinin desteğine kesin olarak ihtiyaç duyduğunun altını çiziyor.
Özel değerlendirmede bölgedeki dış politikanın açmazına da değiniliyor:
"Batı dünyası ve İsrail'deki yerleşik düzen, İran'ı çevreleme politikası için Sünni Araplarla anlaşmak istiyor. Ancak Netanyahu'nun Gazze'de yürüttüğü politikalar bu bölgesel ittifakın önünü tıkıyor."
DEMOGRAFİK DEĞİŞİM VE TARİHSEL PARALELLİKLER (1977 SENDROMU)
İsrail içindeki 2.2 milyonluk Arap nüfusunun artışına dikkat çekilen Ankara Masası analizinde, bu demografik büyümenin siyasete yansımasının artık kaçınılmaz olduğu vurgulanıyor.
Öztürk, mevcut durumu İsrail'in siyasi tarihindeki büyük bir kırılmaya benzetiyor:
"Geçmişte dışlanan Mizrahi ve Sefarad Yahudileri, 1977 seçimlerinde elit Aşkenaz sol iktidarını devirerek sağcı Menachem Begin'i nasıl iktidara taşıdıysa; bugün benzer bir sosyolojik kırılma ve merkeze yürüyüş süreci, İsrailli Araplar üzerinden yaşanıyor."
7 EKİM ZAFİYETİ, İÇ ÇATIŞMALAR VE HAREDİ KRİZİ
Siyasi krizin bir diğer boyutu ise güvenlik zafiyeti ve sosyo-kültürel çatışmalar. İlerleyen süreçte kurulacak olası bir soruşturma komisyonunun 7 Ekim'deki büyük istihbarat ve güvenlik zafiyetini en ince ayrıntısına kadar araştıracağı belirtiliyor. İsrail devletinin kendi vatandaşlarına günlerce müdahale edememesi, toplumdaki en büyük travmalardan biri olarak nitelendiriliyor.
Bununla birlikte, İsrail'in içindeki fay hatları giderek belirginleşiyor. Öztürk'ün analizinde, "Üretime ve askerliğe katılmayan Haredilerin durumu ile seküler, liberal Tel Aviv ve muhafazakar Kudüs arasındaki bölünme, İsrail'in en derin iç çatışmasıdır" denilerek, bu ayrışmanın Netanyahu hükümetini içten içe kemirdiği ifade ediliyor.
MUHALEFETİN ÇIKIŞ YOLU: YENİ LİDERLİK VE MECLİS BAŞKANLIĞI
Ankara Masası'na yapılan özel analizde, muhalefetin Netanyahu'yu devirme stratejisi de masaya yatırıldı. Geçmişte Benny Gantz ve Naftali Bennett ile denenip başarısız olan "Netanyahu'yu devirme" stratejisinin, günümüzde eski Genelkurmay Başkanı olan bugün Yashar Partisi Genel Başkanı Gadi Eisenkot üzerinden yürütülmeye çalışıldığı aktarıldı.
Muhalefetin taktiksel önceliği ise doğrudan seçimlere gitmek değil. Öztürk'e göre plan şu şekilde işliyor:
"Muhalefet, öncelikle Meclis Başkanlığı'nı örneğin Yair Lapid gibi bir isimle alarak Netanyahu'yu 'topal ördek' konumuna düşürmeyi ve hareket alanını kısıtlamayı hedefliyor."
NETANYAHU'NUN "SAVAŞ" ÇIKMAZI VE TRUMP FAKTÖRÜ
Siyasi ömrünün sonuna geldiği iddia edilen Netanyahu'nun, iktidarını uzatmak için elinde kalan tek seçeneğin "savaşı genişletmek" olduğu belirtiliyor. Öztürk'ün analizinde yer alan çarpıcı detaylara göre; Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın olası desteğini arkasına alarak İran'a saldırmayı ve bir Olağanüstü Hal (OHAL) yaratarak hükümet kurma sürecini ertelemeyi planlıyor. Ancak Öztürk, Trump'ın ABD'deki seçimleri kaybetmesi veya oy kaybı yaşaması durumunda Netanyahu'nun bu macerada yalnız kalabileceği uyarısında bulunuyor.
YENİ HÜKÜMET SENARYOSU VE TÜRKİYE İLE NORMALLEŞME İHTİMALİ
Öztürk bölgesel barış umutlarını da yok saymıyor. Netanyahu'nun gitmesi ve Arap partilerinin koalisyona dahil olduğu, 7 Ekim sonrasındaki "savaş suçlarıyla yüzleşen" yepyeni bir hükümetin kurulması durumunda Orta Doğu'daki taşların yerinden oynayacağı öngörüyor.
Öztürk, "Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde, donuk durumda olan Türkiye-İsrail ilişkilerinde ve genel olarak bölge ülkeleriyle olan diplomatik temaslarda yeni bir 'normalleşme' sürecinin başlaması kuvvetle muhtemeldir" tespitiyle, olası bir iktidar değişikliğinin Ankara-Tel Aviv hattındaki buzu eritebileceğine dikkat çekiyor.

| İsrail Siyasetindeki Kırılma Noktaları (Ankara Masası Özel Analizi) | Mevcut Durum ve Senaryolar |
|---|---|
| Siyasi Kutuplaşma ve Arap Partileri | Sağ-sol ayrımı bitti; muhalefetin iktidar için Arap partilerine (Mansur Abbas / Ra'am) ihtiyacı var. |
| 1977 Sendromu ve Demografi | 2.2 milyonluk İsrailli Arap nüfusunun, tıpkı 1977'deki Sefaradlar gibi siyasi merkezi değiştirmesi bekleniyor. |
| 7 Ekim Soruşturması ve Haredi Krizi | Güvenlik zafiyeti soruşturulacak; askerlik yapmayan Harediler ile seküler Tel Aviv arasındaki çatışma derinleşiyor. |
| Trump Faktörü ve OHAL İhtimali | Netanyahu'nun iktidarda kalmak için savaşı İran'a genişleterek OHAL ilan etme stratejisi. |