Ankara için son günlerde peş peşe önemli açıklamalar yapılıyor, dikkatle takip edilmesi gereken konular gündeme geliyor.
Örneğin bir tarafta Ankara ile Fransa arasında yeni iş birlikleri konuşuluyor. Diğer tarafta iklim değişikliği, enerji verimliliği ve yeşil dönüşüm gündemde tutuluyor. Bir başka noktada ise Ankara’nın nasıl bir şehir olması gerektiği tartışılıyor.
Üç ayrı başlık gibi görünen gelişmelerin ‘ortak noktası nedir?’ derseniz… Cevabım şu olur: Ankara’nın geleceği…
**
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç’ın Fransa Ülke Günü’nde şöyle seslendi: “Avrupa pazarı için Ankara’dan üretin.”
Memur kenti, gri şehir Ankara bu eskimiş ünvanı değiştireli çok oldu. Başkent yalnızca memurların, bürokrasinin ve siyasetin başkenti değil. Savunma ve havacılıktan makineye, medikal teknolojilerden yazılıma, enerjiden yapay zekâ alanına kadar ciddi bir yatırım, üretim ve mühendislik kapasitesine sahip. Üstelik Ankara’nın Fransa ile ticaretinde hâlâ önemli bir potansiyel bulunuyor.
2025 yılında Ankara’nın Fransa’ya ihracatı yaklaşık 270 milyon dolar, Fransa’dan ithalatı ise 748 milyon dolar seviyesinde. Rakamların mesajı da net: Daha yapacak çok işimiz var!
Ankara’nın Fransa ile ticari ilişkisi güncellenip, Ortak Ar-Ge, ileri teknoloji, savunma ve havacılık, yapay zekâ, enerji ve yeşil teknoloji gibi alanlarda ciddi çalışmalar gerçekleştirebilir…
**
İkinci konu dünyanın belki de ilk konusu iklim değişikliği…
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran’ın New York’ta yaptığı değerlendirmelerde özellikle KOBİ’lerin yeşil dönüşüme hazırlanması vurgusu önemli. Çünkü dönüşüm sadece büyük şirketlerin meselesi değil.
Ankara’daki küçük ve orta ölçekli işletmeler de enerji verimliliğine yatırım yapmak, üretim süreçlerini değiştirmek ve yeni teknolojilere ayak uydurmak zorunda. Ama bunun için yalnızca “dönüşün” demek yetmez. Finansman desteği, bilgi, teknoloji ve zaman gerekli.
Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 de bu açıdan önemli bir fırsat. Ankara’nın sanayisi büyürken çevreyi, enerjiyi ve geleceği aynı hesapta planlaması şart...
**
Ve gayrimenkul...
Ankara Kent Konseyi (AKK) Başkanı ve ATO Başkan Yardımcısı Halil İbrahim Yılmaz’ın sözlerinde Ankara’nın şehircilik geleceğine ilişkin önemli bir vurgu var: Artık sadece beton satamayız!
Evet Ankara büyüyecek, yeni konutlar ile şehir gelişecek, değişecek. Yeni yatırımlar ve yeni iş merkezleri oluşturulacak, oluşturuluyor… Tüm bunlar olurken insanların yalnızca barındığı değil; nitelikli bir hayatın süreceği kent yaşam alanları kurabilmeliyiz.
Burada sorumluluk düşen alanlardan biri ise gayrimenkul danışmanlığı…
Artık bir evin yalnızca metrekaresini, fiyatını ya da bulunduğu katı konuştuğumuz günler geride kaldı. Yapının güvenli olması, ulaşım kolaylığı sunması, yeşil alanı bulunması ve enerji verimliliği sunması da şehre, hayata değer katacak özellikler arasında yer alıyor.
**
Üç ayrı programdan çıkan üç başlık; üreten, büyüyen, değişen Ankara’nın ayak seslerini daha güçlü hissettiriyor. Artık hata lüksümüz yok!
Üretirken çevreyi koruyabilmeli, yeni yatırımları çekerken insanı merkeze alabilmeli, şehir büyürken de yaşam kalitesini unutmamalıyız. Geleceğin Ankara’sını kurarken sadece fabrikaları, binalari ve yolları düşünmemeli; kent yaşamını da hakkıyla doğru planlamalıyız…