Aşırı sağ deyince aklınıza ne geliyor?
Sokaklarda terör estiren Neo-Naziler mi?
Kasklı, silahlı çeteler mi?
Kriminal, karanlık tipler mi?
*
Unutun o eski fotoğrafları.
Devir değişti.
Aşırı sağın merkezi de…
*
Dün paylaşılan bir rapor oldukça önemli.
2026’nın ilk yarısına ait küresel aşırı sağ raporu…
Veriler net.
Tablo ürkütücü.
Ve rapor çok çarpıcı bir gerçeği söylüyor:
Tehlike maske değiştirdi!
*
Rapor 30 ülkede tam 255 vakayı mercek altına almış.
Bu eylemlerin ne kadarı silahlı ya da bombalı?
Sadece yüzde 14,5!
*
Peki geriye kalan yüzde 85,5 ne?
Propaganda…
İnternet trolleri…
Mitingler, duvar yazıları, sosyal medya akımları…
*
Yani aşırı sağ artık sokakta kaba kuvvetle değil…
Ekran başında, dijital mecralarda zihinleri zehirleyerek büyüyor.
Lidersiz, merkezsiz, tamamen dijital bir şebeke!
*
Haritaya bakıyorum…
Birinci sırayı açık ara ABD tutmuş.
Tam 82 vaka!
Özellikle ırksal ve etnik nefret başı çekiyor.
*
Arkasından İngiltere geliyor: 33 vaka.
Problem; göçmen düşmanlığı.
İtalya, İspanya, Fransa diye uzayıp gidiyor liste.
*
Her fırsatta “insan hakları” dersi veren Batı…
Kendi evinde besleyip büyüttüğü bu nefret canavarıyla yüzleşemiyor.
Göçmen ve İslam karşıtlığını artık kontrol edemiyorlar.

Güvenlik kaynakları bu raporu “dikkate alıyoruz” diyor.
Rapor neden radarda?
*
Çünkü söz konusu “dijital terör” sınır tanımıyor.
İnternet alt kültürleriyle beslenen bu yeni nesil akım…
Bizim gençlerimizin de zihnini çelmeye çalışıyor.
Yeni bir güvenlik riski inşa ediliyor.

Sahadan toplanan veriler kıymetli.
Devlet aklı, sessizce yaklaşan büyük riskin farkında.
Dijital vatana sızmaya çalışan yeni nesil zehirle mücadele önemli.
*
Çünkü yeni nesil terör bağıra bağıra gelmiyor…
Sokaklarda gürültü patırtı çıkarmıyor.
Kimsenin yolunu kesip üzerine yürümüyor.
Sessizce sadece bir “tık” sesiyle içeri sızıyor.
*
Gelelim rapordaki ülkelerin durumlarına…
Batı aşırı sağcılığın kılık değiştirdiği en önemli merkezlerden.
Mesela İtalya…
Tam 20 vaka kayıtlara geçmiş.
Fiziksel şiddetten ziyade göçmen karşıtı propaganda ve mitingler etkin.
Artık eylemlerle değil gövde gösterileriyle “varız” diyorlar.
*
İspanya’da 16 vaka…
Burada farklı bir şey var: İvmecilik
Başka bir anlatımla: “Sistem karşıtlığı”
Yani yönetimi hedef alan beyaz-etnik milliyetçi bir düzen kurmayı savunan yaklaşım…
İspanya'da aşırı sağcılar göçmen nefretiyle devlet düşmanlığını birleştiriyorlar.
*
Almanya ve Hollanda vaka sayısında berabere…
11 vakaları var.
Almanya’da ivmecilik ve İslam karşıtlığı baskınken, Hollanda’da direkt göçmen karşıtlığı öne çıkıyor.
Avrupa’nın kucağına yeni nesil teröristler yerleşiyor.
*
Ve Hindistan…
6 vaka kayda geçmiş.
Vakaların tamamı doğrudan İslam karşıtlığı üzerine kurulu!
Sıfır tolerans, tamamen tek bir dini hedef alma mantığı.
*
Peki ya Avustralya?
Okyanusya’nın öbür ucunda 14 vaka.
Onlar da hem İslam düşmanlığı hem de ırksal/etnik nefreti aynı anda körüklüyor.
*
Bütün bu tablo bize neyi gösteriyor?
Dünyanın neresine giderseniz gidin…
Nefretin dili aynı.
Kimi ülkede ırkçılık kılığına giriyor, kiminde göçmen düşmanlığına, kiminde doğrudan İslam karşıtlığına…
Ama hepsinin beslendiği damar belli...
Yeni dünyada üretilen o dijital terörizm!