Ülkemizde vazgeçemediğimiz bir anlayışımız var: “Bir şey olmaz…”
Trafikte emniyet kemerini takmayız, “bir şey olmaz…”
Kırmızı ışıkta geçeriz, “bir şey olmaz…”
İş yerinde güvenlik önlemini erteleriz, “bir şey olmaz…”
Bir binanın kolonunda, taşıyıcı sisteminde, yapılan tadilatta da görüyoruz ki hep aynı rahatlık var: “Bir şey olmaz…”
Ta ki olana kadar.
**
Bugüne damgasını vuran gelişme, İstanbul Maltepe’de 1987 yılında inşa edilen 7 katlı bir binanın ilk üç katının çökmesi oldu.
Bu satırları yazarken 10 kişi enkazdan kurtarıldı. İki kişi de maalesef hayatını kaybetti. Enkaz altında kalanlara ulaşmak için ekipler saatlerdir büyük bir hassasiyetle çalışıyor. Binanın neden çöktüğü ise şu dakikalarda henüz net olarak bilinmiyor. Soruşturma sürüyor. Binanın mimarı ve şantiye şefi gözaltına alındı, yapı izin belgesinde imzası bulunan görevlilerin kimliklerinin belirlenmesine yönelik çalışmalar devam ediyor.
Dolayısıyla bugünden suçlu ilan etmek de hüküm vermek de doğru değil. Ama şu soruyu sormak zorundayız: Bir bina, deprem ya da başka bir doğal afet olmadan neden ayakta duramaz hale gelir?
Ve daha önemlisi; biz neden doğru soruları yalnızca başımıza bir bela geldiğinde sorarız?
**
Mesele denetimsizlik, boşvermişlik ve yıllardır hayatımıza yerleşen “bir şey olmaz” anlayışı…
Türkiye’de denetim konusunda garip bir alışkanlığımız var.
Denetimi çoğu zaman önleyici bir mekanizma olarak değil, olay yaşandıktan sonra devreye giren bir süreç olarak görüyoruz.
Kaza oluyor, denetim başlıyor. Yangın çıkıyor, eksikler araştırılıyor. Bina çöküyor, ruhsatlar ve projeler inceleniyor. İş kazası yaşanıyor, güvenlik tedbirleri gündeme geliyor. Trafikte büyük bir facia oluyor, kontroller sıklaştırılıyor.
Sonra zaman geçiyor…
Hafıza zayıflıyor.
Hayat eski düzenine dönüyor.
**
Oysa denetim, bir felaket yaşandıktan sonra suçlu bulmak için değil, felaket yaşanmadan önce önlemek için yapılmalı. “Bir şey olmaz” diyerek geçiştirdiğimiz her ihmal, bir gün karşımıza çok daha ağır bir bedelle çıkıyor.
Sözün özü; “Bir şey olmaz” dediğimiz yerde bazen çok şey oluyor. Keşke bunu öğrenmek için her seferinde birilerinin canıyla bedel ödemek zorunda kalmasak.