“Referans olduk…”
“70 üyemizi hâkim, savcı yaptık…”
“Bakanlık bize ayrıcalık tanıyor…”
Bu sözlerin sahibi, Ankara 2 No’lu Baro Başkanı Gökhan Ağdemir.
Canlı yayında, ekranların karşısında yaptı bu itirafı…
İnanamadınız, değil mi?
Ama söyledi!
Bizzat kendi ağzıyla, bir övünç vesilesiymiş gibi göğsünü gere gere ilan etti!

Tabii ki skandal patlayınca kıyamet koptu, tepkiler çığ gibi büyüdü.
Soruyorum size: Hukuk devletinde kabul edilebilir bir tarafı var mı bunun?
Neresinden tutsanız elinizde kalıyor!
Hani anayasal fırsat eşitliği?
Hani o dilimizden düşürmediğimiz liyakat esası?
Hani dirsek çürüten, kütüphanelerde sabahlayan, bileğinin hakkıyla o cübbeyi giymek için çabalayan pırıl pırıl genç hukukçuların emeği?
Açıklama baştan aşağı skandaldı.
Daha da vahimi; o baronun kendi tırnağıyla, hiçbir "referansa" ihtiyaç duymadan bir yerlere gelmiş, alnı açık bütün üyelerini de töhmet altında bıraktı.
Yani canlı yayında söylediği tek bir cümleyle hem yargı sistemine olan güveni yaraladı hem de kendi meslektaşlarını zan altında bıraktı.
*
Ertesi gün, o kontrolsüz güç gösterisinin faturası kesildi elbette.
Ağdemir, yaklaşan Ankara 2 No’lu Baro Başkan adaylığından çekilmek zorunda kaldı.
Bence olması gereken, atılması gereken en doğru adımdı.
Çok geçmeden doğru karar alındı.
*
Adaylıktan çekilmekle bu defter kapanıyor mu? Elbette hayır!
Şimdi herkesin kafasındaki sorular ortak:
Kaç ayrıcalıklı hâkim ve savcı var?
Kim bu ayrıcalıklı isimler?
Bakanlık bu skandal iddialara ne diyecek?
Baro üyelerinin kaçı bu durumdan haberdardı?
Sınavlar liyakatliyi belirlemek için yapılıyor mu?
Eğer liyakati kişileri referanslar belirleyecekse, o sınavlar niye var?
Bazen tek cümle her şeyi özetlemeye yetiyor.
Yaşanan bu olay, bir kelam-ı kibarı hatırlatıyor:
“Söz ağzından çıkana kadar senin esirindir. Ağızdan çıktıktan sonra sen onun esiri olursun!”
Lafı nerede, nasıl söyleyeceğini iyi bilmek gerekir…
Ders niteliğinde bir olay.
Siyasete de, bürokrasiye de, barolara da...