Ankara’da boşanma, nafaka ve velayet davalarında vatandaş en çok hangi adli süreçlerde zorlanıyor?

Ankara’da boşanma, nafaka ve velayet davalarında vatandaşlar hangi aşamalarda tıkanıyor, adli süreç neden yıllara yayılıyor, çocuk teslimi ve nafaka tahsilinde sistem neden işlemiyor, adliyedeki yoğunluk ve bilirkişi raporları aileleri psikolojik ve ekonomik olarak nasıl zorluyor?

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara’da boşanma, nafaka ve velayet davalarında vatandaş en çok hangi adli süreçlerde zorlanıyor?
EP
Esra Polat Editör

Ankara’da aile mahkemelerinde yürütülen boşanma, nafaka ve velayet davaları, artan dosya yükü ve karmaşık adli süreçler nedeniyle vatandaşları zorluyor. 

Çiftler, anlaşmalı boşanma protokollerinin reddi, çekişmeli davaların uzaması, nafaka tutarının belirlenmesi ve tahsilinde yaşanan sorunlar ile velayet ve kişisel ilişki düzenlemelerinde karşı karşıya geliyor. 

Özellikle Keçiören, Çankaya, Yenimahalle ve Sincan adliyelerinde yoğunluk artarken, çocukların psikolojik durumu ve ailelerin ekonomik çöküşü süreci daha da ağırlaştırıyor.

ANKARA’DA ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVALARI YILLARA YAYILIYOR

Ankara’da anlaşmalı boşanma mümkün olmadığında, çiftler çekişmeli davaya yöneliyor ve süreç bir anda ağırlaşıyor. Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporları, sosyal inceleme ve adli tatil derken, birçok dosya iki-üç yılı bulan bir takvime yayılıyor.

Taraflar, her duruşmada yeni delil veya tanık sunarak süreci uzatabiliyor; dosyaların savcılık, sosyal hizmet, icra gibi farklı birimlerle yazışmaları da bekleme süresini artırıyor. Avukatı olmayan vatandaşlar için dilekçe yazımı, delil toparlama ve usul kuralları başlı başına bir engel haline geliyor.

ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLLERİ SIKLIKLA REVİZE EDİLMEK ZORUNDA KALIYOR

Ankara’daki aile mahkemelerinde, anlaşmalı boşanma davalarında dahi protokollerin sıkça düzeltilmesi isteniyor. Nafaka miktarı, velayet düzenlemesi, mal paylaşımı ve kişisel ilişki saatleri gibi kalemler belirsiz veya çelişkili yazıldığında, hakimler taraflara yeniden düzenleme yükümlülüğü getiriyor.

Bu durum, “Hızlı boşanacağız” diye adliyeye gelen çiftlerin birden fazla kez duruşmaya girerek aylarca beklemesine neden olabiliyor. Avukat desteği olmayan taraflar, hukuki terimlerin ve zorunlu maddelerin ne olduğunu bilmediği için süreci hatalı başlatabiliyor.

NAFAKA TUTARININ BELİRLENMESİ GELİR TESPİTİNDE ZORLANIYOR

Ankara’da nafaka davalarında en önemli başlık, gerçek gelir tespitinin yapılamaması olarak öne çıkıyor. Kayıt dışı çalışan, gelirini düşük gösteren veya mal varlığını başkalarının üzerine yapan eşler nedeniyle, nafaka talep eden taraf adil bir tutara ulaşmakta zorlanıyor.

Mahkemeler, SGK kayıtları, vergi dairesi verileri ve banka hareketleri üzerinden araştırma yaptırsa da, eksik veya gizlenen gelir kalemleri tartışma yaratıyor. 

Artan hayat pahalılığıyla birlikte, yıllar önce belirlenen nafaka tutarlarının güncellenmesi için yeniden dava açma zorunluluğu da tarafları yoran başka bir süreç olarak karşılarına çıkıyor.

NAFAKA TAHSİLİ İCRA DOSYALARINDA SÜRÜNCEMEDE KALABİLİYOR

Nafaka kararı çıkmasına rağmen, ödemelerin düzenli yapılmaması Ankara’da sık görülen bir sorun. Nafaka borcunu ödemeyenler için icra takibi başlatılıyor; ancak borçlunun adres ve işyeri değişiklikleri, banka hesabı bulunmaması veya üzerine kayıtlı mal olmaması tahsilatı zorlaştırıyor.

Bazı durumlarda, nafaka borcunu ödemeyenler hakkında tazyik hapsi gündeme gelse de, bu süreç ayrı bir başvuru ve takip gerektiriyor. 

Vatandaşlar, her ay icra müdürlükleri ve mahkemeler arasında mekik dokumaktan şikâyet ediyor; özellikle çocuk nafakalarında gecikmeler, doğrudan çocuğun temel ihtiyaçlarını etkiliyor.

VELAYET VE KİŞİSEL İLİŞKİ KARARLARI ÇOCUK TESLİMİNDE UYGULANMAKTA ZORLANIYOR

Ankara’da velayet ve kişisel ilişki (görüş günü) düzenlemeleri, kağıt üzerinde net görünse de, sahada uygulanmasında sıkıntılar yaşanıyor. Çocuk teslimi sırasında taraflar arasında tartışma, manipülasyon veya “görüş günü engellenmesi” sıkça gündeme geliyor.

Şiddet iddiası bulunan dosyalarda, çocuk tesliminin uzman eşliğinde veya nezarethane türü güvenli alanlarda yapılması gerekse de, bu imkân her zaman sağlanamıyor. 

Çocuklar, anne-baba çekişmesi içinde kaldığında, Ankara’daki adli süreç yalnızca hukuki değil, ciddi bir psikolojik krize dönüşüyor.

UZMAN RAPORLARI VE SOSYAL İNCELEME SÜREÇLERİ SÜRECİ UZATIYOR

Velayet ve kişisel ilişki davalarında, Ankara’daki aile mahkemeleri sık sık pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacı raporlarına başvuruyor. Ancak bu raporların hazırlanması, randevu tarihleri ve kurumlar arası yazışmalar nedeniyle aylar sürebiliyor.

Bazı aileler, raporların yetersiz veya tek görüşmeye dayanarak hazırlandığını savunarak yeni rapor talep ediyor; bu da süreci daha da uzatıyor. Çocuğun görüşünün alınması, yaşına ve psikolojik durumuna göre değişirken, bu hassas süreçte yapılan hatalar, ileride yeni davaların kapısını aralıyor.

ADLİ YARDIM VE AVUKAT DESTEĞİNE ERİŞİM EŞİTSİZLİK YARATIYOR

Ankara’da ekonomik durumu yetersiz olan vatandaşlar için baronun adli yardım bürosu üzerinden ücretsiz avukat talep etme imkânı bulunsa da, herkes bu haktan haberdar değil. 

Başvuru için talep edilen belgeler, süreç ve bekleme süresi, bazı kişileri adli yardıma yönelmekten alıkoyuyor.

Avukatla temsil edilen taraf ile kendi başına hareket eden taraf arasında, dava stratejisi, delil sunumu ve usul hatalarından kaçınma anlamında ciddi fark oluşuyor. Bu durum, adalet algısını zedeliyor ve “İmkanı olan kazanıyor” duygusunu besliyor.

ŞİDDET VE KORUMA TEDBİRLERİ KARARLARINDA UYGULAMA AKSAKLIKLARI YAŞANIYOR

Boşanma süreciyle birlikte aile içi şiddet ve uzaklaştırma kararlarının gündeme geldiği dosyalarda, Ankara’da koruma tedbirlerinin alınması görece hızlı olsa da, sahada uygulanmasında aksaklıklar yaşanabiliyor. Kararların ilgili kolluk birimlerine geç ulaşması veya takibinin zayıf olması, mağdur tarafı tedirgin ediyor.

Bu dosyalarda, çocukların da şiddete tanık olması veya şiddet tehdidi altında kalması, velayet ve kişisel ilişki kararlarının yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor. 

Vatandaşlar, “Kağıt üzerinde koruma var ama pratikte kendimizi güvende hissetmiyoruz” diyerek sürece tepki gösteriyor.

UZMANLAR PSİKOLOJİK DESTEK VE ARABULUCULUK MEKANİZMALARININ GÜÇLENMESİNİ İSTİYOR

Aile hukuku alanında çalışan uzmanlar, Ankara’da boşanma, nafaka ve velayet süreçlerinin yalnızca hukuki değil, ciddi bir psikolojik yük olduğunu vurguluyor. 

Taraflara ve çocuklara ücretsiz veya düşük maliyetli psikolojik destek sunulması, çatışmayı azaltan arabuluculuk mekanizmalarının güçlendirilmesi öneriliyor.

Uzmanlar, “Her dava bir aile hikâyesi, sadece dosya değil” diyerek, Ankara’daki adalet sisteminin hem hız, hem de insani yaklaşım açısından güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor; vatandaşlara haklarını öğrenip süreci belgeyle yürütme çağrısı yapıyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa