Ankara’da sessiz gönüllülük ağı: Mama, kitap, yardım hareketi büyüyor
Ankara’da sokaklara mama bırakan, kitap toplayan, afette ilk koşan görünmez bir gönüllülük ağı mı var, yoksa şehir sessiz bir iyilik üssüne mi dönüştü?
Ankara’da sokak hayvanlarından afet yardımına, mahalle dayanışmasından kitap kampanyalarına uzanan geniş bir gönüllülük ağı, günlük hayatın içinde sessizce ama sistemli biçimde çalışıyor. Öğrenciler, emekliler, plaza çalışanları ve mahalle sakinleri, sosyal medya ve mesajlaşma grupları üzerinden organize olarak şehrin farklı noktalarında düzenli besleme, yardım ve dayanışma faaliyetleri yürütüyor.
ANKARA GÖNÜLLÜLÜĞÜ TARİHSEL BİR HAFIZA TAŞIYOR
Ankara, gri binaları ve bürokratik kimliğiyle anılsa da, Türkiye’nin en köklü sivil toplum hafızalarından birine sahip şehir olarak öne çıkıyor. Başkent olması nedeniyle sendikalar, meslek örgütleri, dernekler ve vakıflar açısından yoğun bir birikim barındıran kentte gönüllülük, yalnızca kriz anlarında değil, gündelik yaşamın olağan bir parçası olarak görülüyor. Mevzuat açısından da dernek ve vakıf kuruluşlarının merkezi yapılanmaları, karar organları ve temsilcilikleri Ankara’da toplanırken, bu yapıların çevresinde bağımsız ve esnek gönüllü inisiyatifler gelişiyor.
İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün rehberleri ve Dernekler Kanunu çerçevesinde, gönüllülerin yasal statüsü büyük oranda dernek ve vakıf şemsiyesi altında tanımlanırken, Ankara pratiğinde bunun yanında çok sayıda "resmi kaydı olmayan", tamamen güven ilişkisine ve mahalle dayanışmasına dayalı ağlar da dikkat çekiyor. Bu ağlar, hukuki olarak bir kurum adına işlem yapmaktan kaçınarak, bireysel bağış ve destek kültürüyle hareket ediyor.
MAMA BIRAKAN GÖNÜLLÜLER SERT KIŞLARDA HAYAT KURTARIYOR
Ankara’nın sert ve uzun kış koşulları, sokak hayvanları için hayati risk oluşturuyor. Bu risk, semt bazlı örgütlenen gönüllü gruplar tarafından önemli ölçüde hafifletiliyor. Özellikle ODTÜ ormanı, Hacettepe Beytepe kampüsü, İmrahor Vadisi ile Gölbaşı ve Mamak çevresindeki ıssız alanlarda, hafta sonları araç bagajları mama torbalarıyla dolu gönüllüler geziyor.
"Bağımsız gönüllüler" olarak anılan bu gruplar, nöbet listeleri oluşturarak belirli bölgelerde düzenli besleme yapıyor, veteriner kliniklerinde biriken tedavi borçlarını sosyal medya üzerinden yayılan dayanışma çağrılarıyla kapatmaya çalışıyor. Patiliköy gibi tamamen gönüllü emeği ve bağışıyla ayakta duran merkezlerde ise her hafta sonu onlarca kişi kulübe tamiri, temizlik ve bakım işlerine katılıyor.
Üniversite kampüslerinde de gönüllülük pratikleri yoğun. ODTÜ Hayvan Dostları (Haydos), Hacettepe Hayvanları Dostları (Haydok) ve benzeri öğrenci toplulukları, kampüs içi besleme, kısırlaştırma ve tedavi süreçlerini koordine ediyor. Bu yapılar, hem üniversite yönetimleriyle hem de yerel yönetimlerin veterinerlik hizmetleriyle mevzuata uygun işbirliği kurarak sistemli bir çalışma yürütüyor.

ANKARA’DA KİTAP TOPLAMA HAREKETİ KÜTÜPHANELERE DÖNÜŞÜYOR
Ankara’da kitap ve eğitim materyali odaklı gönüllülük, çoğunlukla belirli bir hedef üzerinden –bir köy okuluna kütüphane kurmak, mahallede okuma alanı açmak gibi– anlık fakat etkili kampanyalarla kendini gösteriyor. Kızılay ve Olgunlar Sokak çevresindeki sahaflarla temas kuran gönüllüler, askıda kitap uygulamalarıyla kullanılmayan kitapları köy okullarına yönlendiriyor.
Ankara Kent Konseyi (AKK), bu dağınık girişimler için önemli bir buluşma noktası haline gelmiş durumda. Kent Konseyi’nin Gençlik Meclisi ve ilgili çalışma grupları, yüzlerce gönüllüyü kitap, kırtasiye ve eğitim materyali bağışı etrafında buluşturuyor. Bu sayede, kentteki bireysel çabalar mevzuata uygun biçimde kayıtlı ve şeffaf projelere dönüşüyor; toplanan kitaplar ihtiyaç sahibi okullara, kütüphane kurmak isteyen köylere veya yeni açılan kültür mekanlarına yönlendiriliyor.
Sosyal medyada çok görünür olmak istemeyen, daha kapalı devre çalışan "Ankara anneleri" veya mezun grupları ise doğu ve güneydoğudaki okullara koli koli kitap, bot ve mont göndererek destek veriyor. Bu gruplar, kişisel verilerin korunması ve çocukların mahremiyeti gibi hukuki hassasiyetlere dikkat ederek, bağışçı ile ihtiyaç sahibi arasında köprü görevi görüyor.
YARDIMA KOŞAN AĞ AFETTE BİR SAATTE ORGANİZE OLUYOR
Ankara’daki gönüllülük ağının gücü, 6 Şubat depremlerinde belirgin biçimde ortaya çıktı. Resmi kurumların koordinasyon süreci devam ederken, kentteki spor salonları ve büyük kapalı alanlarda binlerce gönüllü, sabaha kadar yardım kolisi hazırladı. Bu süreçte, WhatsApp ve Telegram grupları üzerinden kurulan iletişim, merkezi bir komuta yapısı olmadan, hızlı ve esnek bir organizasyon sağladı.
Arama kurtarma alanında AKUT ve benzeri profesyonel ekipler, mevzuata uygun akreditasyon ve eğitim süreçleriyle çalışırken, sivil halktan oluşan gönüllü destekçiler lojistik, ayrıştırma, yükleme ve sahaya gönderim gibi alanlarda görev aldı. Gönüllülerin önemli bir kısmı, resmi görevlendirme ve sigorta süreçlerini göz önünde bulundurarak sahaya inmek yerine, Ankara’daki toplama ve sevkiyat merkezlerinde aktif olmayı tercih etti.
Bu ağ, bugün de sel, yangın gibi ani afetlerde bir saat içinde yeniden harekete geçebilecek kapasitede. Gruplar, hangi semtte hangi salonun toplanma noktası olacağı, hangi malzemelerin öncelikli toplanacağı konusunda daha önce yaşanan tecrübelerden beslenen bir refleks geliştirmiş durumda.

MAHALLE DAYANIŞMASI ASKIDA SİSTEMLERLE DERİNLEŞİYOR
Ankara’da özellikle pandemi döneminde güçlenen "komşum açken tok yatmam" anlayışı, bugün askıda fatura, askıda bilet, askıda yemek gibi uygulamalarla sürüyor. Muhtarlıklar, yerel dernekler ve mahalle inisiyatifleri, ihtiyaç sahiplerinin kimliğini ifşa etmeyen, mahremiyeti önceleyen sistemler kuruyor.
Gönüllüler, çoğu zaman hiç tanımadıkları kişilerin su, elektrik, doğal gaz faturalarını kapatıyor; toplu ulaşımda öğrenciler için askıda bilet uygulamalarına destek veriyor. Burada bilerek düşük görünürlük politikası izleniyor; yardım yapılan kişi değil, sürdürülebilir sistem ön plana çıkarılmak isteniyor. Bu yaklaşım, sosyal yardım mevzuatındaki "kişilik haklarının korunması" ilkesine de fiilen uygun bir gönüllülük pratiği oluşturuyor.
AHBAP, LÖSEV VE YEREL STK’LAR GÖNÜLLÜLÜĞÜ KURUMSALLAŞTIRIYOR
Haluk Levent’in kurduğu AHBAP’ın Ankara ayağı, kriz anlarında ve sosyal yardım projelerinde önemli bir rol oynuyor. Bu yapı, resmi dernek statüsüyle hareket ettiğinden, bağış süreçleri ve harcamalar şeffaflık ilkeleri doğrultusunda kayıt altına alınıyor. Başkentte yer alan LÖSEV gibi büyük sivil toplum kuruluşları da hem kendi gönüllü ağlarını yönetiyor hem de Ankara’daki genel gönüllülük kültürünü besleyen eğitim, seminer ve farkındalık çalışmaları yürütüyor.
Öğrenciler, genç profesyoneller ve emekliler için gönüllülük, yalnızca yardım etmekten ibaret değil; aynı zamanda sosyal çevre oluşturma, mesleki ve kişisel gelişim sağlama aracı olarak görülüyor. Bu nedenle Ankara’da gönüllülüğe katılım, dönemsel kampanyalar dışında da süreklilik taşıyan bir "yaşam biçimi" olarak tanımlanıyor.

ANKARA GÖNÜLLÜLÜK EKOSİSTEMİ ÇOK KATMANLI ÇALIŞIYOR
Ankara’daki gönüllülük ağları; sokak hayvanları, eğitim, gıda-eşya dayanışması ve afet gibi başlıklarda çok katmanlı ve birbirini besleyen bir yapı sergiliyor.
Buna göre:
Sokak hayvanları alanında öğrenciler, plaza çalışanları ve emekliler nöbetleşe besleme, sahiplendirme ve klinik borcu kapatma faaliyetleriyle öne çıkıyor; sosyal medyada görünürlükleri yüksek oluyor.
Eğitim ve kitap alanında üniversite kulüpleri ve Ankara Kent Konseyi, proje bazlı kampanyalarla orta düzeyde kamuoyu ilgisi topluyor.
Gıda ve eşya paylaşımında mahalle inisiyatifleri ve yerel halk, imece usulü ve askıda uygulamalar üzerinden, düşük profil ama yüksek etki yaratan bir çalışma yürütüyor.
Afet ve acil durumda ise akredite arama kurtarma ekipleri ile sivil gönüllüler, mesajlaşma grupları sayesinde anlık olarak çok yüksek görünürlüğe ulaşıyor.
Tüm bu tablo, Ankara’nın sokaklarında, kampüslerinde ve mahalle aralarında görünmeyen ama güçlü bir iyilik ağı bulunduğunu gösteriyor. Şehre yeni gelenler için bu ağa katılmanın eşiği oldukça düşük: Bir paket mama alıp en yakın parka gitmek, semtteki bir üniversite topluluğuna mesaj atmak veya Ankara Kent Konseyi’nin kapısını çalmak, bu büyük gönüllü ekosistemine dahil olmak için yeterli görülüyor.