Her 4 çocuktan 1'i kilolu veya obez
Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Kliniği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayşe Derya Buluş, çocukluk çağı obezitesinin önlenmesinde sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve ekran süresinin sınırlandırılmasının önemine dikkat çekti.
Okunma Süresi: 2 dakika 50 saniye
Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Kliniği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayşe Derya Buluş, çocukluk çağında giderek yaygınlaştığını belirttiği obeziteye karşı aile ve okulların sorumluluklarına dikkat çekti. Buluş, obezitenin temelinde alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olmasının bulunduğunu belirterek, yüksek kalorili ve sağlıksız beslenme ile fiziksel aktivitenin yetersiz olduğu yaşam tarzının önemli risk faktörleri arasında yer aldığını ifade etti.
Türkiye’de çocukluk çağı obezitesinin arttığını belirten Buluş, “Her dört çocuktan birinin fazla kilolu veya obez olduğunu görmekteyiz” değerlendirmesinde bulundu. Buluş, bu nedenle yalnızca obezitenin tedavisine değil, hastalığın ortaya çıkmasını önlemeye yönelik çalışmalara da önem verilmesi gerektiğini söyledi.

SAĞLIKLI BESLENME ALIŞKANLIĞI ERKEN YAŞTA KAZANDIRILMALI
Çocukluk çağı obezitesinde aile öyküsünün de önemli bir risk faktörü olduğunu belirten Buluş, bununla birlikte beslenme alışkanlıkları ve yetersiz fiziksel aktivitenin de önemli rol oynadığını kaydetti. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının erken yaşlarda kazandırılması gerektiğini vurgulayan Buluş, bebeklik döneminden itibaren doğru beslenmenin önemine işaret etti.
Buluş, ilk altı ay yalnızca anne sütüyle beslenmenin çocukluk çağı obezitesinin önlenmesinde önemli bir faktör olduğunu belirterek, yüksek protein içeren mamalar, şekerli gıdalar, paketli ürünler ile hazır ve hızlı tüketilen yiyeceklerden mümkün olduğunca uzak durulmasını önerdi. Ailelerin de çocukların beslenme düzeninde örnek olması gerektiğini belirten Buluş, evde hazırlanan taze ve dengeli öğünlerin tercih edilmesini, şekerli içecek ve tatlı tüketiminin ise sınırlandırılmasını istedi.
EKRAN SÜRESİ ARTTIKÇA HAREKETLİLİK AZALIYOR
Çocukluk çağı obezitesinde televizyon, tablet, telefon ve bilgisayar karşısında geçirilen sürenin artmasının da önemli bir risk oluşturduğunu belirten Buluş, uzun ekran kullanımının fiziksel aktiviteyi azaltabildiğini söyledi.
Buluş, çocukların ekran başında geçirdiği sürenin sınırlandırılması ve açık havada oyun ile fiziksel aktiviteye yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Ekran karşısında geçirilen sürenin yanı sıra bu sırada sağlıksız yiyecek ve içecek tüketiminin de artabildiğine dikkat çekti. Küçük yaş grubundaki çocuklarda ekran kullanımının mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini belirten Buluş, daha büyük çocuklarda ise ekran süresinin kontrollü biçimde düzenlenmesini önerdi.

OKULLARDA HAREKETLİ YAŞAM DESTEKLENMELİ
Çocukların fiziksel aktivite alışkanlığı kazanmasında okullara da görev düştüğünü belirten Buluş, uygun hava koşullarında beden eğitimi derslerinin mümkün olduğunca açık alanlarda yapılmasını önerdi.
Teneffüslerde çocukların oyun oynamalarının ve hareket etmelerinin teşvik edilmesi gerektiğini ifade eden Buluş, beden eğitimi derslerinde de öğrencilerin aktif şekilde spor yapmasının sağlanması gerektiğini kaydetti.
“AİLELER ÇOCUKLARIYLA BİRLİKTE HAREKET ETMELİ”
Çocukların fiziksel aktivitesinin artırılmasında ebeveynlerin rolüne de dikkat çeken Buluş, ailelerin çocuklarına davranışlarıyla örnek olması gerektiğini belirtti.
Ailece yürüyüş yapılabileceğini ve açık havada çeşitli aktivitelerin gerçekleştirilebileceğini söyleyen Buluş, haftada birkaç gün 20-30 dakikalık tempolu yürüyüş gibi basit egzersizlerin yaşam tarzının bir parçası haline getirilebileceğini ifade etti.

OBEZİTE SADECE KİLO FAZLALIĞI DEĞİL
Çocukluk çağı obezitesinin yalnızca kilo fazlalığından ibaret olmadığını belirten Buluş, durumun ilerleyen dönemlerde çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkili olabileceğini söyledi.
Buluş ayrıca obezitenin çocukların psikososyal yaşamını da etkileyebildiğini belirtti. Akranları tarafından dışlanma veya olumsuz tutumlarla karşılaşan çocukların içe kapanabileceğini ve fiziksel aktivitelerinin daha da azalabileceğini ifade eden Buluş, bunun hareketliliğin azalması ve beslenme düzeninin bozulmasıyla bir kısır döngü oluşturabileceğine dikkat çekti.
“OBEZİTENİN ÖNLENMESİ TEDAVİSİ KADAR ÖNEMLİ”
Obezitenin önlenmesinin tedavisi kadar önemli olduğunu vurgulayan Buluş, çocukların sağlıklı beslenmesi, düzenli fiziksel aktivite yapması ve ekran karşısında geçirdiği sürenin kontrol altında tutulması gerektiğini söyledi.
Ailelerin yanı sıra sağlık çalışanları ve okulların da obeziteyle mücadelede sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Buluş, çocukların hareketli bir yaşam sürmesinin desteklenmesinin önemini vurguladı.
FAZLA KİLOLU ÇOCUKLAR SAĞLIK KURULUŞUNDA DEĞERLENDİRİLMELİ
Fazla kilolu veya obez olduğu düşünülen çocukların ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Buluş, bu çocukların gerekli değerlendirme, tetkik ve tedavi açısından bir sağlık kuruluşuna başvurmalarını önerdi.
Buluş, obeziteyle mücadelede yalnızca mevcut durumun tedavisine değil, çocukluk döneminden itibaren hastalığın önlenmesine yönelik yaklaşımlara da ağırlık verilmesi gerektiğini ifade etti.