Cumhur İttifakı’nda işler tam manasıyla tıkırında mı?..
Liderlerin, karşılıklı iltifatlaşmalarına bakarsanız, öyle görünüyor…
Ankara siyasetinde ise içerik görüntüyle her zaman aynı değildir. Şimdi, bunu çekiştirip farklı yorumlara gitmeyin!.. “Ortaklar arasında pürüz var” demiyorum. “Anlaşamadıkları bazı hususlar var” diyeceğim ve takdiri de siz Ankara Masası okurlarına bırakacağım…
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasındaki komplimanlar geçtiğimiz Salı ve Çarşamba günlerinin ana gündem maddeleriydi. Görüntü, kırmızı ve beyaz güller eşliğinde böyleydi. İçerik kısmını ise Bahçeli’nin Meclis grup toplantısında “yasamada MHP” çıkışı sonrasında tekrar gözden geçirelim;
Ortalıkta dolaşan yolsuzluk dosyaları eşliğinde dünden beri (Perşembe) MHP kanadından üst üste gelen çarpıcı mesajlar dikkat çekiyor;
Fon krizine ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı TBMM’nin dünkü Genel Kurul oturumunda, TBMM Başkanvekili MHP’li Celal Adan, oldukça yüksek bir ses tonu ve sert ifadelerle şu değerlendirmeyi yaptı:
“Hırsız, arsız kim varsa, bu milletin parasını kim çalmışsa, kim çalınmasına vesile olmuşsa şerefsizdir, adidir, namussuzdur.”
Meclis’te Genel Kurul oturumlarını yöneten başkan vekillerinin böyle güncel ve hararetli çıkışları pek alışageldik bir durum değildir. Bir de şöyle düşünün. Celal Adan, MHP büyüklerindendir. Bahçeli’ye sadakati asla tartışılamaz bir konudur. Ve Devlet Bahçeli de Adan için, “Celal Adan’ın sözleri bizim sözlerimizdir” der.
Yine Devlet Bahçeli’ye çok çok yakın isimlerden MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın şu mesajı sosyal medya üzerinden duyuldu:
“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen fon soruşturmasına konu koordineli işlemlerle, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonda 455.758 yatırımcıyı organize şekilde dolandıran failler hakkında gerçek içtima uygulanarak her bir eylem için ayrı ayrı cezalandırılmalı, ceza hukukunun ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır’ temel kuralı akıldan çıkarılmamalı.”
Devlet Bahçeli’nin çok yakın dostu Mümtaz’er Türköne’nin dün Medyascope için kaleme aldığı “Çözüm süreci ve borsa soygunu” başlıklı yazı çok dikkat çekiciydi. Türköne şöyle diyor:
“Hiçbir güç, hiçbir operasyon bu çirkin manzaranın üzerine bir çuval geçirip gizleyemez. AKP, bu ağır yükün altında ezilir, geriye kalanlar asfalttan kazınsa da çıkmaz.
Bu soygun bir iktidar değişiminin açık gerekçesi olacak.”
Yazının sonunu da şöyle bağlıyor Mümtaz’er Türköne:
“Borsa soygunu skandalının patlaması çözüm süreci üzerindeki art niyetli baskıları ve ayak sürümelerini azaltacak. İktidarın hukuk dışı gücü ve etkinliği giderek zayıflayacak. 25 yıllık siyasî tahakkümün yıprattığı devletin kurumsal gücü ve refleksleri yeniden hayatiyet kazanacak.
En önemlisi de, çıkmayan candan umut kesmeyen iktidar muhipleri, cenazeyi usulünce kaldırmak ve muhalefet dönemine hazırlanmak için daha uzlaşmacı ve azalmış bir kibirle çevreleri ile iletişim kurmak zorunda kalacaklar.”
***
Geldik bugüne (Cuma)…
Başkent Ankara’nın derin koridorları öğle saatlerine doğru, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın cuma mesajı ile sallandı. Ayrıntıları aşaağıdaki haberimize buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.
Feti Yıldız’ın, “Hz. Ömer'in Kadı Ebu Musa'ya 1400 yıl önce gönderdiği mektup muhakeme hukuku için çok önemli bir vesikadır” mesajı çok manidar!..
“İnsanlar arasında sulh yapılması caizdir; ancak helali haram, haramı da helal kılacak bir sulh câiz değildir.”
“Hakkını iddia eden bir kimseye, delilini ikame edecek kadar bir müddet ver.”
“Muhakeme esnasında, insanlara karşı gazab ve hiddetten, bağırıp çağırmaktan, can sıkıntısından, davalıları incitmekten, duruşma esnasında garip davranışlardan sakın.”
***
Feti Yıldız’ın bu mesajını sakın ha, klasik “hayırlı Cumalar” mesajı olarak görmeyin.
Başkent Ankara’nın siyasi kulislerinden edindiğim bilgilere göre, diyebilirim ki: Bu buzdağının görünen yüzü!.. Mesajın adresi gayet net!..
Yazının flaşını sonuna saklamıştım;
AK Parti ve MHP kaynaklarımdan aldığım bilgiler ışığında gidişatı bu saatler itibarıyla şöyle özetleyebilirim;
İktidar ortaklarının anlaşamadığı nokta:
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Önce (Terörsüz Türkiye süreci) çerçeve yasanın gerektirdiklerini halledelim. Sonra seçim ve yeni Anayasa” diyor.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Önce yeni Anayasayı yapalım. Seçimden sonra çerçeve yasa” diyor.